Boards türkçesi Boards nedir

  • Sahne.
  • Kitabın kapakları.

Boards ile ilgili cümleler

English: I think skateboards are usually cheaper than rollerblades.
Turkish: Kaykayların genellikle tekerlekli patenlerden daha ucuz olduklarını düşünüyorum.

English: Blackboards are not always black.
Turkish: Yazı Tahtaları her zaman siyah değildir.

English: I'm so drunk now that I'm seeing two keyboards.
Turkish: Şu an gerçekten çok sarhoşum, iki klavye görüyorum.

English: Overloaded power boards can be a fire hazard.
Turkish: Aşırı yüklenmiş güç panoları bir yangın tehlikesi olabilir.

English: Ali ripped up the floorboards with a crowbar.
Turkish: Ali levye ile döşeme tahtalarını parçaladı.

Boards ingilizcede ne demek, Boards nerede nasıl kullanılır?

Bulletin boards and file libraries : İlan tahtaları ve dosya kitaplıkları.

Bulletin boards : Genel veya kamusal ilanların yapıştırılabildiği pano. Duyuru panosu. Bülten tahtaları. Duyuruların asıldığı pano.

Ceiling boards : Tavan tahtası.

Electronic mail and bulletin boards : Elektronik posta ve ilan tahtaları.

Louver boards : Pancur tahtaları. Panjur tahtası.

Walk the boards : Sahneleri yürümek. Oyuncu olmak. Sahne tozu yutmak.

Tread the boards : Tiyatroda rol almak. Sahneye çıkmak. Tiyatroda oynamak. Aktör olmak.

 

Blackboards : Yazı tahtası. Ders tahtası. Tahta. Sınıf tahtası. Kara tahta. Tahta (okul). Karatahta.

Billboards : Reklam panosu. Tahta perde. Demir yatağı. Pano. Açık hava reklam panosu. Reklam tabelası. Reklam ve ilan amaçlı kullanılan büyük pano. İlan tahtası. Emir veya ilan asılan tabela. İlan panosu.

Breadboards : Hamur tahtası. Yastıağaç. Ekmek kesmek için kullanılan tahta. Tanımlama özelliği. Ekmek tahtası.

İngilizce Boards Türkçe anlamı, Boards eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boards ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arenas : Arenalar. Arena. Alan. Mücadele alanı. Meydan.

Scene : Tablo. Patırtı. Bir ya da daha çok çekim içinde gerçekleştirilen, aynı kişileri aynı bezem içinde gösteren, çekim ile ayrım arasında yer alan film parçası (bazen çekim yerine de kullanılır). tv. bir televizyon oyununun, aynı kişileri aynı bezem içinde veren bölümü. sinema/tv. dış dünyanın film ya da televizyon oyununda yer alan herhangi bir görünüşü. işliğin, düzlüğün, üzerinde bezem kurulmuş, çalışma yapılan bölümü. Mizansen. Oyunluk. Manzara. Dekor. Keste. Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan. Bireycil ya da kümecil oyunda birey ya da kümenin günlük yaşam görüntülerini sergilediği, esnek gözlem öğeleriyle donatılmış eylem ye gözlem alanı.

Bema : Üzerinde sunak bulunan yüksek platform (kilisede). Platform. Podyum. Ortadoks kiliselerinde mihrabın önünde yer alan kürsü. Hıristiyan bazilikalarında kutsal yönü belirleyen (doğu) apsisin önünde yer alan. Yalnızca ruhban sınıfının kullanabildiği kutsal mekan. Kürsü.

 

Bandstands : Bando için yapılmış yer. Bando yeri. Açık havada çalan müzik topluluklarına özgü ve çoğu zaman üstü kapalı platform. Orkestranın yeri.

Settings : Sertleşme (çimento vb.). Bileme. Dizme. Çerçeve. Olay yeri. Set. Hikayenin geçtiği yer. Batış. Beste.

Arena : Bir sirkte gösterilerin yapıldığı alan. Arena. Saha. Alan. Eski roma açıkhava gösterisine özgü geniş yer (elips biçimi). seyirciler ortasında bir oyun yeri. Spor kompleksi. Roma imparatorluğu döneminde açık havada yapılan gösteriler için yapılmış geniş, çoğu kez değirmi biçimde oyun yeri. seyircilerin ortasında oyun yeri olan çevreli tiyatro'nun büyüğü. Meydan.

Theater stage : Tiyatro sahnesi.

French scene : Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan.

Bemata : Platform. Podyum. Üzerinde sunak bulunan yüksek platform (kilisede). Kürsü.

Bemas : Hıristiyan bazilikalarında kutsal yönü belirleyen (doğu) apsisin önünde yer alan. Yalnızca ruhban sınıfının kullanabildiği kutsal mekan. Kürsü. Platform. Üzerinde sunak bulunan yüksek platform (kilisede). Podyum. Ortadoks kiliselerinde mihrabın önünde yer alan kürsü.

Boards synonyms : ice hockey rink, theatre stage, boarding, scenes, scenic, stage, onstage, setting, bandstand.