Bottom türkçesi Bottom nedir

  • Dibe dokunmak.
  • Bir temel üzerine yerleştirmek.
  • Kurmak.
  • Dip.
  • Dibe ulaşmak.
  • Dip koymak.
  • Alt.
  • Temeline inmek.
  • Değmek.
  • Ulaşmak.
  • Dipteki.
  • Alttaki.

Bottom ile ilgili cümleler

English: Ali sat at the bottom of the stairs wondering what he should do next.
Turkish: Ali daha sonra ne yapması gerektiğini merak ederek merdivenlerin alt kısmında oturdu.

English: Do you really love me from the bottom of your heart?
Turkish: Gerçekten beni içten seviyor musun?

English: Ali sleeps on the bottom bunk.
Turkish: Ali alt ranzada uyuyor.

English: Ali couldn't touch the bottom of the pool.
Turkish: Ali havuzun dibine dokunamadı.

English: Ali found the treasure at the bottom of the lake.
Turkish: Ali hazineyi gölün dibinde buldu.

Bottom ingilizcede ne demek, Bottom nerede nasıl kullanılır?

Bottom belt conveyor : Alttan taşıyıcı.

Bottom border : Alt kenarlık.

Bottom centered : Alta ortalı. Alta orta.

Bottom coal : Taban kömürü.

Bottom dead center : Tokacın yuvgu içinde en büyük oylumu oluşturduğunda vardığı uç nokta. Alt ölünokta. Alt ölü nokta. Alt ölü noktası.

Bottom dollar : Son kuruş.

Bottom land : Alçak arazi. Ovalık arazi. Taban arazi. Bir nehir yakınında bulunan alüvyonlu düz arazi.

Bottom line : Hareketli bir balıkçı gemisinin arkasından bırakılarak taşlık, kırmalık yerlerde sürütmek suretiyle av yapan oltalar. Genellikle kar ve zarar tablosuna son satır olarak kaydedilen ve firmanın kar veya zararını gösteren rakam. Uzun lafın kısası. (asıl) önemli olan. Temel neden. (bilançoda) nihai kar-zarar hanesi. Sözün özü. Temel sebep. Dip sürütmesi. Alt çizgi.

 

Bottom double border : Alt çift kenarlık.

Bottom gear : Alt vites. En düşük vites (motorlu araçlarda).

İngilizce Bottom Türkçe anlamı, Bottom eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bottom ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fundament : Kaide. Taban. Kıç. Makat. Esas parça. Anüs. Temel.

Brew : Demlemek. Hazır olmak. Hazırlamak. Olmak. Demlenmek. Hazırlamak (kötü bir plan). Gizli hazırlık yapmak. Bira yapmak. Hazırlanmak.

Heel : Alçak. Topuğunu yere vurarak dansetmek. Golf sopası ucu. Topuk. Ayağın art bölgesi. Ökçe. Topuk takmak. Ekmeğin kafası veya başı. Aşağılık kimse. Yana yatmak.

Lower : Karartmak. Alçaltmak. Satakdaki malın isteklerden daha çok olması nedeniyle bunların satışlarını sağlamak amacıyla ederlerinde yapılan indirim. aynı konu üzerinde çalışan ve aynı özellikte nesneyi yapıp satan kişilerin karşıtı ile tecimsel bir yarışta bulunmak ve onun etkilerinden kurtulabilmek amacıyla satış ederleri üzerinde yaptıkları indirim. Kırmak (gurur). Somurtmak. Küçültmek. Aşağılamak. Eder indirimi. Surat asmak.

Fag end : İzmarit. Artık. Artık şey. Son kısım.

Undersurface : Alt yüz. Alt taraf. Alt yüzey.

Hypo : Az. İşlemede saptama aşamasında en çok kullanılan kimyasal özdek (sodyum hiposülfit, tiyosülfit, na2 s2 o3 . 5h2 o) ya da eriyiği. Aşağı. Düşük. Hipo-. Alt, altında. az, noksan. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hipo.

 

Part : Kısmi. Bir oyuncunun bir filmde ya da televizyon oyununda yaratması gereken kişilik. Bölmek. Rol. Kısım. Hisse. Yan. Kopmak. Parçalamak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Brush : Fırça. Fırçalamak. Sürtünmek. Süpürmek. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hafifçe dokunmak. Tilki kuyruğu. Temizlemek. Sürtünme.

Region : Diyar. Bölge. Dar. Memleket. Alan. Az çok sınırları belli olan toprak parçası. İklim. Yakınlarda dört bir yan, bölge. Kesim.

Bottom synonyms : build up, cog, arrive at, underbelly, achieving, brushes, background, kisses, achieve, arrive, subjacent, bear, rock bottom, get to the bottom of, building up, bring into being, side, subscript, assembly, merited, downstairs, inferior, deep, touch bottom, be worthy of, bases, inferiors, arrived, kissed, get to the bottom, infra, kiss, meet.

Bottom zıt anlamlı kelimeler, Bottom kelime anlamı

Head : Kullanmak. Yollanmak. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Baş ile ilgili. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. sefal, kafa. 3.bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, dna içeren kısmı. 4.miyozinin bir parçası. fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Başına geçmek (şirket vb). Baştaki. Başında olmak.

Top : Üstünü kapamak. Tepe. Geçmek. Üstünden geçmek (bir yerin). Üstünden geçmek. Alt etmek. Birinci olmak. -den iyisini yapmak. Kapamak.

Bottom ingilizce tanımı, definition of Bottom

Bottom kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Followed by on or upon. The bottom of a hill, a lane, or a page. A ball or skein of thread. To found or build upon. To wind round something, as in making a ball of thread. To fix upon as a support. Usually with on or upon. To be based or grounded. Lowest. Bottom prices. Under. The bottom board of a wagon box. As, the bottom of a tree or well. The lowest part of anything. Of or pertaining to the bottom. A cocoon. The foot. Fundamental. As, bottom rock. To rest, as upon an ultimate support.