Brattle türkçesi Brattle nedir

Brattle ingilizcede ne demek, Brattle nerede nasıl kullanılır?

Brattling : Şakırdamak. Çıngırdamak. Tıkırtı sesi çıkarmak.

Brattice : Bir maden kuyusunda duvarları ve tavanı desteklemek için kullanılan ara bölme. Bir kale duvarı üzerinde bulunan ahşap kule. Tahta bölme.

Brattier : Berbat. Yaramaz. Rahatsızlık verici (genellikle bir çocuk ile ilgili olarak kullanılır). Tiksindirici. İğrenç.

Brattiest : Yaramaz. Tiksindirici. Rahatsızlık verici (genellikle bir çocuk ile ilgili olarak kullanılır). İğrenç. Berbat.

Brattiness : Kötü bir çocuğun davranışı. Afacanlık. Çocukluk. Yaramaz bir çocuk gibi davranma durumu. Şımarıklık. Yumurcaklık.

Acoustic vibrations : Akustik titreşim.

Brattish : Yaramaz.

Adumbrate : Dokundurmak. Taslağını çizmek. Anıştırmak. Hissettirmek. Sezdirmek. Kinayeli kinayeli konuşmak. İma etmek.

Brat : Piç kurusu. Piç. Arsız çocuk. Yaramaz çocuk. Arsız veya haşarı veya yaramaz çocuk. Şımarık çocuk. Yumurcak. Kopil. Velet. Çocuk.

Bratty : Berbat. Rahatsızlık verici (genellikle bir çocuk ile ilgili olarak kullanılır). İğrenç. Yaramaz. Tiksindirici.

İngilizce Brattle Türkçe anlamı, Brattle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brattle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Make noise : Gürültü etmek. Gürültü yapmak. Gürültü çıkarmak.

Noise : Ses. Parazit. Ses çıkarmak. Kısa devre. Patırtı. Titreşimli düzenli olmayan sesler. boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Şamata. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Velvele.

Clanked : Şakırdatmak. Tangırdamak. Şıngırdamak. Madeni ses çıkarmak. Şıkırdamak. Çınlama. Şıkırdatmak. Zangırdamak. Madeni ses.

Resound : Çın çın ötmek. Çınlamak. İnlemek. Yayılmak. Herkesçe duyulmak. Ses getirmek. ...sesiyle dolmak. Yankı yapmak. Yankılanmak. Dillere destan olmak.

Tinkled : Çıngırtı. Tınlamak. Çınlamak. Çıngırdatmak. Çınlatmak. Çınlama. Çın çın ötmek. Tıngırdamak.

Clangs : Tınlamak. Madeni ses çıkarmak. Çınlatmak. Sesli çalmak. Tangırdamak. Sesli çaldırmak. Tınlatmak. Tıngırdamak. Çınlamak.

Jangle : Tartışmak. Çıngırdatmak. Atışmak. Tıngırdamak. Kavga etmek. Ahenksiz sesler çıkartmak. Uyumsuz ses çıkarmak. Çalmak. Çekişmek.

Jangled : Çıngırdayan. Tartışmak. Atışmak. Çıngırdatmak. Çalmak. Tıngırdayan. Tıngırdamak.

Clank : Madeni ses. Çınlama. Madeni ses çıkarmak. Tangırdamak. Şıngırdamak. Şakırdatmak. Şakırtı. Şıkırdamak. Şıkırdatmak.

Tinkles : Tınlamak. Çınlamak. Çın çın ötmek. Çıngırtı. Çınlama. Çıngırdatmak. Tıngırdamak. Çınlatmak.

Brattle synonyms : clanks, jingle, brattling, clang, twink, clatter, clanged, rattle, clattered, tinkle, jangles, clatters, splash, clack, jingled.