Tariff türkçesi Tariff nedir

  • Tarife (otel veya motel veya pansiyon için).
  • Gümrük.
  • Tarife.
  • Fiyat listesi.
  • Tarif.
  • İhracat ithalat vergisi.
  • Bildirmelik.
  • Vergi (ithalat veya ihracat üzerine konulan).
  • Gümrük vergisi.
  • Vergilendirmek.

Tariff ile ilgili cümleler

English: President Arthur wanted to reduce the tariffs.
Turkish: Başkan Arthur gümrük vergilerini düşürmek istedi.

English: I would like to stress that it is more convenient to control tariffs as a bloc rather than country by country.
Turkish: Tarifeleri blok olarak kontrol etmenin ülke ülke kontrol etmekten daha uygun olduğunu vurgulamak istiyorum.

English: Cleveland decided that high tariffs were wrong.
Turkish: Cleveland yüksek gümrük vergilerinin yanlış olduğuna karar verdi.

English: Some of the tariffs were as high as sixty percent.
Turkish: Bazı gümrük vergileri yüzde 60'a varıyordu.

English: Unfair tariffs are imposed on foreign products.
Turkish: Yabancı ürünlere haksız tarifeler uygulanmaktadır.

Tariff ingilizcede ne demek, Tariff nerede nasıl kullanılır?

Tariff barriers : Tarife engelleri. Gümrük engelleri.

Tariff in force : Yürürlükteki bildirmelik. Yürürlükte bulunan gümrük bildirmeliği ya da belli bir mala ilişkin gümrük vergisi oranı.

Tariff protection : Gümrük tarifesi koruması.

Tariff quota : Tarife kotası. Belirli bir dönem için veya belli bir üst sınıra kadar gümrük vergisinde ve/veya diğer mali yüklerde indirim yapılan ya da bağışıklık sağlanan dışsatımın miktar veya değeri.

 

Tariff quotas : Gümrük tarife kotaları. Tarife kontenjanları. Tarife kotaları. Tarife kontenjanları ve tarife kotaları.

Tariff war : İki ülkenin, birinden ötekine gelecek mallara önleyici, savucu vb. gümrük vergileri koymak, karşıtlama önlemleri almak, yasak ve kısıntılar koymak yoluyla giriştikleri karşılıklı yarışma, a. bk. bildirmelik savaşı. Tarife savaşı. Gümrük savaşı. İki ya da daha fazla sayıdaki ülke arasındaki gümrük tarifesi rekabeti.

Tariff schedule : Barem.

Autonomous tariff system : Otonom tarifeye dayalı gümrük sistemi. Serbest tarife sistemi. Özerk tarife sistemi. Otonom gümrük tarifesi sistemi. Otonom tarife sistemi.

Hawley smooth tariff act : Büyük bunalımın yol açtığı yaygın işsizlik ve milli gelir düşüşlerini önlemek amacıyla amerikan hükümetine birçok mal üzerindeki gümrük tarifelerini yükseltme izni veren ve 1930 yılında yürürlüğe giren yasa. Hawley - smooth tarife yasası.

Concessional tariff rates : İki veya daha çok sayıda ülke arasında bir ticaret anlaşmasıyla bu ülkelerin birbirlerinden yaptıkları dışalım mallarına normal tarifelerinden daha düşük uyguladıkları tarife oranları. Ödünlü tarife oranlan. Ödünlü tarife oranları.

İngilizce Tariff Türkçe anlamı, Tariff eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tariff ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Excises : Atmak. Keserek almak. Kesmek. Kesip çıkarmak. Almak. Oymak. Temizlemek. Vergi koymak.

 

Customshouse : Gümrük vergilerinin ve hizmetlerinin ödendiği ve gemilerin gümrükten çekildiği devlet dairesi.

Scale : I. alt deri veya üst deriden meydana gelmiş olan küçük yassı yapılar. örnek: ganoyit, ktenoyit, kozmoyit, plakoyit pul gibi balık pulları. kemiksel ya da boynuzsal bir maddeden ya da kitinden yapılmış olup dışa doğru uzamış olan çıkıntılar. örnek: sürüngen pulu. kelebeklerin kanatlarındaki desenleri meydana getiren renkli yapılar. bitkilerde epidermisten oluşan yassı küçük yapılar. Balık pulu. Ayarlamak. Teraziye vurmak. Ölçeklendirmek. Bir ölçüm boyutu ya da konusunu nicel olarak ölçmeye yarayan ve tam ölçünlü sınarlardan oluşmuş ölçme aracı. Hesaplamak. Ölçüm ve hesap için kullanılan araç ve aygıtlara işlenen bölmeleme dizisi. Tırmanarak çıkmak. Kabuk.

Customs duty : Gümrük vergisi ya da resmi. Gümrük resimleri. İthal edilen mallardan alınan vergi. Dıştan alınan, dışa satılan ya da eğleşmeden geçirilen mallardan alınan vergi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Gümrük resmi. Dışalım mallarının ülkeye girişinde alınan vergi.

Depiction : Tarif etme. Tasvir.

Tax : Külfet. Zorlamak. Devlete ilişkin genel giderleri karşılama amacı ile yükümlülerinden çeşitli adlarla alınan para. Kesenek, ücret, ödül, bahşiş ve benzerleri gibi belirli bir işgörümü karşılığı ilgiliye ve alacaklısına yapılan ödeme. hükümetçe görülen kişi işleri için devlet veznesine ödenen para. (tapu harcı, mahkeme harcı gibi.). Vergi almak. Mahkeme masrafını belirlemek. Yormak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Suçlamak. Yük.

Statements : Açıklama. Bilanço. Bildirme. Rapor. Söz. Demeç. Beyan. İfade.

Revenue tariff : Gelir tarifesi. Gelir amaçlı tarife. Devletin gelirlerini arttırmak için mevcut gümrük tarifesini yükseltmesi.

Customsduty : Bir ülkeden çıkan, düzgeçen ya da o ülkeye giren mallardan alınan vergi.

Excised : Temizlenmiş. Kesilip çıkartılmış. Temizlemek. Eksize edilmiş. Kesip atılmış. Vergi koymak. Kesilmiş. Kesmek. Almak.

Tariff synonyms : customhouses, duties, impost, price index, cessed, duty, recipes, tonnage, scroll, custom house, delineation, protective tariff, taxed, portraiture, description, tariffs, customs house, receipt, descriptions, import duty, excising, definition, tunnage, price list, customs authorities, recipe, excise, characterization, delineations, instructions, customs, prospectuses, characterisations.

Tariff ingilizce tanımı, definition of Tariff

Tariff kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A protective tariff. Clay`s compromise tariff. (U. S. 1833). A tariff may be imposed solely for, and with reference to, the production of revenue (called a , or , or for the artificial fostering of home industries (), or as a means of coercing foreign governments, as in case of . A schedule, system, or scheme of duties imposed by the government of a country upon goods imported or exported. As, a revenue tariff. To make a list of duties on, as goods.