Gross türkçesi Gross nedir
- Toplam.
- Müstehcen.
- Bariz.
- Şişko.
- Ölçünleyici işlemlerle arıtılmamış olan.
- Brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak.
- Katkılı.
- Arıtmısız.
- Saldırgan.
- Kaba.
- Şişkin.
- 144'lük grup.
- Bütünlük.
- Yoğun.
- Bir nesnenin kesintisiz durumu.
- Brüt.
- Grosa.
- Hantal.
- İnceliksiz.
- Toptan.
- Arsız.
- Bağışlanamaz.
- Kocaman.
- Sıkı.
- Gros.
- İriyarı.
- Hasılat yapmak.
- Sulu.
- Gayri safi (miktar veya ağırlık).
- Gayrisafi.
- Ekonomi alanında kullanılır.
- Bütün.
- Kazanmak.
- Oniki düzinelik türküm.
- Şişman.
- On iki düzine.
- Apaçık.
Gross ile ilgili cümleler
English: It is impolite, or even gross, to smell food in Tanzania.
Turkish: Tanzanya'da yiyecek koklamak, kibar olmayan hatta çok görgüsüzce bir davranıştır.
English: Ali is gross.
Turkish: Ali iğrençtir.
English: Tom's gross income last year was over thirty thousand dollars.
Turkish: Geçen yıl Tom'un brüt geliri otuz bin doların üzerindeydi.
English: I wonder how a government would go about measuring gross national happiness.
Turkish: Bir hükümetin gayri safi mutluluk ölçme hakkında nasıl hareket edeceğini merak ediyorum.
English: You must be more careful to avoid making a gross mistake.
Turkish: Büyük bir hata yapmaktan kaçınmak için daha dikkatli olmalısın.
Gross ingilizcede ne demek, Gross nerede nasıl kullanılır?
Gross amount : Katkılı tutar. Brüt miktar. Gayrisafi miktar. Brüt tutar. Toplam tutar. Toplam miktar.
Gross anatomy : Çıplak gözle görülebilen vücut yapıları bilimi. Makroskopik anatomi.
Gross average : Malın, geminin ve donatımın uğrayacağı dokuncaları önlemek ya da karşılamak amacıyla yapılan giderler. karaya oturmuş bir gemiyi yüzdürebilmek için denize atılması zorunlu olan nesnelerin değerlerini kapsayan ödence. Büyük avarya. Genel ödence.
Gross barter terms of trade : Belirli bir dönemde gerçekleştirilen dışsatım miktarı karşılığında ne kadar dışalım yapıldığını gösteren ve dışsatım miktar dizininin dışalım miktar dizinine bölünmesiyle hesaplanan oran. Gayrisafi değişim ticaret hadleri. Gayri safi değişim ticaret hadleri. Gayrisafi ticaret hadleri. Gayrisafi değişim ticaret haddi. Dışalım miktar dizininin dışsatım miktar dizinine oranı biçimde hesaplanan ve belli bir miktardaki dışsatım karşılığında ne kadar dışalım yapılabildiği gösteren mal ticaret hadlerinin bir türü.
Gross calorific value : Brüt ısıtıcı değeri. Üst ısıl değer. Üst kalorilik değer.
Gross domestic expenditure : Gayrisafi yurtiçi harcamalar. Bir ekonomide genellikle bir yıl olmak üzere belli bir dönemde yapılan tüketim, yatırım ve hükümet harcamalarına dışsatım-dışalım harcama farkının eklenmesiyle bulunan milli gelir büyüklüğü.
Gross domestic product deflator : Cari yıl fiyatlarıyla gayrisafi yurtiçi hasılanın (cari fiyatlarla gsyih) temel alınan bir yılın fiyatlarıyla gayrisafi yurtiçi hasılaya (sabit fiyatlarla gsyih) bölünüp yüzle çarpılmasıyla hesaplanan dizin. Gayrisafi yurtiçi hasıla indirgeyicisi.
