Blinking türkçesi Blinking nedir

  • Yanıp sönme.
  • Kırpışan.
  • Lanet olası.
  • Selektör.
  • Göz kırpma.
  • Işıldayan.
  • Allah'ın cezası.
  • Boşu boşuna.
  • İşıldama.

Blinking ile ilgili cümleler

English: The light was blinking.
Turkish: Işık yanıp sönüyordu.

English: I am blinking my eyes.
Turkish: Gözlerimi kırpıyorum.

English: Ali is blinking his eyes.
Turkish: Ali gözlerini kırpıyor.

English: There are some red lights blinking on the console.
Turkish: Konsolda yanıp sönen bazı kırmızı ışıklar var.

English: We are blinking our eyes.
Turkish: Gözlerimizi kırpıyoruz.

Blinking ingilizcede ne demek, Blinking nerede nasıl kullanılır?

Blinking bar : Yanıp sönen çubuk.

Blinking cursor : Yanıp sönen imleç.

Blinking lights : Yanıp sönen ışıklar.

Blinking square : Yanıp sönen kare.

Menu blinking : Menü yanıp sönme hızı. Menü yanıp sönmehızı.

Cursor blink rate : İmleç yanıp sönme hızı.

Blink : Işıldamak. Göz yummak. Kaçınmak. Kırpıştırmak. Parlamak. Göz ardı etmek. Titreşerek parlamak. Pırıldamak. Yanıp sönmek. Yanıp sönmek (ışık).

Blinked : Görmemezlikten gelmek. Işıldamak. Kırpmak. Göz ardı etmek. Parlamak. Göz kırpmak. Pırıldamak. Titreşerek parlamak. Kaçınmak. Yanıp sönmek.

Unblinkingly : Gerçeklerden korkmadan. Gözünü bile kırpmaz bir biçimde. Yanıp sönmeden. Gözünü kırpmadan. Heyecanlanmadan.

 

Blink of an eye : Göz kırpma.

İngilizce Blinking Türkçe anlamı, Blinking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blinking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Physiological reaction : Bir uyaran karşısında bir bütün olarak bedende ya da bir örgende oluşan değişme. Fizyolojik tepki.

To no purpose : Boşuna. Sonuç getirmeksizin. Faydasız. Sonuçsuz olarak. Nafile.

Bloodying : Kanatmak. Kan gibi. Kanlı. Zalim. Kanla kaplı. Kana susamış. Kanını akıtmak. Kana bulanmış. Kör olasıca.

Blasted : Allah'ın belası (argo terim). Allahın belası. Ölmüş. Yok olmuş. Kahrolası. Yıkılmış. Yıldırım çarpmış. Sarhoş. Harap.

Fucking : Rezil. Şiddetli. Aşırı. Kahrolası. Sikişme. Siktirici. Düzüşme. Allah'ın belası. Sikiş.

Luminescent : Işıldar. Işık veren. Işık saçan. Kendi kendine ışık verebilen nitelikte (özdek). Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Parlak. Parlaklık artıran. Parlayan. Gazışıl.

Nictitating : Göz kırpmak.

Cock of the eye : Gözetme.

Damn it : Kahretsin. Allah belasını versin. Lanet olsun. Kahrolası. Kahrolsun. Allah kahretsin.

Glistening : Parlama. Parlayan. Pırıl pırıl. Göz alıcı. Akıllı.

Blinking synonyms : instinctive reflex, innate reflex, eye blink, inborn reflex, reflex response, beamier, selectors, darned, twinkling, unnecessarily, scintillating, twinkling of an eye, blithering, selector, damnable, bloody, blamed, twinkles, bloodier, blooming, cursed, drat, in vain, bleedings, damned, goddamned, flashing, winking, drat it, unconditioned reflex, beamy, twinkle, twinkled.

 

Blinking zıt anlamlı kelimeler, Blinking kelime anlamı

Mitigated : Hafifletmek. Yatıştırmak. Yatıştırılmış. Azaltmak.

Open : Ferah. Genişletmek. Yarılmak. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi. Açılmak. Bildirmek. Karara bağlanmamış. Fora etmek. Açık (kapı). İçten.