Bandage türkçesi Bandage nedir

Bandage ile ilgili cümleler

English: Ali put a bandage on Mary's cut.
Turkish: Ali Mary'nin kesiğine bir bandaj koydu.

English: Ali put a bandage on Mary's finger.
Turkish: Ali Mary'nin parmağına bir bandaj koydu.

English: Ali put a bandage on Mary's arm.
Turkish: Ali Mary'nin koluna bandaj yapıştırdı.

English: Mother put a bandage on Jim's cut.
Turkish: Annem Jim'in kesiğine bir bandaj koydu.

English: I've broken my arm, so I have to wear a bandage for the whole week.
Turkish: Kolumu kırdım, bu nedenle bütün hafta boyunca bandaj takmak zorundayım.

Bandage ingilizcede ne demek, Bandage nerede nasıl kullanılır?

Bandage case : İlk yardım kutusu.

Adhesive bandage : Plaster. Yara bandı.

Carpal flexion bandage : Bileği büken bandaj. Karpal fleksiyon bandaj.

Cast bandage : Kırığın tespitinde alçılı materyaller kullanarak sargı uygulama. Alçılı sargı.

Elastic bandage : Elastik bandaj. Elastiki sargı bezi. Elastik sargı bezi. Ufak kesikleri sarmak için kullanılan ve küçük bir gazlı pedi olan küçük yapışkan şerit.

Robert jones bandage : Büyük ve küçük hayvanlarda cerrahi işlem öncesi kırıkları geçici olarak korumak, bacağa destek sağlayıp ödem oluşmasını engellemek veya yumuşak doku hasarını sağıtmak amacıyla pamuk ve sargı bezi kullanılarak yapılan hafif bir bandaj türü. Robert-jones bandajı.

 

Bandaged : Bandajlı. Bağlamak. Sarılı. Sarmak. Bandajlamak. Sargılı.

Bandaging : Sargı yapma işi. Bandaj sarma. Bandajlayarak. Sarma. Sargılama. Bandajlama. Bandaj uygulama işi. Bandajla sarma.

Varicose bandage : Varis çorabı.

Bandages : Bandajlamak. Bağlamak. Sarmak.

İngilizce Bandage Türkçe anlamı, Bandage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bandage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cincturing : Kuşatmak. Çevrelemek. Kuşak. Kemer. Pervaz.

Dressing : Dolma harcı. Apre. Pervaz. Kuklayı giydirme işi. Yapının dış kısmı. Kukla giydirme. Pansuman. Terbiye. Giydirme.

Abdominal fat necrosis : Karın yağı nekrozu. Karın içi yağ nekrozu.

Gauzes : Gaz bezi. Tülbent. Gazlı bez. Şeffaf. Bürümcük. Şilebezi. Pus. Tül. Şile bezi.

Abdomen : Batın. Abdomen. Böcek gövdesinin alt kısım. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Karın (böcek gövdesinde). Karın. Karnın altı.

Convolve : Evriştirmek. Yuvarlamak. Birlikte kıvırmak. Bobin haline gelmek. Birbirine sarmak.

Alliances : Birleşme. Pakt. İttifak. Dünürlük. Birlik. Anlaşma. Antlaşma. Akrabalık.

Lints : İplik tiftiği. Keten tiftiği. Yaraları sarmak için kullanılan yumuşak bir madde. Pamuk tiftiği. Kumaş tiftiği. Hav. Pamuk tiftiğini ayıklamak.

Spool : Kangal. Yumak. Bobin. Makaraya sarmak. Makara. Masura. Kuyruk. Piston.

 

Coil up : Bukle yapmak. Kıvrılmak. Dolanmak. Bobin sarmak. İleriye yanaşma. Kangal yapmak. Mesafeleri kapatma. Sarılmak.

Bandage synonyms : plaster bandage, scarf bandage, triangular bandage, oblique bandage, compression bandage, roller bandage, capeline bandage, immovable bandage, four tailed bandage, dress a wound, truss, alliance, swathed, besets, begirt, fasciae, tourniquet, dress, gauze, affiliating, swathes, cincture, sling, ammunition clip, belt, abdominal pain, band, encircle, affiliate, astrict, enwrap, abamectin, cinctured.

Bandage zıt anlamlı kelimeler, Bandage kelime anlamı

Unfasten : Koyuvermek. Çözülmek. Açılmak. Açmak. Çözmek. Gevşetmek. Gevşemek.

Bandage ingilizce tanımı, definition of Bandage

Bandage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A fillet or strip of woven material, used in dressing and binding up wounds, etc. As, to bandage the eyes. To bind, dress, or cover, with a bandage.