Scene türkçesi Scene nedir
- Sahne.
- Görünçlük.
- Manzara.
- Dekor.
- Olay.
- Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan.
- Tablo.
- Bir ya da daha çok çekim içinde gerçekleştirilen, aynı kişileri aynı bezem içinde gösteren, çekim ile ayrım arasında yer alan film parçası (bazen çekim yerine de kullanılır). tv. bir televizyon oyununun, aynı kişileri aynı bezem içinde veren bölümü. sinema/tv. dış dünyanın film ya da televizyon oyununda yer alan herhangi bir görünüşü. işliğin, düzlüğün, üzerinde bezem kurulmuş, çalışma yapılan bölümü.
- Faaliyet alanı.
- Oyunluk.
- Heyecan.
- Sahne dekoru.
- Keste.
- Bireycil ya da kümecil oyunda birey ya da kümenin günlük yaşam görüntülerini sergilediği, esnek gözlem öğeleriyle donatılmış eylem ye gözlem alanı.
- Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Görünüm.
- Olay yeri.
- Dolaylı ya da uzancalı yordamlarda kullanılan görünülü sınarlarda tutumsal bir içeriği olan görsel anlatım.
- Rezalet.
- Mizansen.
- Patırtı.
Scene ile ilgili cümleler
English: A big crowd gathered at the scene of the fire.
Turkish: Yangın mahallinde büyük bir kalabalık toplandı.
English: Ali claims that he wasn't anywhere near the murder scene at the time of the murder.
Turkish: Ali cinayet anında cinayet mahalline yakın bir yerde olmadığını iddia ediyor.
English: According to the police investigation, Moustapha was at the scene of the crime at the time of the event.
Turkish: Polis soruşturmasına göre, Mustafa olay sırasında suç mahallindeydi.
English: A detective arrived upon the scene of the crime.
Turkish: Dedektif suç mahalline geldi.
English: Ali was at the scene of the accident, wasn't he?
Turkish: Ali kaza mahallindeydi, değil mi?
Scene ingilizcede ne demek, Scene nerede nasıl kullanılır?
Scene designer : Bir oyunun dekorunu önce kağıt üzerinde tasarlayan, sonra renklendirip çizen, maketini yapan ve sahne üzerinde gerçekleştirilmesini denetleyen, dekorun hazırlanmasını yöneten sanatçı. Dekor tasarımcısı.
Scene dock : Dekor ambarı.
Scene of accident : Olay yeri. Kaza yeri.
Scene of crime : Olay yeri. Cinayet işlenen yer.
Scene of the accident : Kaza mahali. Kaza mahalli. Kaza yeri.
At the scene : Olay yerinde. Olay yerinde saptanmış. Mevcut.
Scene tester : Kertelemeye başlangıç olarak, belli bir negatifin komşu resimlerini değişik basım ışığında basarak kerteleme örneği sağlayan aygıt. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kerteleme aygıtı.
Scene shifter : Sahne veya dekor değiştirici. Bir tiyatro veya opera salonunda sahne veya set dekorlarını değiştirmek için işe alınmış kimse. Bir tiyatrodaki sahneleri değiştiren kimse.
Scene of the crime : Suç mahalli. Suçun işlendiği yer.
Scene shift : Oyun gereğine uygun olarak bir dekorun yerine başka dekoru kurma işlemi. Dekor değişimi.
İngilizce Scene Türkçe anlamı, Scene eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Scene ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Light : Göze uyarımda bulunan ve beyin tarafından yorumlandığında görme duyusuna, yani görülebilir ışığa yol açan elektromıknatıs ışınım. başka bir deyişle, ışımayla yayılan ve görme duyusuyla algılanan erke biçimi. (bu elektromıknatıs ışınım, 4x10-7 m ile 7,7x10-7 m arasındaki dalga uzunluklarında yer alır. dalga uzunluklarındaki değişiklikler gözde değişik duyulara yol açarak değişik renkleri oluşturur). Denk gelmek. Bir salonun ya da sahnenin aydınlatılması için yöneticinin ya da sorumlunun verdiği buyruk. Açık (renk). Işıldamak. Neşelendirmek. Hafif. Rastlamak. Açık (renk için). Aydınlanmak.
Agitations : Karıştırma. Sallama. Çalkalanma. Kışkırtıcılık. Çalkama. Tahrik. Galeyan. Çalkantı. Sallanma.
Mien : Görünüş. Eda. Tavır. Surat. Hava. Çehre. Yüz.
Ados : Tantana. İnsanı yoran hazırlıklar. Koşuşmalar. Telaş. Gürültü patırtı. Gürültü.
Prospect : İhtimal. Umut. Altın aramak. İncelemek. Görünüş. Araştırmak. Muhtemel müşteri. Bakış.
Apparitions : Görüntü. Çıkıverme. Görünme. Harry potter'da kişinin kendini bir yere teleport etmesi. Hayalet. Tayf. Cilve.
Ardor : Gayret. Heves. Şevk. Ateş. Hararet. Ateşlilik.
Outlook : Olasılık. Görüş. Bakış açısı. Görüş açısı. Görüntü. Seyredilen yer. Hedefleme.
Awfulness : Korkunçluk. Fenalık. Berbatlık. Çok kötülük. Dehşet vericilik.
Clatters : Tangırtmak. Çatırdatmak. Tıkırdamak. Gevezelik etmek. Zıngırdamak. Şakırdamak. Tangırdatmak. Ses çıkarmak. Gürültüyle yapmak.
Scene synonyms : field of honor, episodes, tableau, animations, decors, television script, attainture, raree show, arenas, area, degradations, landscapes, business, dreadful, arousals, charivari, disgraces, circumstance, commotions, sphere of activity, theatre, mise an scene, din, cases, decor, awful, sceneries, bemata, dinned, onstage, episode, incident, clamouring.
Scene ingilizce tanımı, definition of Scene
Scene kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The stage. To display. The part of a theater in which the acting is done, with its adjuncts and decorations. To make a scene of. The structure on which a spectacle or play is exhibited. To exhibit as a scene.

Bu kısımda Scene kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Scene ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Scene anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Scene ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.