Bulk density türkçesi Bulk density nedir

  • Gevşek yığın birim ağırlığı.
  • Bir katı - sıvı karışımında katı ve sıvıların toplam ağırlığının karışımın toplam oylumuna bölümü.
  • Yığın yoğunluğu.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Birim hacim ağırlığı.
  • Kitle yoğunluğu.
  • Genel yoğunluk.
  • Kütle yoğunluğu.
  • Kaba yoğunluk.
  • Birim oylum ağırlığı.
  • Hacimsel yoğunluk.

Bulk density ingilizcede ne demek, Bulk density nerede nasıl kullanılır?

Bulk : Boy. Yığın. Kütle. Şişmek. Hacim. Önemli olmak. Esas kısım. Çoğunluk. Dolgu maddesince zengin yemler. Cüsse.

Density : Bir maddenin birim hacminin kütlesi, birim hacimdeki madde miktarı, densite. Bir maddenin hacim ağırlığının, standart olarak alınan başka bir maddenin aynı hacminin ağırlığına oranı, dansite. Kalın kafalılık. Özkütle. Sıkışıklık. Bir özdeğin birim oylumunun kütlesi. Bir özdeğin birim oylumuna düşen kütle. Bir görüntünün herhangi bir noktasının ışığı durdurma derecesini gösteren sayı. Belli büyüklükte bir alana düşen kişi, aile, ya da konut birimi sayısı. kentbilimde, yoğunluk, genellikle, hektar başına hesaplanır. Özgül ağırlık.

Bulk buying : Toptan alım. Bir seferde çok fazla miktarda satın alma faaliyeti. Toptan alışveriş.

Bulk cargo : Dökme yük. Dökme mal. Gümrük, ekonomi alanlarında kullanılır. Ambalajlanmadan taşınan. Yığın halinde yük. Yığın biçimde taşınan yük. Havaleli mal. Döküm yük. Dökme mal kargosu. Gümrüğe sarmalaçsız gelen mal.

 

Bulk carrier : Kuru yük gemisi. Dökme yük gemisi. Mavna. Dökme mal taşıyan gemi. Çok miktarda kuru yük (tahıl, şeker, kömür vb. gibi) taşıyan tek güverteli gemi. Tarifesiz servislerde kullanılan dökme mal taşıyan büyük gemiler.

Bulk cement : Dökme çimento.

İngilizce Bulk density Türkçe anlamı, Bulk density eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bulk density ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acid radical : Bir asit molekülünün, yükünleştiğinde protonlarından ayrılan ve tepkimelerde tek bir parça gibi davranan no3-, so24 gibi, eski yüklü parçası. Asidik hidrojeni ayrıldıktan sonra kalan asit molekül kalıntısı. Asit kökü. Bir asidin negatif parçası. Bir ya da daha fazla hidrojen iyonları kaybından yaratılan kökçe.

Acidimetry : Asidimetri. Asit ölçümü. Asit ölçme. Bir asidin etkisinin ölçüldüğü süreç. Asidimetre. Asitölçüm. Bir asitli çözeltiyi, ölçün baz çözeltisiyle tepkimeye sokarak asitlik derecesini belirleme yöntemi. Asitimetre.

Alcohols : Alkol. İspirto. Alkoller. Bir ya da daha çok hidroksil kökü içeren ve (r) bir aril ya da alkil kökü olmak üzere, r—oh genel formülü ile gösterilen alifatik bileşikler. örn. etil alkol (c2h5oh). İçki.

Acid salt : Bileşimindeki asit hidrojenlerinin bir bölümü metallerle yer değiştirmemiş olan tuz. örn. sodyum bikarbonat (nahco3). Asit tuz. Asit tuzu. Aynı zamanda asit olan tuz. Sodyum klorit.

 

Activated coal : Aktif kömür. Çözeltilerden renk giderme ya da gaz karışımlarından kimi gazlan ayırma amacıyla yüze yutma özelliği geliştirilmiş kömür. Etkinleştirilmiş kömür. Etkin kömür.

Aliphatic compounds : Alifatik bileşikler. Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn.

Additive properties : Bir dizgede birim ya da kesimlerdekilerin toplanmasıyla belirlenen kütle, erke gibi özellikler. Eklenik özellikler.

Active passive metal : Etkin-edilgin metal. Özgürce yenime uğrarken potansiyeli, edilginleşme potansiyelinin üzerine yükseltildiği zaman, etkin durumdan edilgin duruma geçen metal ya da alaşım.

Additive : Katkı maddesi. İlave. Ek katkı. Bir ürüne, kimyasal ya da fiziksel özelliklerini geliştirmek, kalımlı kılmak, çekici yapmak vb. nedenlerle eklenen özdek. Çoğalan. Katkı. Toplanır. Eklenecek. Toplamsal.

Bulk density synonyms : mass density, acier inoxydable, apparent specific gravity, aldehydes, aliphatic saturated compounds, active metals, alcoholometry, alicyclic compounds, alabaster.