Be known türkçesi Be known nedir

Be known ile ilgili cümleler

English: I don't want to be known.
Turkish: Tanınmak istemiyorum.

English: It must be known like that.
Turkish: Bu böyle bilinmeli.

English: Georges Lemaitre, a Belgian astrophysicist and Catholic priest, came to be known as the "Father of the Big Bang".
Turkish: Belçikalı astrofizikçi ve Katolik rahip Georges Lemaitre "Big Bang'in babası" olarak bilinegeldi.

English: The fact still remains to be known.
Turkish: Gerçek öğrenilmek için hâlâ duruyor.

English: There are things that should not be known before twenty.
Turkish: Yirmi yaşından önce bilinmemesi gereken şeyler vardır.

Be known ingilizcede ne demek, Be known nerede nasıl kullanılır?

Be : -di. Berylliumb (berilyum). -dır. -dir. Anlamına gelmek. Mal olmak. Bulunmak. Olmak. Var olmak. -dı.

Known : Malum. Bilindik. Ünlü. Bilinilen. Bildik. Muayyen. Belli. Bilinen. Tanınmış. Sayılı.

Came to be known as : - olarak tanınıyor olma. -'ın lakabı verilmiş olma.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a ball of fortune : Değişikliğe maruz kalmak. Bir durumun kurbanı olmak. Şans topu olmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

İngilizce Be known Türkçe anlamı, Be known eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be known ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be valued : Değer verilmek.

Transpires : Sızdırmak. Duyulmak. Olmak. Sızmak. Belli olmak. Kokusu çıkmak. Meydana gelmek. Vuku bulmak. Ortaya çıkmak.

Win fame : Ün kazandı. Üne kavuşmak. Ünlendi. Ünü yakalamak. İyi bir şöhret kazandı. Nam aldı.

Acknowledged : Tanınan. Tanınmış. Kabul edilen. Tasdik edilmiş. Usulü dairesinde. Musaddak. Muteber.

Transpired : Belli olmak. Kokusu çıkmak. Meydana gelmek. Olmak. Terlemek. Duyulmak. Sızmak. Ortaya çıkmak. Vuku bulmak.

Come into prominence : Kendini göstermek. Önem kazanmak. Sivrilmek. Öne çıkmak. Ön plana çıkmak. Herkesin dikkatini çekmeye başlamak.

Transpire : Duyulmak. Kokusu çıkmak. Ortaya çıkmak. Olmak. Terlemek. Sızmak. Meydana gelmek. Vuku bulmak. Sızdırmak.