Taxes türkçesi Taxes nedir

  • Ödenti.
  • Suçlamak.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Yük olmak.
  • Mahkeme masrafını belirlemek.
  • Vergi koymak.
  • Derneklere, her yıl üyelerince ödenmesi gerekli katılma payı.
  • Vergiler.
  • Rüsum.
  • Vergilendirmek.
  • Yormak.

Taxes ile ilgili cümleler

English: Don't you think that the taxes are too heavy in Japan?
Turkish: Sence Japonya'daki vergiler çok ağır mı?

English: Ali didn't pay his taxes on time.
Turkish: Ali vergilerini zamanında ödemedi.

English: Americans pay both federal taxes and state taxes.
Turkish: Amerikalılar hem federal vergiler hem de devlet vergileri öderler.

English: Our negotiations to lower export taxes suffered a big setback.
Turkish: İhracaat vergilerini düşürme müzakerelerimiz büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı..

English: Raising taxes may not be such a good idea at this time.
Turkish: Vergileri yükseltmek bu zamanda böyle iyi bir fikir olmayabilir.

Taxes ingilizcede ne demek, Taxes nerede nasıl kullanılır?

Taxes calculation : Verginin gerçekleştirilmesi. Belirtilen ve bildirilen bir verginin ödenebilecek duruma, gerçek bir düzeye getirilmesi.

Taxes in islamic law : Osmanlı imparatorluğu vergi sisteminde, islam hukuku kurallarına göre alınan zekat, haraç ve cizye gibi vergiler. Şeri vergiler.

Traditional taxes in ottoman tax system : Örfi vergiler. Osmanlı imparatorluğu vergi sisteminde, her bölgenin kendi gelenek ve göreneklerine göre farklı biçimlerde alınan vergiler.

 

Arrears of taxes : Vergi bakiyeleri. Vergi bakayası. Ödenmemiş durumdaki vergiler. Vergi bakiyesi. Ödenmemiş vergiler.

Back taxes : Eski dönemlere ait ödenmemiş vergi bakiyesi. Geçmiş dönemlere ait ödenmemiş vergiler. Vergi borcu. Ödenmemiş vergiler.

Exempt from taxes : Vergiden muaf. Vergi ödeme yükümlülüğü olmayan.

Excise taxes : Tüketim vergisi. Bir ülkede satılan mallar üzerinden alınan vergi.

Error in taxes : Vergi yasalarındaki biçime ve yönteme ilişkin yargılara uyulmaması. Vergi yöntemsizliği.

Constant rate taxes : Vergi matrahı ne düzeyde olursa olsun aynı oranının uygulandığı vergi. krş. tersine artan oranlı vergi, artan oranlı vergi, azalan oranlı vergi. Düz oranlı vergi.

Before taxes : Vergi öncesi. Vergiler hariç. Brüt.

İngilizce Taxes Türkçe anlamı, Taxes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Taxes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cream : Kaymak tutmak. Çırpmak. Krema. Boşalmak. Suyunu çıkarmak. Kaymak. Krem. Köpürmek. Sütün santrifüjden geçirildikten sonra, içinde % 20-50 oranında yağ bulunan kıvamlı kısmı. süt, yumurta ve şekerle hazırlanan ve pastacılıkta kullanılan katkı maddesi.

Censuring : Azar. Cezalandırmak. Kınamak. Tenkit etmek. Tektir etmek. Eleştirmek. Kınama. Sertçe eleştirmek. Tekdir.

Creamed : Çırpmak. Krema katmak. Köpürmek. Suyunu çıkarmak. Kaymak tutmak. Boşalmak. Krem sürmek. Kaymağını almak. Tatmin olmak.

Cessing : İhmal etmek. Değer biçmek. Vergi.

 

Aalens linear regression model : Aalen doğrusal bağlaşım modeli.

Arraigned : Mahkemeye vermek. Kusur bulmak.

Tariff : Vergi (ithalat veya ihracat üzerine konulan). Gümrük vergisi. Bildirmelik. İhracat ithalat vergisi. Gümrük. Tarife (otel veya motel veya pansiyon için). Tarife. Fiyat listesi. Tarif.

Chemotaxis : Kimyasal bir maddeye yönelme. Kemotaksis. Kimyasal bir maddenin sebep olduğu çekim. Hücrelerin ya da serbest hareketli organizmaların kimyasal bir uyancıya karşı olumlu ya da olumsuz tepkimeleri. pozitif kemotaksi, negatif kemotaksi gibi. Hücrelerin veya serbest hareketli organizmaların kimyasal bir uyarıcıya karşı olumlu veya olumsuz tepkileri. Kimyasal yönelme. Kimya göçümü. Kemotaksi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hücrelerin veya serbest hareketli organizmaların kimyasal bir uyarıcıya karşı olumlu (pozitif) veya olumsuz (negatif) tepkimeleri.

Excising : Kesmek. Kesip çıkarma. Temizlemek. Almak.

Incumbers : Ayak bağı olmak. Engel olmak. Güçlük çıkarmak (encumber olarak da yazılır). Engellemek. Güçlük çıkartmak. Ağırlık olmak.

Taxes synonyms : wasting away, tax, a posteriori information, cast blame on, bring an accusation against somebody, imposts, impose tax, a priori theoretical criteria, chop, a error, a b model, imposes, imposed, abel blanchard model, response, censured, ascribe to, a posteriori probability, a posteriori analysis, be a charge on somebody, arraigns, accuse of, aalen estimator, accuse, cessed, abadir test, dues, a priori probability, duties, inconveniencing, excised, charge, inconvenienced.