Bights türkçesi Bights nedir

  • Halat bedeni.
  • Koy.
  • Kroz.
  • Halat gövdesi.
  • Körfez.
  • Roda.
  • Açık körfez.
  • Küçük körfez.

Bights ingilizcede ne demek, Bights nerede nasıl kullanılır?

Bight : Halat bedeni. Açık körfez. Halat gövdesi. Küçük körfez. Roda. Koy. Kroz. Körfez.

Bigha : (hindistan) 1/3 akre (0.4047 hektar'ın 3'te 1'i) ila 1 akre (0.4047 hektar) arasında değişen arazi ölçüsü birimi.

Bighead : Mağrur. Kendini beğenmiş. Ukala. Kendini bir şey sanan kişi. Fodul. Ukala dümbeleği. Kendini birşey sanan kişi.

Bighead disease : Kocabaş hastalığı. Fibröz osteodistrofi.

Bigheaded : Fodul. Hem kel hem fodul. Burnu havada. Burnu havalarda. Kendini beğenmiş.

Bighorns : Kanada koyunu. Yabani geyik. Yaban geyiği.

Bigheadedness : Ukalalık. Dikbaşlılık.

Bighearted : İyiliksever. Müşfik. Sevecen. İyi kalpli. Cömert. Eli açık.

Big apple : New york. New york city'nin lakabı. Büyük elma.

Yellow bighead : Sarı kocabaş hastalığı. Koyunlarda demir dikeni veya delice bitkisinin bir bileşeniyle bir mantar zehri olan sporidesmin arasındaki etkileşim sonucu, sarılık, yüz ve kulaklarda ödem, ışığa duyarlı deri yangısı, kornea ödemi, safra kanallarının kistik genişlemesiyle bunların içinde beyaz renkte, yarı-sıvı kristalize bir materyalin bulunmasıyla belirgin sendrom, geldikkop, tribulozis, sporidesmin zehirlenmesi.

 

İngilizce Bights Türkçe anlamı, Bights eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bights ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scuffle : İtişip kakışmak. Çekişme. Kavga. Saç saça baş başa kavga etmek. Saç saça başbaşa kavga etmek. Boğuşma. Boğuşmak. İtişip kakışma. İtişme. Çekişmek.

Gulfs : Çok derin kanyon. Anafor. Girdap. Boşluk. Büyük körfez. Uçurum.

Inletting : Koymak. Ağız. Giriş yeri. Körfezcik. Giriş noktası. Giriş ağzı. Haliç. Methal.

Box : Sırıkla atlamada, yarışçıların sıçrayıp havalanmak için sırıklarını sapladıkları maden ya da tahtadan yapılmış yamuk kutu. Saplama kutusu. Orta çağda oyun yeri (bk. simultane) tiyatroda özel seyir yeri. barok çağda italya'da ilk kez olarak kullanıldı. Tiyatrolarda dört beş kişilik özel bölmeli seyir yeri. 1.50 m. uzunluk, 1.10 m. yükseklik ve 0.50 m. genişliğinde, alttan başlayarak 30, 25, 20,15, 10 cm. yükseklikteki beş parçasıyla yüksekliği ayarlanabilen bir atlama aracı. Özel bölme. Kutu. Kasa. Sinemalarda salonun dip bölümünde sıralanan, bazen yanlara doğru da uzanan, birbirinden ince bölmelerle ayrılmış beş altı kişilik özel izleyici yerleri. Loca.

Fight back : Karşı koymak. Direnmek.

Assail : İşe girişmek. Dil uzatmak. Sözlerle ya da yumruklarla saldırmak. Kınamak. Saldırmak. Hücum etmek.

Gulf : Büyük körfez. Büyük görüş ayrılığı. Anafor. Girdap. Karanın içine sokulmuş deniz parçası. Uçurum. Boşluk. Denizlerin türlü biçimlerde karalar içine sokulmuş kolu.

Wedding night : Düğün gecesi. Gerdek gecesi. Zifaf gecesi.

 

Armlets : Haliç. Kısa kol. Pazıbent. Kolluk. Kolçak.

War : Savaşım. Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı. Savaş. Cenk. Savaşmak. Kavga. Mücadele. Çatışma. Savaş halinde olmak. Başka toplumları, kümeleri sömürmek için ya da onların sömürüsünden kurtulmak için insan toplumlarının, kümelerinin giriştikleri silahlı kavga.

Bights synonyms : fight down, vie, period of time, chickenfight, twenty four hour period, 24 hour interval, time period, weeknight, chicken fight, indentations, engage, inlet, tussle, oppose, compete, evening, cove, tourney, indentation, bear down, bay, solar day, twenty four hours, bandy, spar, mean solar day, embayment, wage, get back, fistfight, combat, firth, arm of the sea.

Bights zıt anlamlı kelimeler, Bights kelime anlamı

Defend : Savunmak. Reddetmek. Arkasında olmak. Himaye etmek. Saklamak. Korumak. Kanat açmak. Müdafaa etmek.

Make peace : Barış yapmak. Barıştırmak. Barışmak.

Day : Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Dönem. Gündüz. Çekimin gündüz gerçekleştirildiğini ya da gündüz görünçlüğü olduğunu belirtmek üzere oyunlukta ve çekim tahtasında yer alan sözcük. Çağ. Gün. Zaman. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gündüzlü (öğrenci). Devir.