Çepel nedir, Çepel ne demek

"Çepel" ile ilgili cümleler

  • "Üzümün çepelini ayıkladı."
  • "Şu saatte kar yağıyordur, daha fenası hava çepeldir, sokaklar çamurludur." - R. H. Karay

Yerel Türkçe anlamı:

Toz, saman, yoz tohumlarla karışık hububat.

Bulaşık.

Yağmurlu, bozuk hava.

Çalı çırpı, çor çöp.

Çamur, pislik, bulaşık, kir.

Engebeli arazi: Bu yol çok çepel.

Dişi hayvanların üreme organlarının çıkardığı beyaz renkli salgı.

Diğer sözlük anlamları:

Bataklık

Kirli, pis, murdar.

Pislik.

Çepel tanımı, anlamı:

Çepelleme : Çepellemek işi.

Çepellemek : Karıştırıp bozmak. Çepel duruma getirmek.

Çepellenmek : Çepelli duruma gelmek. Karışıp bozulmak.

Çepelli : İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunan.

Çepellilik : Çepelli olma durumu.

Bulaşık : Düzensiz, karışık. İz, etki, kalıntı. Kirli. Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak. Yapışkan, sulu.

Çamur : Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç. Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse).

Pislik : Kir. Başkalarına zarar veren kimse. Kötü durum. Pis olma durumu. Kötü, zararlı davranış veya iş. Dışkı, necaset.

 

Ürün : Eser. Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey. Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Yabancı : Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Başka bir milletle ilgili olan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Tanınmayan, bilinmeyen, yad. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan.

Madde : Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Bir cismi oluşturan öge, öz. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Duyularla algılanabilen nesne. Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Para, mal vb. ile ilgili şey.

Kir : Şehir ve kasabaların dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer, dağ bayır. Beyazla az miktarda siyah karışmasından oluşan renk. Bu renkte olan.

Çalı çırpı : Kolayca ateş yakmaya yarayan ince ve kuru ağaç dalı, kuru ot vb. şeyler.

Çırpı : Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi. Dal, budak kırpıntısı.

Bozuk : Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık. Bozulmuş olan. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz.

 

Kapalı : Gizli, saklı. Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. İçe dönük yaradılışta olan. Geçilmez durumda olan. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Bulutlu, karanlık (hava). Açık olmayan (giyecek). Başı örtülü (kadın). Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan.

Çepel eylemek : Kirletmek

Çepel illeti : Bel soğukluğu hastalığı

Çepelek : Göz çapağı.

Çepeli mürt : Namusluca.

Çepellenme : Çepellenmek işi.

Çepelleşmek : Pisleşmek. Bir şeye engel olmak. Karmakarışık olmak: Tohumu iyi, çok ama, mahsul çepelleşmiş.

Çepellik : Yağmurlu, bozuk hava. Çamurlu, kirli yer. Çalılık.

Çepelluk : Kapalı, yağmurlu: Hava çepelluktur.

Çepelsiz : İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunmayan.

Diğer dillerde Çepel anlamı nedir?

İngilizce'de Çepel ne demek? : dirty; flithy

Almanca'da Çepel : n. Kehricht, Müll, Abfall, Beimischung, Beimengung, Zusatz

Rusça'da Çepel : n. мусор (M), примесь (F)

adj. грязный, засоренный