Be through türkçesi Be through nedir

Be through ile ilgili cümleler

English: I will be through with my work by tomorrow.
Turkish: Yarına kadar işimi bitireceğim.

English: We should be through soon.
Turkish: Kısa sürede ayrılmalıyız.

Be through ingilizcede ne demek, Be through nerede nasıl kullanılır?

Be : Durmak. -di. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Mal olmak. Anlamına gelmek. Var olmak. -dir. Bulunmak. Kalmak. Berylliumb (berilyum).

Through : Vasıtası ile. Sürmek. Orasında burasında. Vasıtasıyla. Kanalıyla. Boyunca. Arasından. Süresince. Her yanına. Son.

Be through with : Aralarında her şey bitmek. Bitirmiş olmak. İki kişi arasındaki ilişki bitmiş olmak. -i bitirmiş olmak. Ayrılmak. Elini eteğini çekmek. (ilişki) sonlanmak. Bitmek.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a ball of fortune : Şans topu olmak. Değişikliğe maruz kalmak. Bir durumun kurbanı olmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

İngilizce Be through Türkçe anlamı, Be through eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be through ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Apostatizes : Dinden dönmek. Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). Dönmek (din).

Break with : İlişkiyi kesmek. Tümüyle kopmak. Tüm ilişkiyi kopartmak. Selamı sabahı kesmek. İlgisini kesmek. Bağlantıyı koparmak. Köprüleri atmak. İlişkisini kesmek. -den ayrılmak.

Apostatize : İnançlarından vazgeçmek. Dininden dönmek. Dönmek (din). Dinden dönmek. Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından).

Apostatise : Dinden dönmek. Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). Dininden vazgeçmek. İlkelerine sadakatsiz olmak (ayrıca apostatize).

Disagreed : Sözleşme, anlaşma, bağıtlara uymama. Çelişmek. Dokunmak. Atışmak. Uyuşmamak. Aynı fikirde olmamak. Uymazlık. Karşıt görüşte olmak. Uymamak.

Fall out : Kapışmak. Eksilmek. Dışarıya çıkmak. Çatışmak. Sıradan çıkmak. Araları açılmak. Kavga etmek. Tartışmak. Dökülmek.

Bring to an end : Neticelendirmek. Son vermek. Sona erdirmek. Sonuçlamak. Sonuçlandırmak. Nokta koymak.

Breaking up : Parçalayan. İlişkiyi bitirme. Ayrılma (sevgiliden). Ayrılma. (çiftlerin) ayrılması. Dağılma. Sevgililerin ayrılması olayı.

Apostatizing : Dinden dönmek. Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). Dönmek (din).

Disagree : Çelişmek. Atışmak. Aynı fikirde olmamak. Sürtüşmek. Anlaşamamak. Uyuşmamak. Dokunmak. Aynı düşüncede olmamak. Uymamak.

Be through synonyms : boff, dissented, be through with, arrest, disuniting, be off, differ with, break away, absent oneself from, dissent, break off, disunite, bring to completion, carry through, apostatized, be separated, divide, dissents, carry out, boffs, accomplish, fall out with, bring to a close, break up, disunites, bow out of, abscond from, arrange, accomplishes, accomplishing, call it off, disagrees, disagreeing.