Yormak nedir, Yormak ne demek

  • Yorgun duruma getirmek.
  • Sıkıntıya sokmak, üzmek.
  • Bir sebebe bağlamak, bir duruma işaret saymak.
  • Bir anlam vermek, yorumlamak

"Yormak" ile ilgili cümle

  • "Teknik teferruatla okurlarımı yormak istemiyorum." - F. R. Atay
  • "Hayvanlara insanca duygu ve düşünceler yormak ne derece doğrudur bunu da kestiremiyorum." - H. Taner
  • "Ömer, kalbimi en çok yoran bir sima gibi hatırımda kaldı." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

Yorumlamak.

Diğer sözlük anlamları:

Alıkoymak.

Fransızca'da Yormak ne demek?:

interpréter

Yormak anlamı, kısaca tanımı:

Yorma : Yormak işi.

Aklını yormak : Hatırlamaya çalışmak, zihnini zorlamak.

Çene yormak : Boşuna söyleyip durmak.

Fikir yormak : Bir konuda çok düşünmek.

Hayra yormak : Rüya veya olayı iyi bir durumun belirtisi saymak.

Kafa yormak : Bir iş, bir konu üzerinde çokça düşünmek.

Kendi üstüne yormak : Alınmak.

Zihin yormak : Bir konuda çok düşünmek, kafa yormak.

Yorgun : Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan, bitap.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

 

Getirmek : İleri sürmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Sağlamak. Gelmesini sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. İletmek, bildirmek.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Sorun, mesele, sendrom, problem. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı.

Sokmak : Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek. İçine veya arasına girmesini sağlamak. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak.

Üzmek : Üzüntü vermek. Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak.

Vermek : Sahip olmasını sağlamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Doğurmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Bırakmak veya bağışlamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Kazandırmak, katmak. Ödemek. Satmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Ayırmak, harcamak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ondan bilmek, atfetmek. Tespit etmek. Yaymak. Dayamak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek.

 

Bir : Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Tek. Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki.

Anlam : Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey. Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör.

Yorumlamak : Bir olaya, bir duruma bir anlam vermek, tabir etmek. Bir yazıyı veya bir sözü yorum yaparak açıklamak, tefsir etmek. Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak, icra etmek.

Diğer dillerde Yormak anlamı nedir?

İngilizce'de Yormak ne demek? : v. attribute, cream, do in, do up, exhaust, fag, fag out, fatigue, frazzle, knock out, poop, prostrate, strain, take out, task, tax, tire, try, tucker, tucker out, wear out, wearisome, weary

Fransızca'da Yormak : fatiguer, lasser, briser, peiner, faire suer qn; attribuer, imputer

Almanca'da Yormak : v. ermüden, ermatten, abmatten, schwächen, beschäftigen, abreiten

Rusça'da Yormak : v. утомлять, утруждать, приписывать, истолковывать, утомить, приписать, истолковать