Barut nedir, Barut ne demek

Barut; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Barut" ile ilgili cümle

  • "Dev boylu fetih askerleri, kollarının sert derilerine iğnelerle yazdırır, barutla ovdurur, dövme yaparlardı." - Y. K. Beyatlı

Bilimsel terim anlamı:

Tutuşturulduğunda hızla yürüyen tepkimelerle oluşan gaz ürünlerinin yaptıkları basınçla patlayan, potasyum nitrat, toz odun kömürü ve kükürt karışımı.

İngilizce'de Barut ne demek? Barut ingilizcesi nedir?:

gun-powder

Barut hakkında bilgiler

Barut, enerjiyi biriktirmek, taşımak ve harekete geçirmek için kullanılan ilk teknolojilerden biridir.

1800'lerin ikinci yarısı boyunca barut, güherçile, kükürt ve odun kömürünün bir karışımı olan "karabarut" anlamına geldi.

Baruta ilk gönderme, geçici olarak 800'lerin ortasına tarihlenen bir Taocu metinden, Zhenyuan miaodao yaolüe'den bir bölüm olabilir. Günümüze kalan en eski barut formülleri 1040'lardan bir askeri kitapta, Wujing zongao'da bulunabilir. Bu kitaptaki üç formül en fazla %50 güherçile içerir; bu, patlama için yeterli değildir; ama yanıcı etki için yeterlidir. Patlayıcı barut için en uygun formül, %75 güherçile, %10 kükürt, %15 yumuşak odun kömürü içerir. Çinliler barutu silah olarak ilk defa 904 yılında patlayıcı olarak kullandılar. Adını "uçan ateş" koymuşlardı. Ardından barut bombalarını mancınıklarda da kullanmaya başladılar. Barutun kayıtlı ilk itici güç olarak kullanılması 1132 yılında bambudan yapılmış toplarda kullanılması denemeleridir. Metal boruya sahip topların kullanımı 1268-1279 tarihleri arasında Moğollar ile Song Hanedanlığı arasındaki savaşta görülür.

 

Barutun Araplar tarafından kullanılması 13. yüzyılda gerçekleşmiştir.

Barut ile ilgili Cümleler

  • Amerikalıların çok az barutu vardı.
  • İspanyol askerleri dumansız barut kullanırdı.
  • O, Tom'u daha barut gibi yaptı.
  • Onlar Tom'un ellerinde barut izi buldu.
  • Tom'un ellerinde barut izi bulundu.
  • Barut çok dikkatli şekilde işlenmeli.
  • Barutla köprüyü havaya uçurdular.
  • Polis Tom'un ellerinde barut izi buldu.
  • Orta Doğu hâlâ barut fıçısı olarak kabul ediliyor.
  • Hiçbir insan onları bilemez, hiçbir avcı barut ve kurşunla onları vuramaz. - Düşünceler özgürdür!

Barut anlamı, tanımı:

Silah : Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç. Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç. Bir konuda etkili her şey.

Patlayıcı : Patlama özelliği olan (madde).

Barut gibi : Acı. pek ekşi. öfkeli, huysuz, sert, aksi (kimse).

Barut kesilmek : Çok öfkelenmek.

Barut kokusu gelmek : Savaş tehlikesi sezilmek.

Barutla oynamak : Tehlikeli işlerle uğraşmak.

Barut esmeri : Koyu esmer renkte olan (kimse).

Barut fıçısı : Her an olay çıkabilecek durumda olan yer. Çok kızgın, sinirli ve kinle dolu kimse. Barut koymaya, doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan fıçı.

 

Barut hakkı : Mermiyi istenilen uzaklığa atabilmek için gerekli barut gazı basıncını sağlamaya yetecek miktarda barut.

Baruthane : Barut yapılmış olan veya saklanan yer.

Barut kabağı : Kurutulduktan sonra içine barut konulan küçük su kabağı, barutluk.

Barut rengi : Bu renkte olan. Koyu gri renk.

Barut fıçısı gibi : Kavgaya yol açacak (durum). çok kızgın, sinirli (kimse).

Barutçu : Barut yapan veya alıp satan kimse.

Barutluk : Barut kabağı.

Ateşle barut bir yerde durmaz : "kızla erkeğin baş başa yalnız kalmaları kötü sonuçlar doğurabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Bir atımlık barutu olmak : Bir konuda yapabileceği çok az şeyi bulunmak.

Ateşli : Cinsel istekleri güçlü olan. Heyecanlı, coşkulu. Ateşi olan.

Mermi : Ateşli silahlarla atılan patlayıcı ve delici madde, kurşun.

Atılma : Atılmak işi.

Aracı : İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. Ara bulucu.

Madde : Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Duyularla algılanabilen nesne. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül. Bir cismi oluşturan öge, öz. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.

Enerji : Manevi güç. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç. Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke.

Biriktirmek : Toplayıp yığmak. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek.

Barut ağacı : Cehrigiller (Rhamnaceae) familyasından, 2-3 m yükseklikte, kabukları müshil olarak kullanılan ağaççıklar. Ciğar.

Barut kesilmek : çok öfkelenmek.

Barutçubaşı : Barut yapımı ile uğraşan ve cebeci ocağına bağlı olan barutçuların buyurucusu.

Barutçular : Denizli ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Barutçuluk : Barutçunun yaptığı iş.

Barutkavuran : Karaman kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Diğer dillerde Barut anlamı nedir?

İngilizce'de Barut ne demek? : n. gunpowder; powder keg, quick to anger person

Fransızca'da Barut : poudre [la]

Almanca'da Barut : Pulver

Rusça'da Barut : n. порох (M)