Basophil leucocyte türkçesi Basophil leucocyte nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Bazofil lökosit.
  • Sitoplazmasında bazofil granül ve s şeklinde loplu bir çekirdek bulunması ile diğer kan hücrelerinden ayırt edilen, kanda düşük oranda bulunan bir akyuvar tipi.

Basophil leucocyte ingilizcede ne demek, Basophil leucocyte nerede nasıl kullanılır?

Basophil : Bazseven; bazik boyalara karşı bir çekimi olan. Lekeye benzeyen hücre veya doku (biyoloji terimi). Bazik boyalarla kolayca boyanan herhangi bir hücre. sitoplazmasında bazik boya alan granüllere sahip lökosit cinsi hipofiz ön lobunda bulunan bir hücre cinsi. Çapları insanda 8-10 mikron, hayvanlarda 10-18 mikron arasında değişen, bazik boyalarla mor renge boyanan granüllere sahip, yüzeyinde ıge için özel almaçlar bulunan, mast hücreleri gibi heparin, histamin ve az miktarda bradikinin ve serotonin salan, alerjik ve paraziter hastalıklarla uzun süren kronik yangılarda sayıları artan sayıca en az olan granüllü akyuvar tipi. hipofiz bezinin ön lobunda, bazı hormonların salındığı ve bazik boyalarla boyanan hücreler. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bazofil.

Leucocyte : Sitoplazmasında bulunan taneciklerin kimyasal davranışlarına ve çekirdeklerinin biçimine göre granüllü lökositler (bazofil lökosit, eozinofil lökosit, nötrofil lökosit) ve granülsüz lökosit (lenfosit ve monosit) olmak üzere iki esas tipe ayrılan, kemik iliğinde teşekkül eden, bazıları hücresel bağışıklıktan, bazıları da humoral bağışıklıktan sorumlu olan beyaz kan hücreleri. lökosit. Lökasit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Akyuvar. Lökosit. Organizmayı savunmakla görevli olan, damar içinde etkin olarak yer değiştirme ve damar dışına çıkma yeteneğine sahip olan, nötrofil, eozinofil, bazofilleri içeren granülositlerle lenfosit, monosit içeren agranülositler olmak üzere iki gruba ayrılan kan hücreleri, beyaz kan küresi, lökosit, wbc. insan ve bazı hayvan türlerinde total akyuvar sayıları (x103 /mm3 olarak); insan : 7.0 (5.0-10.0), at: 9.0 (5.5-12.5) sığır: 8.0 (4.0-1 0) koyun: 4.0 (2.5-7.5) keçi: 9.0 (4.0-13.0) köpek. 11.5 (6.0-17.0), kedi: 12.5 (5.5-19.5). Beyaz kan hücresi. Wbc.

 

Basophil adenoma : Bazofil adenom.

Basophile : Lekeye benzeyen hücre veya doku (biyoloji terimi). Bazofil.

Basophilia : Kanda bazofil sayısının artması. Bazofili.

Basophilic : Bazik boyalarla kolaylıkla boyanan hücre veya histolojik yapı. kandaki bazı akyuvarlarla ön hipofiz bezindeki bazı hücreler. Bazofilik. Baz ile tepkimeye girme özelliği olan. Lekeye benzeyen hücre veya dokulu olan (biyoloji terimi). Bazofil.

İngilizce Basophil leucocyte Türkçe anlamı, Basophil leucocyte eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Basophil leucocyte ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre.

 

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Aardwolf : Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Acacia : Salkım ağacı. Arap zamkı. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Akasya.

Basophil leucocyte synonyms : a cells, aardvark, a cell, abramis zone, abo blood groups system, aardvarks.