Gross domestic product : Gayrisafi yurt içi hasıla. Gsyih. Gayrisafi yurtiçi hasıla. Gayri safi yurtiçi hasıla. Gayri safi yurt içi hasıla. Bir ekonomide üretilen tüm malların ve hizmetlerin değeri. Genellikle bir yıl olmak üzere belli bir dönemde, bir ülkenin coğrafi sınırları içerisinde üretilen tüm sonul mal ve hizmetlerin piyasa değeri. krş. gayrisafi milli hasıla, safi yurtiçi hasıla, yurtiçi gelir, gayrisafi yurtiçi gelir.
Gross domestic income : Net yurtiçi gelire yıpranmaların eklenmesiyle bulunan ve gayrisafi yurtiçi hasıla ile özdeş olan milli gelir büyüklüğü. krş. safi yurtiçi gelir, gayrisafi yurtiçi hasıla. Gayrisafi yurtiçi gelir.
Gross domestic product at factor prices : Üretici fiyatlarıyla hesaplanan gayrisafi yurtiçi hasıla. krş. gayrisafi yurtiçi hasıla, üretici fiyatı. Faktör fiyatlarıyla gayrisafi yurtiçi hasıla.
İngilizce Gross Türkçe anlamı, Gross eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Gross ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Beyond dispute : Su götürmez. Tartışma götürmez. Tartışmasız.
Overall : Genelde. Genel. Geniş kapsamlı. Ayrıntılı. Tam. (abd'de) iş tulumu. Tüm. Etraflı. İş önlüğü. Gömlek.
Evidential : Delile ait. Delile dayanan. İspata ait. Kanıtlara dayanan. İnandırıcı. Delillere dayanan. Kanıt oluşturan. Kanıt değerinde. Ortada.
Complete : Mükemmel. Tamam. Yeniden tamamlama. Halletmek. Bitev. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Bitmiş. Tekmillemek. Olumluluğunu yitirmeğe başlayan bir nesneyi yeniden tamamlama.
Closer : Kapatma. Son. Satışla kapatan. İçli dışlı. Kapı kapatıcısı. Sık. Detaylı. Amansız. Yakın. Sıkı fıkı (argo terim).
Brothy : Et suyu çorbası gibi. Çorba gibi.
Fatso : Yağ tulumu. Tombik. Dobişko.
Carry away the bell : Yenmek. Alt etmek.
Bulkier : İri. Büyük. Daha hantal. Daha iri.
Encyclopediac : Ansiklopedik. Geniş çapta bilgi içeren. Ansiklopediye ait. Kapsamlı. Ansiklopedi ile ilgili.
Gross synonyms : conspicuously, bulging, deep, hydrated, grossers, blundering, dense, impolite, crying, cocket, grossed, cavernous, alls, clumsy, abrupt, assailant, glaring, bear like, in the gross, porcine, dirty, en bloc, achieved, a priori probability, blue, bawdiest, enormous, crude, in the lump, biggest, blubbers, fattier, attacker.
Gross zıt anlamlı kelimeler, Gross kelime anlamı
Net : Süzek. Arıtımlı. Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde. Tenis, bilgisayar, masa tenisi, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro, voleybol alanlarında kullanılır. Amaca uygun işlemlerle arıtılmış ya da çıkarılması gerekli öğelerden ayıklanmış olan. Işığın önüne konan ince kumaş ya da tülden yarı saydam yayındırıcı. Değişik su ürünlerinin takılarak, dolanarak ve hareketli bir torbada toplanarak avlanması amaçlarına yönelik olarak tasarlanan ve donatılan, göze büyüklüğüne bağlı olarak objenin bir kısmını geçiren, bir kısmını sıkıştıran veya geçmesini engelleyen, gözelerden oluşan, çeşitli biçim ve büyüklükte olan bir yüzey yapıtı. Herhangi bir ölçüden çıkarılması gerekenler çıkarıldıktan sonra kalan bölük. Katkısız ağırlık. katkısız ödeme. ele geçen. Tül.
Thin : Seyreltmek (bitkileri). Güçsüz. Zayıflamak. Ayırmak. Seyrelmek (saç). İnce. Seyrek. Seyrelmek. İncelmek. Sudan.
Gross ingilizce tanımı, definition of Gross
Gross kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Bulky. Of huge size. The main body. The chief part, bulk, or mass. Great. Fat. Excessively large. Large.

Bu kısımda Gross kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Gross ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Gross anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Gross ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.