Bounders türkçesi Bounders nedir

Bounders ingilizcede ne demek, Bounders nerede nasıl kullanılır?

Bounder : Kaba adam. Aşağılık kimse. Sütü bozuk adam.

Bounded : Sınırlandırmış. Sınırlandırılmış. Sınırlı.

Bounded asymmetric loss function : Sınırlı bakışımsız kayıp fonksiyonu.

Bounded below : Alttan sınırlı.

Bounded function : Sınırlı fonksiyon.

Function of bounded variation : Sınırlı değişimli işlev. Sınırlı değişimli fonksiyon.

Bounded rationality : Sınırlı akılcılık. Sınırlı rasyonellik.

Bounded input bounded output system : Sınırlı çıktılı dizge. Sınırlı girdili sınırlı çıktılı sistem.

Bounden : Mecbur. Zorunlu. Yapılması gerekli.

Function bounded below : Alttan sınırlı fonksiyon.

İngilizce Bounders Türkçe anlamı, Bounders eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bounders ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shoreline : Kıyı şeridi. Kıyı çizgisi. Suyun kuru toprakla buluştuğu yer. Washington eyaletinde şehir. Suyun kara ile buluştuğu hat. Sahil hattı. Sahil şeridi.

Dastard : Korkak. Adi kimse. Alçak kimse. Alçak. Korkakça. Alçak herif.

Border : Sahnenin üstündeki ,ızgaraların ve palangaların bulunduğu mekanik kesim. Bitişik olmak. Kenarlık. Hudut. Tavan perdesi. Kenar süsü. Atletizm, bilgisayar alanlarında kullanılır. Kenar. Koşu yolunun çimento, tahta ya da uygun herhangi bir özdekten yapılmış 5 cm. yüksekliğinde, 5 cm. genişlikteki iç kıyısı. Sınır koymak.

 

Bourne : Gaye. Çay. Su. Ülke. Diyar. Sınır. Amaç. Hedef. Dere. Memleket.

Lineation : Çizgi düzeni. Çizgilerle bölme. Başkalaşım kayaçlarının dokularında, elemanların, koşut çizgiler boyunca dizilmesi özelliği. Çizgi dizisi. Çizilim. Çizgi çizme. Çizgi ile işaretleme.

Dastards : Adi kimse. Alçak kimse. Korkakça. Korkak. Alçak herif.

Edge : Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yan yan ilerlemek. Kenar çizgisi. Film kuşağının iki yanı. Sokulmak. Kenar. Eşik (kıyamet veya sorun vb). Kenarına bordür yapmak. Kenarlarını belirginleştirmek. Keskin kenar.

Finite : Ölçülebilir. Sınırlı. Sonu olan. Sonlu. Terimleri sayısı verilen bir n sayışımdan küçük olan bir kümenin bu niteliği. Mahdut. Sayı veya şahıs gösteren (dilbilgisi terimi). Bitimli.

Heel : Dizinin dibinden ayrılmamak. Ökçe. Yana yatmak. Golf sopası ucu. Ökçe takmak. Topuğunu yere vurarak dansetmek. Ayağın art bölgesi. Alçak.

Outline : Çerçeve. Dış çizgi. Taslağını çizmek. Bir oyunun konusunu kısaca anlatan, bu konu üzerinde aydınlatıcı noktaları gösteren kısa bilgi. Taslak. Oyunluğun özetten başlayarak geliştirilmesine geçilirken çalışmalarda yardımcı olacak metin. Krokisini yapmak. Hulasa. Ana hat. Bir oyunluk çalışmasının ilk aşamasını oluşturan, filmin konusunu en kısa yoldan beş altı sayfa içinde anlatan, filmin konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan metin. tamamlanmış bir filmin, çeşitli amaçlarla hazırlanmış kısa öyküsü.

 

Bounders synonyms : county line, city line, heliopause, district line, borderline, frontier, bound, puke, hairline, bourn, mete, demarcation line, louses, delimited, limit, bounder, caitiff, dropkicks, jerk, dropkick, bounds, delimitation, caitiffs, boundary line, extremity, louse, cad, end, nidering, demarcation, surface, no good.

Bounders zıt anlamlı kelimeler, Bounders kelime anlamı

Infinite : Sınırsız. Sonsuzluk. Sonsuz olan şey. Hudutsuz. Nihayetsiz. Tükenmez. Muazzam bir. Sayısız. Mutlak.

Finite : Sonlu. Ölçülebilir. Sonu olan. Terimleri sayısı verilen bir n sayışımdan küçük olan bir kümenin bu niteliği. Mahdut. Sınırlı. Bitimli. Sayı veya şahıs gösteren (dilbilgisi terimi).