Bowling türkçesi Bowling nedir

  • Ağır bir topla oynanan bir oyun.
  • Bovling.
  • Dokuz kuka oyunu.
  • Yuvarlamaca.
  • Bovling oyunu.

Bowling ile ilgili cümleler

English: I'll go bowling with you.
Turkish: Seninle bovlinge gideceğim.

English: Let's go bowling together sometime soon.
Turkish: Yakında bir ara bovlinge gidelim.

English: I think Tom might want to go bowling with us.
Turkish: Tom'un bizimle bovlinge gitmek isteyebileceğini düşünüyorum.

English: There was a bowling trophy on the shelf above Tom's desk.
Turkish: Tom'un masasının üstündeki rafta bir bovling kupası vardı.

English: When Jale and I were married, we used to go bowling with Moustapha and Alice.
Turkish: Jale ve ben evliyken Mustafa ve Alice ile bowling oynamaya giderdik.

Bowling ingilizcede ne demek, Bowling nerede nasıl kullanılır?

Bowling alley : Bovling pisti. Bovling yolu. Bowling pisti.

Bowling ball : Bovling topu.

Bowling club : Bowling salonu. Bovling kulübü. Bovling salonu.

Bowling equipment : Bovling ekipmanı.

Bowling green : Virginia eyaletinde yerleşim yeri. Missouri eyaletinde şehir. Kentucky eyaletinde şehir. Florida eyaletinde şehir. Ohio eyaletinde şehir. Dokuz kuka çim sahası.

Bowlike : Yay şeklinde. Yay gibi olan. Hilal şeklinde. Kavisli. Yaya benzer.

Bowling shoe : Bovling ayakkabısı.

Bowline : Borina halatı. Borinata. Borina izbarço. Borina. Bir çeşit düğüm. Uçurtmaya geriye doğru eğim vermek için kullanılan ip. Isbarço. Izbarço bağı. Barço bağı.

 

Bowl classifier : Çanaklı sınıflandırıcı. Çanaklı kümeleyici. Çanaklı klasifikatör.

Bowlings : Bovling. Yuvarlamaca. Bovling oyunu. Bowling. Ağır bir topla oynanan bir oyun.

İngilizce Bowling Türkçe anlamı, Bowling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bowling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Throw : Çevirmek (sözü veya bakışı birine). Çömlekçi çarkında çamura şekil verip bir eşya yapmak. Düşürme. Yöneltmek. Atma. Fırlatma. Alıcının merceği ile konu arasındaki uzaklık. göstericinin merceği ile görüntülük arasındaki uzaklık. Yer tabakasındaki çatlak. Yere atmak (güreşçi veya at). Örtü.

Boccie : Çimde oynanan italyan bovlingi.

Bocce : Çimde oynanan italyan bovlingi.

Bocci : Çimde oynanan italyan bovlingi.

Tenpin : On kuka. Kiy oyunu.

Chinaman : Çinli (erkek). Çinli.

Ninepins : Kiy oyunu. Tahta yuvarlakla oynanan dokuz kuka oyunu.

Candlepins : Gittikçe incelen koni şeklindeki bowling kukası (bowling oyununda kullanılan). Labut.

Tenpins : On kuka. Kiy oyunu.

Bowls : Açık havada oynanan bir oyun. Açık havada oynanan dokuz kuka oyunu.

Bowling synonyms : no ball, bosie ball, tenpin bowling, lawn bowling, candlepin bowling, wrong 'un, bosie, bowlings, bowl, game, skittles, frame, duckpins, googly.

Bowling ingilizce tanımı, definition of Bowling

Bowling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of playing at or rolling bowls, or of rolling the ball at cricket. The game of bowls or of tenpins.