Bougie türkçesi Bougie nedir

Bougie ingilizcede ne demek, Bougie nerede nasıl kullanılır?

Bougainvillaea : Begonvil. Tropik bir bitki.

Bougainvillaeas : Begonvil. Tropik bir bitki.

Bougainville : Bugenvillea.

Bougainvillea : Tropik bir bitki. Begonvil.

Bouge : Kemikli balıklar (teleostei) takımının, izmaritgiller (sparidae) familyasından, 35 cm kadar uzunlukta, karadeniz ve akdeniz'de yaşayan bir balık türü. Kupes.

Bought : Satın alınmış. Alınmış.

Boughs : Ağacın ana dallarından biri. Ağaçta büyük dal. (ağaç) dal. Ağaç dalı. Dal. Büyük dal.

Boucher : Fransız rokoko ressamı. Bir soyadı. Toilet of venus (venüs'ün tuvaleti) ve birth and triumph of venus (venüs'ün doğuşu ve zaferi) eserlerinin yaratıcısı. Francois boucher (1703-70).

Overbought : Ödeme sağlayabileceğinden daha fazlasını satın almak. Aşırı spekülasyondan dolayı borsanın gereğinden fazla çıkması. Fazla miktarda satın almak. Büyük miktarda satın almak.

Do i have to pay duty on the goods i bought here : .

İngilizce Bougie Türkçe anlamı, Bougie eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bougie ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sparkplug : İçten yanmalı bir motorda gazı tutuşturmak için kıvılcım veren aygıt. Kışkırtmak. Canlandırmak.

 

Lampion : Fener. İdare lambası. Eskiden binek arabalarında ışık olarak kullanılan küçük gaz lambası. Kağıt fener.

Kick : Geri tepmek (silah). Yakınmak. Geri tepmek. Sızlanmak. Çitme atmak. Tepinmek. Bir oyuncunun topu ayağı ya da kafası ile herhangi bir arkadaşına, kaleye ya da alan dışına göndermesi. Tekmelemek. Bırakmak.

Bore : Sıkıcı şey. Bunaltmak. Yüksek dalga. Kalibre. Kuyu. Delik. Sıkıntı. Oyu. Delmek. Dert.

Wax candle : Işık sağlamak için eriyen madde. Mum kandili. Orta çağ ve rönesans başlarında tiyatroda aydınlatma için kullanılan kandil.

Suppository : Fitil (ilaç). Süpozituar. Vajinal tablet.

Candlewicks : Mum fitili.

Lamp : Işık üretmek için yapılmış yapay kaynak. Far. Ampul. Sinema ve televizyon çalışmalarının çeşitli aşamalarında, özellikle aydınlatmada, yapma ışık kaynağı olarak kullanılan ve değişik yapıda, boyda, güçte çeşitleri olan aygıt. (genellikle, havası boşaltılmış ya da içinde özel bir gaz bulunan camdan bir kap içinde bir telin elektrik akımıyla akkor duruma geçirilmesiyle çalışır). Işıtaç. Lamba. Çırağ. Işık. Elektriksel ya da kimyasal erkeyi ısıya dönüştürerek ışık veren aygıt.

Cannula : Kanül (sonda). Vücuda bağlanan sıvı borusu. Bir damar, kanal veya boşluğa girmek için kullanılan içi boş tüp. Kannula. Kanül. Sonda, kanül.

Bougie synonyms : locomote, take a hop, bound off, piping, pipings, solid paraffin, candle wick, cord, carom, bound, spark plug, candlepower, setons, glim, filament, prob, searchers, oil lamp, leap, kick back, reverberate, recoil, suppositories, jump, seton, spring, cannulas, glims, portfire, prop, detonator, paraffin, paraffined.

 

Bougie zıt anlamlı kelimeler, Bougie kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Inelasticity : Esnek olmayış. Elastikiyetsizlik. Dik olma. Esnememe. Esnemezlik. Esnek olmama. Katı olma.

Bougie ingilizce tanımı, definition of Bougie

Bougie kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A long, flexible instrument, that is.