Bok nedir, Bok ne demek

  • Dışkı
  • Güç durum.
  • Hor görülen, tiksinilen.

"Bok" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bırak şu bok herifi!"
  • "Boka batmak. Boka düşmek."

Yerel Türkçe anlamı:

Pamukçuk hastalığında, çocukların ağzında görülen kabarcıklar.

Bok hakkında bilgiler

Dışkı hayvanların sindirim artıklarından oluşan ve anüs yoluyla vücuttan atılan atık madde. Dışkıların doğadaki işlevleri çok önemlidir.

Sindirim olaylarında gün boyunca yenilen besinler ağızdan başlayan zorlu bir yolculuk yapar. Sindirim sistemindeki bu yolculuk sırasında vücut gereken besinleri alır ve geriye artıklar kalır. Artıkların dışarı atılmasıyla yolculuk son bulur. Bu olaylar pek çok hayvanda benzer biçimde gerçekleşir. Bununla birlikte türlerin birbirinden farklı pek çok özelliği vardır.

Memeliler dışkılarını ve idrarlarını ayrı yerlerden atarlar. Bu canlıların hem dışkılayacakları bir anüsleri hem de idrarlarını yapabilecekleri bir idrar yolları vardır. İskeleti olan tüm öteki hayvanlarınsa, kuşlarda olduğu gibi (kloak adı verilen) tek bir çıkış yeri vardır. Kuşlar, her zaman dışkılayabilirler.

Bütün hayvanlar, mantarlar ve bakteriler işbirliği halinde doğayı dışkıdan temizlerler ve besinleri toprağa yeniden kazandırırlar. Bu canlıların çoğunun amacı aslında ortalığı temizlemek değil, kendine besin sağlamaktır; ama sonuç olarak doğanın dengesi de korunmuş olur.

 

Bok ile ilgili Cümleler

  • Bok ye - milyonlarca sinek yanılıyor olamaz.
  • Takım zaten bok.
  • Senin bok inatçılığın insanları hasta ediyor.
  • Her gün aynı bok.
  • Cahile ilim öğrettiniz, dünkü bok bana caka satıyor.
  • Bok kokuyor.
  • Almanya ne bok yemeye onlara yardım etti?
  • Bok gibi kokuyorsun.
  • Ne biçim bir bok sizin bu balık jölesi.

Bok anlamı, tanımı:

Bok atmak : Birine leke sürmek, kara çalmak.

Bok canına olsun : Bıkılan, kötülüğü görülen şeyler için kullanılan bir sövgü sözü.

Bok etmek : Bir işi, bir şeyi bozmak, berbat etmek.

Bok karıştırmak : Bir işi bozacak bir biçimde davranmak.

Bok üstün bok : Çok kötü, çok berbat.

Bok yedi başı : Burnunu her işe sokan, her işe karışan.

Bok yemek : Yakışıksız bir iş yapmak.

Bok yemek düşer : "birinin bir işe karışmaması, burnunu sokmaması gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Bok yemenin arapçası : "yakışıksızlığın büyüğü" anlamında kullanılan bir söz.

Bok yoluna gitmek : Yararsız, gereksiz bir şey uğruna yok olmak.

Boka nispetle tezek amberdir : "çok kötü bir şeyin yanında, ondan daha az kötü olanı güzel görünür" anlamında kullanılan bir söz.

Boku çıkmak : Bir iş veya durum tatsızlaşmak.

Bok soyu : Kızılan veya tiksinilen bir şeye karşı sövgü olarak söylenen bir söz.

Bokunda boncuk bulmak : Birine hak etmediği hâlde çok değer vermek.

Bokuyla kavga etmek : Çok sinirli ve geçimsiz olmak, her şeye öfkelenir olmak.

Bok böceği : Kın kanatlılardan, genellikle otçul memeli hayvanların gübrelerinde yaşayan ve bokla beslenen böcek, pislik böceği (Geotrupes stercorarius).

 

Bok püsür : Hoşa gitmeyen, can sıkan şey ve onun ayrıntı ve pürüzleri.

Boku bokuna : Boşu boşuna, yok yere.

Demir boku : Cüruf.

Kazboku : Kirli sarı renk. Bu renkte olan.

Dışkı : Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı, kaka, bok, büyük abdest, kazurat.

Güç : Bir toprağın verimlilik yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli. Zorlukla. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Hor : Değersiz, önemi olmayan, aşağı.

Bok böcü : Hayvan pisliklerine üşüşen sert ve kara kabuklu böcekler.

Bok böcüsü : Hayvan pisliklerine üşüşen sert ve kara kabuklu böcekler

Bok bulaşmak : Üstüne suç atılmak.

Bok etmek : bir işi, bir şeyi bozmak, berbat etmek.

Bok hark etmek : Bir eşyanın kıymetini bilmemek, bozmak, kırmak.

Bok paklavat : Ivır zıvır, gereksiz şey.

Bok püsürük : Ivır zıvır, gereksiz şey. 1. bk.bok paklavat. 2.Ayak takımı.

Bok soyu : kızılan veya tiksinilen bir şeye karşı sövgü olarak söylenen bir söz.

Bok vızvızi : Hayvan pisliklerine üşüşen sert ve kara kabuklu böcekler

Diğer dillerde Bok anlamı nedir?

İngilizce'de Bok ne demek? : [Bok] n. goat, billy goat; buck, stag; coach box, driving box; rack, trough for animal feed

v. buck (Equestrian)

n. excrement, faeces [Brit.], feces, fecal matter, shit (Vulgar Slang) dung, crap, turd (Slang)

Fransızca'da Bok : merde [la], selles

Almanca'da Bok : n. Kacke, Scheißdreck, Scheiße, Schiss

Rusça'da Bok : n. дерьмо (N), отстой {сл.} (M), говно {сл.} (N), сранье {сл.} (N)

adj. дерьмовый, говняный {сл.}