Do in türkçesi Do in nedir

Do in ile ilgili cümleler

English: Ali asked Mary what she thought he should do in this situation.
Turkish: Ali Mary'ye bu durumda ne yapması gerektiğini düşündüğünü sordu.

English: Ali never talks about what he wants to do in the future.
Turkish: Ali gelecekte ne yapmak istediği hakkında asla konuşmaz.

English: Everyone of us has something to do in the future.
Turkish: Hepimizin gelecekte yapılacak bir şeyi var.

English: How did you do in your exam?
Turkish: Sınavında nasıl yaptın?

English: Ali told us what to do in French.
Turkish: Ali bize Fransızca ne yapacağını anlattı.

Do in ingilizcede ne demek, Do in nerede nasıl kullanılır?

Do : Düzeltmek. Etmek. Yetişmek. Neden olmak. Tamamlamak. Yapmak. İlgilenmek. Büyük toplantı. Uymak. Yetmek.

In : İçeriye. Mevsimi gelmiş. İçeri doğru yönelen. İçeri. Olarak. Dahili. Çok moda olan. Tutulan. De. İktidardaki.

Do a bargain : Pazarlık etmek.

Do a bunk : Sıvışmak. Aceleyle gitmek. Tüymek. Zengin kalkışı yapmak. Kaçmak. Topuklamak. Fıymak. Arazi olmak.

Do a dance : Dans etmek.

Do a doctorate : Doktora yapmak.

Do a disservice : Zarar vermek.

İngilizce Do in Türkçe anlamı, Do in eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Do in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beat up : Yenmek. Toplamak (askeri terim). Çalkalamak. Çırpmak. Döverek yaralamak. Tekme tokat girişmek. Saldırmak. Fena halde pataklamak.

Harasses : Sıkmak. Taciz etmek. Rahat vermemek. Canına okumak. Eziyet vermek. Rahatsız etmek. Bizar etmek. Tacizde bulunmak. Bezdirmek.

Do up : Onarmak. Fermuarını çekmek. Paketlemek. Güzelleştirmek. İp bağlamak. Tamir etmek. Bağlamak. Restore etmek. Sarmak.

Ascribes : Hamletmek. Yakıştırmak. -e yormak. Atfetmek. Vermek. İsnat etmek. Yüklemek. Üstüne atmak. Ayırmak.

Bunco : Kazıklamak. Alavere dalavere. Bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma. Dolandırıcılık. Güveni suistimal suçu.

Belaboured : Üzerinde fazla durmak. Kötü dövülmüş. Saldırılmış. Çok uzatmak. Saldırıya uğramış. Uzatmak. Lafı uzatmak. Benzetmek.

Jade : Fingirdek kız. Açık yeşil. Yeşimtaşı. Haspa. Beygir (yaşlı). Fahişe. Ak, yeşilimtrak ya da yeşil renkli bir ışınsı türü. (genellikle kütlesi biçimsizdir. bu taşa nefrit adı da verilir ve süs taşı olarak kullanılır.). Yada taşı. Yaşlı beygir.

Beetle : Tokmak. Böcek. Çıkıntı yapmak. Çomak. Kanatlılardan herhangi bir böcek. Kınkanatlı böcek. Şahmerdan. İri kara böcek. Çakmak.

Croaked : Vraklamak. Tahtalı köyü boylamak. Kurbağa gibi ses çıkarmak. Nallamak. Karga gibi ötmek. Ölmek. Zıbarmak. Fertiği çekmek. Cavlamak.

Belabor : Üzerinde fazla durmak. Benzetmek. Lafı uzatmak. Çok uzatmak. Uzatmak. Pataklamak (argo terim).

Do in synonyms : bungs, overtiring, beat, bung, cheats, tire out, attributing, destroy, beats, buncoing, cut down, polish off, chastise, chiseling, bump off, zapped, buncoed, exhaust, bilked, croaking, bruise, bilks, assassinating, knock up, assassinate, clobber, chisel, overtire, chiselling, creams, bilking, bastinadoes, belabour.