Belly türkçesi Belly nedir

  • Göbek.
  • Telli çalgının ön kısmı.
  • İştah.
  • Şikayet etmek.
  • Mide.
  • Ahenk tahtası.
  • Biyoloji, jimnastik alanlarında kullanılır.
  • Karnı.
  • Yakınmak.
  • Gövdenin, kaburga alt kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi.
  • Şişmek.
  • Omurgalı hayvanlarda vücudun sindirim organını içine alan, memelilerde göğüsten bir diyafram ile ayrılmış bölgesi. eklem bacaklı hayvanlarda ve bazı poliket solucanlarda vücudun arka bölgesi. 3.tunikatlarda mide ve bağırsağı kapsayan bölge. abdomen.
  • Karın.

Belly ile ilgili cümleler

English: Young kittens knead their mother's belly to stimulate her to produce milk, so when grown cats knead on you, it means they're happy and comfortable with you – just like you're their mama.
Turkish: Küçük kedi yavruları süt üretmeye teşvik etmek için annelerinin karnını ovarlar, bu yüzden yetişkin kediler seni ovduklarında bu seninle mutlu ve rahat oldukları anlamına gelir- tıpkı sen onların anneleriymişsin gibi.

English: She's a belly dancer.
Turkish: O bir oryantal dansöz.

English: His belly reminds me of postcards from Japan - flat and pretty.
Turkish: Onun göbeği bana Japonya'dan gelen düz ve güzel kartpostalları hatırlatıyor.

English: Ali lifted up his shirt and exposed his belly.
Turkish: Ali gömleğini yukarı kaldırdı ve karnını açtı.

 

English: Jale is very good at belly dancing.
Turkish: Jale göbek dansında çok iyidir.

Belly ingilizcede ne demek, Belly nerede nasıl kullanılır?

Belly ache : Göbek ağrısı. Karın ağrısı.

Belly band : Bel kuşağı.

Belly button : Göbek. Göbek deliği.

Belly button lint : Göbek deliğinde biriken pamuk. Göbek deliği pamuğu. Göbek pamuğu.

Belly dance : Kadınlar tarafından kalçalar sallanarak ve mide kasları sıkılaştırılarak yapılan tahrik edici ortadoğu dansı. Göbek atmak. Oryantal dans. Göbek dansı.

Belly tank : Havada atılabilir benzin deposu. Gövde deposu.

Belly laugh : İçten (bir) kahkaha. Gürültülü kahkahalarla gülme.

Belly dancer : Rakkase. Oryantal dansöz. Dansöz.

Belly flop : Karın üstü dalış. Gövde üstü suya iniş (uçak).

Belly lough : Katıla katıla gülme. Gürültülü kahkaha.

İngilizce Belly Türkçe anlamı, Belly eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Belly ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Torso : Ve başsız insan vücudu. Bacaksız. Yarım kalmış çalışma. Gövde (insana ait). Kolsuz ve başsız gövde. Kolsuz. Gövde. Heykel gövdesi. Gövde heykeli. İnsan gövdesi.

Fat : Besiye çekmek. Yağ asitleri ve gliserinden oluşan, 20°c'de katı olan, organik çözücülerde çözünen kimyasal madde. Semirtmek. Yağ asitlerinin karışık yapılı alkollerle meydana getirdiği esterler. Yağlı. Yağ. Şişman. İçyağı. Şişmanlatmak. Tombul.

Complain about : Şikayetçi olmak. -ile ilgili kusur bulmak. -ile ilgili memnuniyetsizlik ifade etmek.

Beefed : Sızlanmak. Şıkayet etmek.

Gastric mill : Mide aparatı.

 

Adipose tissue : Yağlı doku. Yağ dokusu. Yağ doku. Adiposit denilen ve trigliserid depolayan hücrelerden oluşan gevşek bağ dokusu, adipoz doku. Hücrelerinde yağ granülleri bulunan özelleşmiş bir bağ dokusu tipi. esmer yağ dokusu, beyaz yağ dokusu. Adipoz doku. Yağdoku.

Be puffed up : Kabarmak.

Belly button : Göbek deliği.

Abdomen : Karın (böcek gövdesinde). Böcek gövdesinin alt kısım. Batın. Karnın altı. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Abdomen.

Bowel : İç kısım. Bağırsak.

Belly synonyms : body part, arteria colica, omphalus, colic artery, abdominal muscle, hypochondrium, underbelly, bemoaning, underbody, stomached, center, pot, navel, inside, bemoans, appetites, relish, bitching, bell foundry, gizzard, ballooned, tummy, pyrosis, belly out, bloat out, abdomens, center piece, bellyache, abdominal aorta, abdominal wall, bilges, bellying, bellybutton.

Belly zıt anlamlı kelimeler, Belly kelime anlamı

Outside : Dıştan. Dış kısım. Dışına. Dış görünüş. Dışarısı. Açık havada olan. Dış taraf. Dışarı. Den başka. Dışında.

Solvent : Bir maddeyi çözebilme özelliğine sahip sıvı. Genellikle katı bir özdeği, kendi .kimyasal yapısında değişme olmaksızın çözen sıvı. tektürel bir karışımda nicelikçe daha çok olan. asitlerin kimi metalleri çözmesi gibi, bir özdeği kimyasal tepkimeyle çözen sıvı. Ödeyebilir. Eritken. Çözümleyen. Çözücü. Fizik, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tüm borçarını ödeyebilen (kurum). Solvent. Eriten.

Belly ingilizce tanımı, definition of Belly

Belly kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To swell and become protuberant, like the belly. To bulge. To cause to swell out. To fill. The abdomen. That part of the human body which extends downward from the breast to the thighs, and contains the bowels, or intestines.