Brokers türkçesi Brokers nedir

Brokers ingilizcede ne demek, Brokers nerede nasıl kullanılır?

No brokers : Aracı kuruluş olmadan. Komisyoncu olmadan. Acentesiz. Aracı olmadan.

Pawnbrokers : Rehin dükkanı. Faizle borç para veren. Tefeci. Rehin mukabili ikraz ile meşgul olan. Rehinci. Rehin karşılığı borç veren.

Stockbrokers : Borsa tellalı. Borsa simsarı. Broker. Aracı kurumlar. Aracı firmalar.

Broker agent : Mutavassıt. Aracı.

Common object request broker architecture : Ortak nesne talebi yönlendirme mimarisi. Genel nesne istek alışveriş mimarisi. Corba. (internet) yazılımların birlikte çalışabilme standardı (çeşitli platformlarda iletişim kurabilen ortak ve nesne yönelim arayüzler seti).

Marriage broker : Evlenme tellallı. Çöpçatan. Çöpçatanlık yapan kimse.

Insurance broker : Sigorta tellalı. Sigortacı. Sigorta aracısı. Sigorta simsarı. Sigorta komisyoncusu.

Exchange broker : Borsa komisyoncusu. Sarraf. Borsacı. Borsa acentesi. Borsa aracısı. Borsa acentasi. Döviz alıp satan kimse. Borsa simsarı. Kambiyo simsarı.

Forex broker : Döviz simsarı. Bankaların yanı sıra döviz alım-satımına eden gerçek veya tüzel kişi.

Bili broker : Kambiyo işlemleriyle uğraşan, ödek ya da buyruklusuna yazılı belgit alıp satan kişi. Kambiyo temsilcisi.

 

İngilizce Brokers Türkçe anlamı, Brokers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brokers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cutthroat : Zalim. Amansız. Acımasız. Aydınlanmak. Kıyasıya. Katil. Kıran kırana. İnsafsız. Cani.

Runner : Yarışçı. Ulak. Sürüngen sap. Ray. Dağıtıcı. Atlet. Çığırtkan. Ayak işlerini yapan kimse. Çark.

Injured : Yaralı. Mutazarrır. İnciniş. Kırgın. Mağdur. Zarar görmüş. Zarar gören. Dargın. Mecruh. Yaralanmış.

Moneylender : Faiz karşılığı borç para veren kimse. Banka. Sarraf. Faizci.

Integrity : Bütünlük kavramı. İstikamet. Dürüstlük. Namus. Tamlık. Doğruluk (insanda). Sağlamlık. Doğruluk. Bütünlük.

Hockshop : Karşılığında birtakım kişisel eşyaları alarak faizle kredi veren dükkan. Rehinci. Rehinci dükkanı.

Crier : İlan eden. Haykıran kimse. Çığırtkan. Mübaşir. Ağlayan kimse. Duyuru yapan kimse. Seyyar satıcı.

Arbitrager : Arbitraj yapan kimse. Arbitrajcı. Risksiz bir şekilde eşit olmayan fiyatlardan kar etmek için değişik piyasalarda mal veya yatırım araçları alıp satan kimse (finans). Arabulucu. Hakem.

Damaged : Mahvolmuş. Zarar verilmiş. Bozuk. Hasarlı. Bozulmuş. Zarar görmüş. Hasar görmüş. Ezik ve çürük içinde.

Auctioneer : Açık artırmayı yöneten kişi. bk. mezat tellalı. Müzayede memuru. Açık artırma görevlisi. Mezat tellalı. Açık artırma ile uğraşan kimse. Müzayedeci. Mezatçı. Müzayede görevlisi.

Brokers synonyms : criers, town crier, money lender, bellman, bill broker, wholeness, imperfect, commission agent, low, bellmen, pawnbroker, humble, cutthroats, moneylenders, middleman, pawnbrokers, trumpeter, unsound, arbitragers, arbitrageur, middlemen, loan shark, commission merchant, pawn shop, hockshops, unity, humbled, arb, jew, pawn broker, crushed, arbitrageurs, humiliated.

 

Brokers zıt anlamlı kelimeler, Brokers kelime anlamı

Proud : Heybetli. Şerefli. Gurur verici. Kabarmış. Kıvançlı. Azametli. Haysiyetli. Muhteşem. Mağrur. Kendini beğenmiş.

Perfect : Mükemmelleştirmek. Dört dörtlük. Kusursuz yapmak. Berkemal. Görülen geçmiş zaman kipi. Eksiksiz. Geliştirmek. Mükemmel. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki… okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Yetkin.

Uninjured : Zarar görmemiş. İncinmemiş. Yaralanmamış.

Brokers antonyms : sound, unbroken, undamaged.