Be jealous türkçesi Be jealous nedir

Be jealous ile ilgili cümleler

English: "Let him be jealous if he pleases!" "So what?"
Turkish: "İstediği kadar kıskansın!" "Ne olacak yani?"

English: Ali is going to be jealous.
Turkish: Ali kıskanç olacak.

English: How could Ali not be jealous?
Turkish: Ali nasıl kıskanç olamaz?

English: You must not be jealous of others' success.
Turkish: Başkalarının başarılarını kıskanmamalısın.

English: You have nothing to be jealous of.
Turkish: Kıskanacak bir şeyin yok.

Be jealous ingilizcede ne demek, Be jealous nerede nasıl kullanılır?

Be : Var olmak. Berylliumb (berilyum). Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Durmak. Mal olmak. -dir. -di. -dı. Olmak. Bulunmak.

Jealous : Günü. Kıskanç. Hasetçi. Güvensiz. Düşkün. Titiz. Özenli. Haset. Günücü.

Be jealous of : Kıskançlık yapmak. Çekememek. -e aşırı gıpta etmek. -i kıskanmak. Hasetlenmek. Başka birine ait olan bir şeyi çok arzulamak. Kıskanmak.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a ball of fortune : Değişikliğe maruz kalmak. Bir durumun kurbanı olmak. Şans topu olmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

İngilizce Be jealous Türkçe anlamı, Be jealous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be jealous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be jealous of : -i kıskanmak. -e aşırı gıpta etmek. Başka birine ait olan bir şeyi çok arzulamak. Kıskançlık yapmak. Çekememek. Hasetlenmek.

Envies : Çekememek. Haset etmek. Hasetlenmek. Kıskançlık. Gıpta etmek. [#imrenme İmrenmek]. Gözü kalmak. İmrenti. İmrenme.

Begrudging : İstemeyerek yapmak. İstemeyerek vermek. Esirgemek. Çok görmek. Fazla görmek (bir şeyi birine). Kaçınmak. İçine oturmak. Çekememek. Gözü kalmak.

Begrudge : İçine oturmak. Çekememek. Kaçınmak. Çok görmek. İstemeyerek vermek. Esirgemek. İstemeyerek yapmak. Fazla görmek (bir şeyi birine). Gözü kalmak.

Envy : İmrenmek. Çekememezlik. İmrenti. Haset etmek. Kıskançlık. Gıpta etmek. Çekememek. İmrenme. Gözü kalmak.

Grudge : Esirgemek. Haset. Vermek istememek. Haset etmek. İstemeyerek vermek. Hınç. İsteksizce vermek. Kin. Çok görmek.

Begrudged : Çekememek. İmrenilen.

Begrudges : İstemeyerek vermek. Gözü kalmak. Çekememek. Esirgemek. İstemeyerek yapmak. Çok görmek. Kaçınmak. İçine oturmak. Fazla görmek (bir şeyi birine).

Envying : Gözü kalmak. Kıskanma. Gıpta etmek. Gıpta etme. İmrenmek. Haset etme. İmrenme. Çekememek.

Envied : Gıpta edilmiş. Gözü kalmak. Özenilmiş. Çekememek. İmrenmek. Gıpta etmek. Kıskanılmış.

Be jealous synonyms : view with a jaundiced eye, grudged.