Border on türkçesi Border on nedir

  • Kaçmak.
  • Çalmak.
  • Eğiliminde olmak.
  • Sınır komşusu olmak.
  • Bitişik olmak.
  • Ramak kalmak.

Border on ile ilgili cümleler

English: What countries border on Slovenia?
Turkish: Hangi ülkeler Slovenya ile sınır komşusudur?

English: Both Canada and Mexico border on the United States.
Turkish: Hem Kanada hem de Meksika Amerika Birleşik Devletleriyle sınır komşusudur.

English: California and Nevada border on each other.
Turkish: Kaliforniya ve Nevada birbirine sınır komşusudur.

Border on ingilizcede ne demek, Border on nerede nasıl kullanılır?

Border : Kenar süsü. Sınır. Tavan perdesi. İle ortak sınıra sahip olmak. Sınır koymak. Sahne yukarısından asılan, sahnenin üst kesimini maskelemede kullanılan çoğu kez kara perde. Sahnenin üstündeki ,ızgaraların ve palangaların bulunduğu mekanik kesim. Sınırlamak. Sınır olmak. Kenar.

On : De. Civarında. Makbul. Yönünde. Üzerinde. Yanmak. Olmakta olan. Devrede. Giyilmiş. Esnasında.

Border and offshore trade : Sınır ve kıyı ticareti.

Border ballad : Belli bir yerle ilgili olarak söylenen balad. Yerel balad.

Border check : Sınır kontrolü.

Border checkpoint : Sınır kontrol noktası. Polis sınır kontrol noktası.

İngilizce Border on Türkçe anlamı, Border on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Border on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cabbaging : Yürütmek. Başlahana. Beyaz lahana. Lahana beyaz. Kelem. Lahana. Aşırmak.

Adjoin : Yan yana koymak. Bitiştirmek. Katmak. Eklemek. Yan yana olmak.

Abuts : Uç uca gelmek. Dayanmak. Dokunmak. Yaslanmak.

Bolts : Süzmek. Tüymek. Fırlamak. Tıkınmak. Sürgülemek. Cıvata dişleri. Çiğnemeden yutmak. Çekilmek (partiden). Elemek.

Absquatulate : Gizlice kaçıp gitmek. Tüymek. Basıp gitmek. Ayrılmak (konuşma dili). Toz olmak. Bir yerden koşarak uzaklaşmak. Bir yerden aceleyle ayrılmak. Çekip gitmek.

Absconding : Alacaklıdan kaçmak. Kaçıp gizlenmek. Kanundan kaçmak.

Tends : Temayül etmek. Çalmak (yeşile vb.). Yol açmak. Yüz tutmak. Meyletmek. Hizmet etmek. Bakmak. Gözetmek. Bakmak (hayvana veya bitkiye). Eğilimi olmak.

Communicates : İletişim kurmak. Bildirmek. Tebliğ etmek. Nakletmek. İblağ etmek. Geçirmek. İçini dökmek. Bulaştırmak. İletişime geçmek. Bağlantılı olmak.

Communicate : Komünyon vermek. Haberleşmek. Geçirmek. Bulaştırmak. Birbirine açılmak (odalar). İçini dökmek. Tebliğ etmek. İletişim kurmak. İblağ etmek.

Tend to : Eğimlenmek. Bakmak (birine). Meyilli olmak. Eğilimine girmek. Meyil etmek. Bakımıyla meşgul olmak. Eğilimi göstermek. Eğilimi içinde olmak.

Border on synonyms : abscond from, chime, blow, abut upon, cabbage, abstract, border upon, bag, bolted, neighbor, abut, adjoins, bolt, adopts, near miss, avoid, chimed, absconds, be touching, tended, blew, be disposed to, accroach, abstracts, absquatulation, cabbages, be apt to, be liable to, abut on, bordering, communicated, appropriate, be almost.