Kir nedir, Kir ne demek

Kir; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isimmecaz olarak kullanılır.

  • Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik
  • Utanılacak durum, leke, şaibe.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kır, bayır.

Kir ile ilgili Cümleler

  • “Yanaklarında yer yer kirle karışmış gözyaşı var.”
  • "Onun üzerinde herhangi bir kir buldun mu?" "Hayır, o tertemiz."
  • Yerden kir kazıyabilirsin.
  • Ali kir ve pislikle kaplı.

Kir ile ilgili Atasözü veya Deyim

(bir şey) kir götürmek : kirini belli etmeyecek bir renkte olmak.

(bir şey) kir tutmak : kirini hemen belli edecek bir renkte olmak, çok kirlenmek.

(bir şeyi) kir götürmek : bir şey çok kirli olmak.

Kir anlamı, kısaca tanımı

Kir pasak : Pis, çirkin, pasaklı

Yüze kir gelmek : Namus lekelenmek, yüzü kara olmak, utanacak duruma düşmek.

Yüze kir getirmek : Mahcup etmek, utanacak duruma düşürmek, yüzünü kara etmek.

Yüzü kir olmak : Yüzü kara olmak.

Kir pas : Kir.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Pislik : Kir. Dışkı, necaset. Pis olma durumu. Başkalarına zarar veren kimse. Kötü durum. Kötü, zararlı davranış ya da iş.

Birike : Hazine, mahzen, sarnıç.

Bayır : Küçük yokuş, belen, kıran, şev.

Şaibe : Art düşünce. Kir, leke. Hile. Eksiklik, kusur, ayıp.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

 

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Leke : Kirliliği gösteren iz. Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm. Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe. Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Kipsel yönetilen anlamı nedir?

İngilizce'de Kipsel yönetilen ne demek ? : modally dominated expression