Bulgier türkçesi Bulgier nedir

Bulgier ingilizcede ne demek, Bulgier nerede nasıl kullanılır?

Bulgiest : Pörtlek. Şişmiş. Şiş. Kabarık. Karınlı. Pırtlak. Şişkin.

Bulginess : Şişkinlik. Kabarıklık.

Bulging : Şişkin. Kabarık. Pörtlek. Belverme. Pırtlak. Şiş. Şişirme. Kabartı. Taşan.

Bulging eyes : Pörtlek göz. Çıkıntı yapan göz. Böcek göz. Dışarı doğru fazlasıyla çıkıntılı göz. Dışa çıkık gözler. Çıkık göz.

Chemical bulging : Kimyasal bombaj. Asidik gıda konservelerinde, asitle konserve kutusu metali arasındaki reaksiyon sonucu, hidrojen veya karbondioksit gazının oluşumuyla meydana gelen bombaj tipi.

Bulgarian capital : Bulgaristan başkenti.

Bulgarian atrocity : Bulgar mezalimi.

Bulgarian : Bulgar. Bulgaristan ile ilgili. Bulgaristan'a ait. Bulgaristanlı. Bulgarca.

Dry bulging : Daha çok mesentericus-substilis grubu bakteriler tarafından oluşturulan, et içeriği sıvılaşmayıp anormal koku, anormal lezzet ve çok az miktarda gazla kendini belli eden bakteriyel bombaj biçimi. Kuru bombaj.

Bulgar : Bulgur.

İngilizce Bulgier Türkçe anlamı, Bulgier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bulgier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bunchier : Salkımlar halinde yetişen. Demet halinde.

 

Mogul : Hint imparatoru. Yük lokomotifi. Önemli adam. Çok zengin iş adamı. Kayak pistindeki tümsekler için kullanılan bir kayak terimi. Moğol. Tümsek. Kar tümseği.

Wart : Siğil. Yumru. Siğile benzeyen çıkıntı. Kazıntı (cam).

Puffiest : Şişirilmiş. Üfleyen. Püfür püfür esen. Tıknefes. Tantanalı. Abartılı. Esintili.

Bunchy : Salkımlar halinde yetişen. Demet halinde.

Caput : Kafa. Dal. Kafatası (latince). Bölüm. Baş. Segment. Filiz. Kaput. Kısım.

Projected : Tasarlanmış. Çıkık olmak. Fırlatmak. İz düşürmek. Yansıtmak. Tahmini. Projesini hazırlamak. Planlanmış. Tasarlamak.

Bump : Aniden. Gafleten. Yumru. Çarpma. Çarpmak. Çarpma sesi. Bindirmek. Çıkıntı. Güm diye.

Bouffant : Kabarık saç tarzı.

Bulgier synonyms : occipital protuberance, frontal eminence, gibbousness, bouffants, deform, bulged, protrude, swelling, broaches, broach, protruding, excrescence, blains, puffed, pouch, distent, projection, brushy, protrusile, bulging, blown up, change form, nub, gibbosity, change shape, projecting, snag, bulk, baggier, distended, blubbers, bulgy, bilges.

Bulgier zıt anlamlı kelimeler, Bulgier kelime anlamı

Intrusive : Davetsiz. Kullanışsız. Araya giren. İzinsiz ve davetsiz giren. Zorla içeri giren. Sırnaşık. İzinsiz giren. Mütecaviz. Zorla giren. Elverişsiz.

Concave : Oyuk. Çukur. Konkav. Konkav. İçe bombeli. İçbükey yüzey. Obruk. Iraksak. İçbükey.