Bottom line türkçesi Bottom line nedir

  • Uzun lafın kısası.
  • Dip sürütmesi.
  • [#son Sonuç].
  • Hareketli bir balıkçı gemisinin arkasından bırakılarak taşlık, kırmalık yerlerde sürütmek suretiyle av yapan oltalar.
  • Sözün özü.
  • (bilançoda) nihai kar-zarar hanesi.
  • Netice.
  • Temel sebep.
  • Ana sebep.
  • Temel neden.
  • (asıl) önemli olan.
  • Alt çizgi.
  • Genellikle kar ve zarar tablosuna son satır olarak kaydedilen ve firmanın kar veya zararını gösteren rakam.

Bottom line ile ilgili cümleler

English: Your plan sounds good, but the bottom line is: will it bring us more business?
Turkish: Planın iyi görünüyor fakat asıl önemli olan şu: bize daha çok iş getirir mi?

English: Give me the bottom line.
Turkish: Bana uzun lafın kısasını ver.

Bottom line ingilizcede ne demek, Bottom line nerede nasıl kullanılır?

Bottom : Dipteki. Temeline inmek. Bir temel üzerine yerleştirmek. Dibe dokunmak. Değmek. Dip koymak. Dip. Alttaki. Alt. Kurmak.

Line : Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Sahne yukarısındaki palangalar yoluyla sarkıtılıp çekilebilen, genellikle çelikten yapılmış halat. Hat. Askı halatı. Oyun alanını bölen, sınırlayan ve belirleyen boyadan şeritlere verilen ad. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Satır. Kaplamak. Sıralamak. Astarlamak.

 

The bottom line : Bir işin sonu. Gerçek sonuç.

The bottom line is : Son karar - idi. Onun dip çizgisi -. Onun temeli -.

Bottom belt conveyor : Alttan taşıyıcı.

Bottom border : Alt kenarlık.

İngilizce Bottom line Türkçe anlamı, Bottom line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bottom line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Backwashes : Dümen suyu. Sonraki etki. Olayın yankıları. İkincil etki. Geriye gelen dalga. Dalganın geri çekilmesi. Ters yıkama. Geri yıkama. Serpinti.

Aftermath : İlk hasattan sonra büyüyen otlar. Akibet. İkinci gelişme. Kötü yan etki. İlk üründen sonraki biçilen ot. Kötü sonuç. Akıbet. Hasattan sonra çıkan otlar.

Leading motive : Temel gerekçe. Baş gerekçe.

Educt : İstihraç etme. Başka bir maddeden çıkarılan madde (kimya). Çıkarma. Çıkarılan şey.

Backwash : İkincil etki. Olayın yankıları. Geri yıkama. Sonraki etki. Dalganın geri çekilmesi. Geriye gelen dalga. Dümen suyu. Serpinti. Ters yıkama.

Consequences : Sonuçlar. Eser. Önem. Semere.

After effects : Gecikmiş etki. Artçı. Bir olaydan sonra hissedilen etki.

Denouements : Akıbet. Son. Çözüm.

Child : Evlat. Tıfıl. Ürün. Toy. Yavru. Deneyimsiz. Velet. Yetişkinlere yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse. Çocuk.

Corollary : Bir kaziyenin neticesi. Doğal sonuç. Bir şeyin doğal sonucu. Gerekçe.

Bottom line synonyms : make a long story short, ground, briefly, conclusion, catastrophe, to make the long story short, underline, to cut a long story short, underscores, under bar, in a word, conclusions, cut a long story short, the crux of the matter, corollaries, eventualities, the main cause, the operative word, consequence, in short, attendant, to make a long story short, avail, main reason, denouement, in brief, underscore, event, aftermaths, close, consequent, downstrokes, downstroke.