Before taxes türkçesi Before taxes nedir

  • Vergi öncesi.
  • Vergiler hariç.
  • Brüt.

Before taxes ingilizcede ne demek, Before taxes nerede nasıl kullanılır?

Before : Evvelce. Huzurunda. Önce. Önünde. Önden. Önceden. Karşı. Nezdinde. Bundan önce. Eskiden.

Taxes : Suçlamak. Mahkeme masrafını belirlemek. Vergilendirmek. Rüsum. Yormak. Derneklere, her yıl üyelerince ödenmesi gerekli katılma payı. Yük olmak. Ödenti. Vergi koymak. Vergiler.

Before and after : Öncesi ve sonrası.

Before and after measurements : Önce ve sonra ölçümler. Eşleşmiş çiftler tekniğinde aynı bireye ait olan, bir etkenin uygulanmadan önceki durumdaki ölçümüyle etken uygulandıktan sonraki ölçümü.

Before anything else : Herşeyden önce.

Before christ : B.c. Hıristiyanlığa göre isa peygamberin doğuşundan önce. Milattan önce. İsa'dan önce. M.ö. Miladi tarih başlangıcından geriye doğru sayılan yıllara göre belirtilen tarih. Millatan önce. Mö.

İngilizce Before taxes Türkçe anlamı, Before taxes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Before taxes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grossed : Gayri safi (miktar veya ağırlık). Brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak. Hasılat yapmak. Gros. On iki düzine. Grosa. Kazanmak. 144'lük grup. [#bütün Bütünlük].

 

Grossers : On iki düzine. Brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak. Kazanmak. Hasılat yapmak. Bütünlük. Grosa. Gayri safi (miktar veya ağırlık). 144'lük grup. Gros.

Grosses : Gayri safi (miktar veya ağırlık). On iki düzine. Hasılat yapmak. Grosa. Kazanmak. Brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak. 144'lük grup. Oniki düzine. Bütün. Gros.

Grosser : Bariz. Yoğun. Brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak. Müstehcen. Hantal. Hasılat yapmak. Şişko. Kaba. Toptan. Apaçık.

Pretax : Vergiden önceki.

Before tax : Vergiden önce.

Grossest : Müstehcen. Brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak. Gayrisafi. 144'lük grup. Kocaman. Hasılat yapmak. Gros. Yoğun. Kazanmak. Kaba.

Pre tax : Vergiden önceki.

Gross : Sulu. Şişko. Sıkı. Hantal. On iki düzine. Bir nesnenin kesintisiz durumu. Şişman. Kaba. Hasılat yapmak. Bağışlanamaz.