Sahne nedir, Sahne ne demek

Sahne; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk.
  • Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri.
  • Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı.
  • Görüntü.
  • Tanık olunan, gözlenen olay

"Sahne" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Gök Korsan konusunu açtığımda, henüz tasarlama hâlindeyken yazdığım bazı sahneleri okumuştu." - C. Uçuk
  • "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu." - M. And
  • "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm." - A. Gündüz
  • "Politika sahnesinde adları duyulan kişiler."
  • "Resim bir av sahnesini canlandırıyordu."

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan.

Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Bir tiyatro yapısında oyun için ayrılmış olan bölüm. (bk. skene.)

İngilizce'de Sahne ne demek? Sahne ingilizcesi nedir?:

scene, french scene, stage

Sahne hakkında bilgiler

Sahne, tiyatro eserlerinin ve diğer bazı performansların sergilenmesi için ayrılmış olan alan.

 

Aktör, aktris ve performans sanatçılarının ihtiyacı olan boşluğu sağlar, seyircilerin odak noktasını oluşturur. Mimari yapıya göre sahne, genellikle yükseltilmiş bir alandan veya birkaç farklı alandan oluşabilir. Özellikle tiyatro binalarında sahne sabit bir unsur olmakla beraber, kaldırılabilen sahneler de vardır.

Kullanım amacına ve hitap ettikleri seyirciye göre sahneler dörde ayrılır. Batı kültürlerinde en yaygın olan sahne formu prosceniumdur. Bu türde seyirci sahneye sadece bir cephesinden bakar. Sahnenin gizlenmiş diğer üç cephesi sanatçılar ve teknisyenler tarafından kullanılır. Diğer tür, "öne çıkarılmış sahne"dir. Bu sahne prosceniuma benzemekle beraber, seyircilerin arasına doğru uzanır ve sadece arka tarafı gizlidir. "Orta sahne"de ise gizlenmiş bir cephe yoktur; seyirci sahnenin dört yanını da çevreler.

Sahne ile ilgili Cümleler

  • İşleri, sahneye çıkan oyunculara makyaj yapmak.
  • Sahne oldukça dokunaklıydı.
  • Oyundaki komik sahneler abartılıydı.
  • Sahnede onları gördün mü?
  • Sahnede bir şarkı söylüyor.
  • Sahnede dans eden adam benim amcam.
  • Sahne ışığı açık.
  • Ali gitarını aldı ve sahneye doğru gitti.
  • Sahnede hiç ünlü müzisyenler var mı?
  • Onlar gelecek hafta "Romeo ve Juliet"i sahneye koyacaklar.
  • Sahne endişem var.
  • Ali üç şarkı söyledi ve sonra sahneyi terk etti.
  • Ali sahneye çıktı.
  • O onun hakkında bir sahne yaptı.

Sahne anlamı, tanımı:

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen.

 

Çevre : Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Yağlık. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Sahne almak : Sahneye çıkmak.

Sahne olmak : Bir yerde bir olay geçmek.

Sahneye çıkmak : Kullanılmak, görünmek, ortaya çıkmak. tiyatro, müzik vb. sanatçılar için sanatını izleyici önünde uygulamak, göstermek.

Sahneye koymak : Tiyatro eserini veya müzikal bir oyunu, metin, oyun, yorum, dekor, müzik vb. ögeleri birbiriyle uyumlu duruma getirerek sahne için uygulamak, oynamak, sahnelemek.

Sahne dengesi : Halk oyunlarında sahnenin konumuna ve ölçülerine göre oyunları estetik görünümde sergileme tekniği ile seyircinin görüş açısının bilinçli olarak ortaya çıkması.

Sahne sanatları : Gösteriye dayalı tiyatro, orta oyunu, dans vb. sanat dalları.

Döner sahne : Bir oyunun sergilenmesi sırasında kolayca dönüp seyircilerin önüne geçebilecek, kullanıma hazır sahne.

Sahneleme : Sahnelemek işi.

Sahnelemek : Görüntü vermek. Sahneye koymak.

Sahnelenme : Sahnelenmek işi.

Sahnelenmek : Oyun sahneye konulmak. Bir durum, bir olay ortaya çıkmak, görünür olmak. Bir durum, bir olay gerçekleştirilmek.

Sahneleyiş : Sahneleme işi.

İzleyici : İzleme işini yapan kimse.

Kola : Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).

Ölçü : Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Belirlenmiş boyut. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Değer, itibar. Ölçüt. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Ölçme sonucu bulunan rakam.

Oyun : Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Hile, düzen, desise, entrika. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Kumar. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

Müzik : Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki. Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması.

Gösteri : Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun.

Yapma : Yapay. Yapmak işi. Yapmacık, sahici karşıtı.

Tiyatro : Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü. Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer. Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup.

Görüntü : Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Manzara. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme.

Tanık : Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit. Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Sahne adı : Bir sanatçının tiyatro yaşamında tanındığı ad.

Sahne ağzı : Sahnenin seyirciye açılan çerçeve içinde kalan görüngüsü.

Sahne altı : Sahne altındaki kat.

Sahne altı ikinci bodrum : [Bakınız: sahne altı]

Sahne altı üçüncü bodrum : [Bakınız: sahne altı]

Sahne asansörü : Sahne içinde ya da yanında inip çıkan düzey. Bu sahne değişimleri için kullanılır.

Sahne aşağısı : Çerçeve sahneli tiyatroda oyun düzeyinin seyirciye en yakın olan kesimi.

Sahne aygıtı : Sahnede kullanılan her türlü aygıt.

Sahne başyetkilisi : Sahnenin disiplininden, düzeninden ve çalışma izlencesinden sorumlu olan yetkili.

Sahne betiği : Tiyatro gösterisine uygun biçimde yazılmış betik.

Diğer dillerde Sahne anlamı nedir?

İngilizce'de Sahne ne demek? : [Sahne (die) ] n. cream, fatty portion of milk which rises to the top, whipped cream, white edible cream placed on food

adj. scenic

n. stage, set, scene, setting, site, arena, boards

Fransızca'da Sahne : scène [la]; théâtre [le]

Almanca'da Sahne : n. Auftritt, Brett: Bretter, Bühne, Schauplatz, Szene

Rusça'da Sahne : n. сцена (F), арена (F), подмостки (PL), эстрада (F), театр (M), акт (M)

adj. сценический, театральный