Bight türkçesi Bight nedir

  • Açık körfez.
  • Halat gövdesi.
  • Körfez.
  • Koy.
  • Roda.
  • Kroz.
  • Halat bedeni.
  • Küçük körfez.

Bight ile ilgili cümleler

English: Heligoland is located in the German Bight.
Turkish: Helgoland Alman körfezinde bulunmaktadır.

Bight ingilizcede ne demek, Bight nerede nasıl kullanılır?

Bights : Halat bedeni. Kroz. Açık körfez. Roda. Koy. Halat gövdesi. Körfez. Küçük körfez.

Bigha : (hindistan) 1/3 akre (0.4047 hektar'ın 3'te 1'i) ila 1 akre (0.4047 hektar) arasında değişen arazi ölçüsü birimi.

Bighead : Ukala dümbeleği. Fodul. Mağrur. Ukala. Kendini beğenmiş. Kendini bir şey sanan kişi. Kendini birşey sanan kişi.

Bighead disease : Kocabaş hastalığı. Fibröz osteodistrofi.

Bigheaded : Burnu havada. Hem kel hem fodul. Kendini beğenmiş. Fodul. Burnu havalarda.

Bigheads : Kendini birşey sanan kişi. Ukala. Kendini beğenmiş. Fodul. Mağrur. Ukala dümbeleği.

Bigheadedness : Dikbaşlılık. Ukalalık.

Bigheartedness : Müşfiklik. İyi yüreklilik.

Bigheartedly : Eli açık bir şekilde. İyi kalpli bir şekilde. Cömertçe. İyiliksever bir biçimde. İyiliksever bir şekilde.

Yellow bighead : Koyunlarda demir dikeni veya delice bitkisinin bir bileşeniyle bir mantar zehri olan sporidesmin arasındaki etkileşim sonucu, sarılık, yüz ve kulaklarda ödem, ışığa duyarlı deri yangısı, kornea ödemi, safra kanallarının kistik genişlemesiyle bunların içinde beyaz renkte, yarı-sıvı kristalize bir materyalin bulunmasıyla belirgin sendrom, geldikkop, tribulozis, sporidesmin zehirlenmesi. Sarı kocabaş hastalığı.

 

İngilizce Bight Türkçe anlamı, Bight eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bight ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Firth : Haliç. Haliç (iskoçya'da). Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Nehrin denize karıştığı dar bölge. İdaho eyaletinde şehir.

Gulfs : Anafor. Büyük körfez. Girdap. Boşluk. Uçurum. Çok derin kanyon.

Basin : Çanak. Tekne. Geniş kase. Çevresine göre alçakta kalmış, genellikle tekne biçiminde yer. Yalak. Yerkabuğunda oluşan basıklık. Kara ile çevrili liman. Tas. Lavabo. Havza.

Indentation : Girinti-çıkıntı. İçerlek olma (satır için). Dişleme. Girinti. Girintili yazma. Çentik yapma. Diş diş olma. Paragrafbaşı.

Inlets : Haliç. Giriş yeri. Giriş ağzı. Giriş. Methal. Kakılmış şey. Giriş noktası. Körfezcik.

Inletting : Koymak. Giriş ağzı. Ağız. Giriş yeri. Körfezcik. Haliç. Giriş noktası. Methal.

Cove : Körfezcik. Kovuk haline getirmek. Ahbap. Kovuk oymak. Sığınak. Kemer oluşturmak. Dik yamaçlarla çevrili vadi. Barınak.

Gulfing : Çok derin kanyon. Uçurum. Büyük körfez. Girdap. Anafor. Boşluk.

Centre : Ilımlı politik görüş. Merkezde toplanmak. Ortaya koymak. Odak. Ortaya almak. Orta alan. Açık oyunculardan birinin topu kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Merkezde toplamak. Orta. Göbek.

Bight synonyms : bights, embayment, rope, midpoint, armlet, gulf, center, bayed, coves, armlets, basins, arm, arm of the sea, creeks, firths, coil, indentations, bay, inlet, creek.

 

Bight zıt anlamlı kelimeler, Bight kelime anlamı

Unfasten : Koyuvermek. Açmak. Çözülmek. Gevşemek. Açılmak. Çözmek. Gevşetmek.

Bight ingilizce tanımı, definition of Bight

Bight kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The bight of an elbow. A corner, bend, or angle. A hollow. As, the bight of a horse`s knee.