Bad weather türkçesi Bad weather nedir

  • Kötü hava.
  • Çepel.
  • Soğukluk.
  • Kötü hava şartları.
  • Kötü hava koşulları.
  • Açık hava faaliyetleri için uygun olmayan hava.
  • Sert ve ağır hava.
  • Sertlik.

Bad weather ile ilgili cümleler

English: The bad weather delayed the plane's departure by two hours.
Turkish: Kötü hava uçağın kalkışını iki saat geciktirdi.

English: The bad weather marred the ceremony.
Turkish: Kötü hava törene zarar verdi.

English: The bad weather delayed the plane.
Turkish: Kötü hava uçağı geciktirdi.

English: For this bad weather I don't feel like going out.
Turkish: Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.

English: The bad weather affected his health.
Turkish: Kötü hava sağlığını etkiledi.

Bad weather ingilizcede ne demek, Bad weather nerede nasıl kullanılır?

Bad : Şanssızlık. Fena. Bozuk. Rahatsız. Küfürlü. Terbiyesiz. Batak. Yetersiz çelgi. Zarar.

Weather : Güneş yağmur vb nedenlerle solmak veya aşınmak. Rengini değiştirmek. Havalandırmak. Kurutmak. Hava etkisine tutmak. Çatlatmak. Yalpalamak. Kötü havaya karşı dayanıklık göstermek. Rengi solmak. Hava durumu.

Bad actor : Kötü aktör. Hırçın veya huysuz veya uyumsuz veya sorun çıkaran kişi.

Bad air : Kirli hava. Temiz olmayan hava. Kirlenmiş hava. Kötü hava.

 

Bad axe : Michigan'da (abd) bir şehir. Michigan eyaletinde şehir.

Bad bargain : Kötü işlem. Kötü pazarlık. Avantajlı olmayan pazarlık.

Bad back : Bel sorunu. Sırt ağrısı.

İngilizce Bad weather Türkçe anlamı, Bad weather eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bad weather ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chill : Soğutmak (yiyecek veya içecek). Ürpertmek. Titreme. Ürperti. Sertleşmek. Üşütücü. Soğutmak. Üşütmek. Üşümek.

Foul weather : Hoşa gitmeyen hava.

Apathies : İhmal. Apati. Duygusuzluk. Lakayıtlık. Alakasızlık. İlgisizlik. Hissizlik. Umursamazlık. Cansızlık. Uyuşukluk.

Abruptness : Tutarsızlık. Terslik. Diklik. Acele. Kısa ve ters oluş. Sarplık. Anilik. Kabalık.

Filths : Kirlilik. Bozuk ağız. Açık saçıklık. Pasak. İğrenç. Murdarlık. Müstehcen film. Pislik. Püsür.

Austerities : Güçlük. Haşinlik. İdare. Azla yetinme. Tasarruf. Ciddiyet. Kanaatkarlık. Kemer sıkma. Katılık.

Mucked : Pislik. Gübre. Bataklık toprağı. Çamur. Yaş gübre. Kir. Pisletmek. Bataklık çamuru. Gübrelemek.

Chillness : İlgisizlik. Serinlik.

Colds : Soğukkanlı. Soğuk algınlığı. Nevazil. Üşüme. Bürudet. Soğuk. Nezle. Soğukalgınlığı. İngin.

Muds : Kahve. Batak toprak. Kötü söz veya iftira. Plastik astar gereci. Balçık. Çamur.

Bad weather synonyms : acrimonies, bleakness, angularness, coldness, griming, acrimony, mires, bitterness, bush, acerbity, mud, brusqueness, dark, apathy, darks, clamminess, filth, mire, brusquerie, coolness, miring, distance, asperity, distantness, fishiness, acerbities, chilliness, cold, asperities, abrasiveness, austerity, rigors of the weather, muck.