Başta nedir, Başta ne demek

Başta; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.

  • İlk olarak.
  • Özellikle

"Başta" ile ilgili cümleler

  • "Arabacı mola verdiği zaman başta o büyük kızla büyük oğlan olmak üzere çocuklar aşağı atladı." - O. C. Kaygılı

Başta kısaca anlamı, tanımı:

Başta gelmek : Önde olmak, üstün durumda olmak.

Başta gitmek : En ileri durumda bulunmak.

Baştaban : Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu bölüm.

Baştabip : Başhekim.

Baştabiplik : Başhekimlik.

Baştan : Başından alarak, bir kez daha, yeniden.

Baştan aşağı : Tamamen.

Baştan başa : Başından sonuna kadar, bir uçtan bir uca. Tamamen, bütünüyle.

Baştan savma : Üstünkörü.

Baştan savmacılık : Baştan savmacı olma durumu.

Baştan sona : Daima, her zaman. Tamamen, tamamıyla.

Baştanımazlık : Baştanımaz olma durumu.

Baştankara : Ötücü kuşlar takımının baştankaragiller familyasından, Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya'da yaşayan, böcek yiyerek tarıma yararlı olan, oldukça kısa, güçlü ve sivri gagalı, çeşitli renklerde olabilen bir tür kuş (Parus major).

Baştankaragiller : Omurgalı hayvanların ötücü kuşlar takımından yüz kadar kuş türünü içine alan geniş bir familya.

 

Baştarda : Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi türü.

Acıklı başta akıl olmaz : "büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler" anlamında kullanılan bir söz.

Akıl yaşta değil baştadır : "akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Baht olmayınca başta ne kuruda biter ne yaşta : "kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Balık baştan avlanır : "bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Balık baştan kokar : Bir işte aksaklığın başta olanlardan kaynaklandığını anlatan bir söz.

Bir baştan bir başa : Bir yerin bir sınırından öbür sınırına kadar.

Değirmen iki taştan muhabbet iki baştan : "karı koca arasında karşılıklı sevgi bulunmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

El elde baş başta : Elde bulunan her şeyin tükendiğini anlatan bir söz.

İki baştan olmak : Bir şey, her iki tarafın aynı şeyi istemesiyle, iyi niyetiyle gerçekleştirilebilmek.

İyilik iki baştan olur : "birbiriyle ilişkileri bulunan iki kişinin iyi geçinebilmeleri için yalnızca birinin iyi olması yetmez" anlamında kullanılan bir söz.

Sil baştan : Önceden yapılanlar göz önüne alınmadan, yeniden.

Suyu baştan kesmek : İşin aslı üzerinde kesin bir şey söyleyip ayrıntılarını konuşmaya gerek duymamak.

Yeni baştan : Baştan başlayarak, yeniden.

İlk : Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni. Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı. Birinci olarak, en başta.

 

Özellikle : Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus, mahsusen.

Başta böyük : Zekâ, akıl ve tedbir bakımından üstün kimse: Ben yaşta böyüğüsem sen de başta höyüksün.

Başta gavak yilleri esmek : Toyca hülyalar beslemek, başında kavak yeli esmek.

Başta taşımak : çok saygı göstermek.

Başta tutuş : Kolların, eller baş üstünde karşılaşmak üzere dirseklerden bükülü tutulduğu durum. Bu durumda dirsekler vücudun alın yüzeyinde bulunur.

Başta ünlü türemesi : [Bakınız: ön seste ünlü türemesi] Azerbaycan Türkçesi: proteza ~ säs artımı; Türkmen Türkçesi: proteza; Gagauz Türkçesi:proteza; Özbek Türkçesi: soz bόşida unli όrttiriş; Uygur Türkçesi: proteza ~ (D.Uyg.) söz beşidasozuq tavuşniň päyda bolup qelişi; Tatar Türkçesi: suzıklarnın östälüe ~ suzıq östälü ~proteza; Başkurt Türkçesi: proteza; Kmk: proteza ~ söznü başına sozuk awazın gelmeği;Krç.-Malk.: proteza; Nogay Türkçesi: proteza; Kazak Türkçesi: proteza; Kırgız Türkçesi: proteza (ündüü);Alt:: proteza; Hakas Türkçesi: proteza; Tuva Türkçesi: proteza; Şor Türkçesi: proteza; Rusça: proteza

Başta ünsüz türemesi : [Bakınız: ön seste ünsüz türemesi] Azerbaycan Türkçesi: proteza ~ säs artımı; Türkmen Türkçesi: proteza; Gagauz Türkçesi:proteza; Özbek Türkçesi: soz bόşida undόş όrttiriş; Uygur Türkçesi: proteza ~ (D. Uyg.) söz beşidaüzük tavuşniň päyda bolup qelişi; Tatar Türkçesi: tartıqlarnıň östälüe ~ tartıq östälü ~proteza; Başkurt Türkçesi: proteza; Kmk: proteza ~ söznü başına tutuk awaznı gelmegi;Krç.-Malk.: proteza; Nogay Türkçesi: proteza; Kazak Türkçesi: proteza; Kırgız Türkçesi: proteza (ünsüz);Alt:: proteza; Hakas Türkçesi: proteza; Tuva Türkçesi: proteza; Şor Türkçesi: *proteza; Rusça: proteza

Başta bulunmak : bir işin yöneticisi olmak.

Başta yeğinlik vurgusu : Bazı dillerde bir çeşit şartlı vurgusu.

Baştahsız : İşini gücünü bilmeyen, derbeder, serseri.

Baştak : Müstakil (ev). Başı açık. Tek başına, yalnız, kimsesiz, çoluğu çocuğu olmayan. Başbuğ. Başıboş, işsiz güçsüz, yaramaz, haylaz (çocuk). 4.bk. başlak (I)-1.

Başta ile ilgili Cümleler

  • Tom'un yanıtı baştan savmaydı.
  • Başta her şey zor görünüyordu.
  • İlk başta gergindim.
  • Başta herkes onun masumiyetine kanmıştı.
  • Başta ona inanmadım.
  • Bu kitabı baştan sona kadar oku.
  • Başta bunun aptalca bir fikir olduğunu düşündüm fakat sonunda bunun ne iyi bir fikir olduğunu fark ettim.
  • Başta inanmıştım ona.
  • Başta onu sevmemiştim ama şimdi seviyorum.
  • Sadece bunu baştan sona konuşalım.
  • Tom'un yanıtı çok baştan savmaydı.
  • İlk başta gergindim ama yavaş yavaş daha rahatladım.
  • En başta neden gitmeye razı olduğumu bilmiyorum.
  • Başta onların hasta olduğunu düşündüm.

Diğer dillerde Başta anlamı nedir?

İngilizce'de Başta ne demek? : adj. ahead

adv. first, foremost, in the first instance, at the outset, for starters

Fransızca'da Başta : en tête

Almanca'da Başta : adv. vorauf

Rusça'da Başta : adv. сначала, первоначально