Bund türkçesi Bund nedir

Bund ile ilgili cümleler

English: She was a bundle of jealousy.
Turkish: Kıskançlık abidesiydi.

English: Jiro was all smiles after he made a bundle at the pachinko parlor.
Turkish: Pachinko salonunda çok para yaptıktan sonra Jiro mutlu olurdu.

English: It cost me a bundle.
Turkish: Bana bir demete mal oldu.

English: Ali is a bundle of nerves.
Turkish: Ali bir sinir demeti.

English: She bundled all her dresses into the suitcase.
Turkish: Tüm elbiselerini valize koydu.

Bund ingilizcede ne demek, Bund nerede nasıl kullanılır?

Bunder : Doğu hindistan'da yolcu ve ticari mal yüklemek için kullanılan sal. İskele. Rıhtım.

Bundestag : Almanya federal meclisi. Almanya'da federal yasama meclisi.

Bundle : Sokuşturmak. Paket yapmak. Acele ettirmek. Yığın. Çok para. Çıkın. Kundaklamak. Bağ. Sepetlemek. Tomar.

Bundle branch blocks : Dal blokları. Kalpte iletimin his demeti dallarında gecikmesi veya durması. sağ dal veya sol dal blokları oluşur.

Bundle of fibres : Lif demeti.

Bundle out : Apar topar gitmek.

Bundle up : Sarıp sarmalamak. Sıcak kalmak veya üşümemek için kat kat giyinmek. Sarınıp sarmalanmak. Sıkıca giyinmek. Sıkı giyinmek.

Bundled : Sarılmış. Bağlanmış. Paketlenmiş. Bohçalı.

 

Bundle of rights : Yasal haklar. İşe eşlik eden işten dolayı ortaya çıkan haklar. Bir işin sahibi olduğunuzda o işle beraber sizin olan haklar.

Bundle of his : His hüzmesi.

İngilizce Bund Türkçe anlamı, Bund eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bund ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Associations : İştirak. Birleşme. Arkadaşlık. İlişkiler. İşbirliği. Çağrıştırma. Dernekler. Akla getirme. Ortaklık.

Crouch : Çömelmek. İdaho eyaletinde şehir. Çökmek. Sinmek. Büzülmek. Çömelme. Silmek.

Cross linkage : Çapraz bağlantı.

Dyke : Komşu kayaçların yapısını gelişigüzel kesen çatlak ya da yarıkları, magmanın doldurulmasıyle oluşmuş kayaç damarı. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Kazmak. Etrafına set çekmek. Suyolu. Siper. Lezbiyen. Kanal.

Electrostatic bond : Öğeciklerden birinin dış kabuğundan bir ya da daha çok eksiciğin öteki öğeciğe geçmesi sonucu karşıt imli parçacıkların çekişimi ile oluşan bağlanım. Elektrostatik bağ. Üşersel bağ.

Angle : Açı yapmak. Açı vermek. Oltayla balık avlamak. Açı oluşturmak. Çarpıtmak. Saptırmak. Kıvırmak. Olta ile balık tutmak. Bakış açısı. Bucak.

Embankments : Set yapma. Dolma. Toprak dolgu. Dolgu. Yapay dolgu. İmla.

Bunder : İskele. Doğu hindistan'da yolcu ve ticari mal yüklemek için kullanılan sal.

Deform : Çirkinleştirmek. Deforme etmek. Sakatlamak. Bozmak (şeklini vb). Basınç ve gerilim kullanarak formunu değiştirmek. Biçimsizleştirmek. Biçimini bozmak.

Corporations : Kurum. Tüzel kişi. Belediye yetkilileri. Şirketler. Şiş göbek. Şirket.

 

Bund synonyms : double over, electrovalent bond, peptide linkage, change form, landing stage, embosoming, grovel, jetties, dykes, college, arch, fellowship, dike, docks, fellowships, bunds, landing place, slant, replicate, stoop, mound, ionic bond, creep, keelage, barraged, ferry, article, covalent bond, fraternity, barrier, lean, mounded, draw in.

Bund zıt anlamlı kelimeler, Bund kelime anlamı

Repulsion : Geri tepme. Nefret. Birbirini uzaklaştırma gücü. İki özdeciği ya da taneciği birbirinden uzaklaştıran kuvvet. Defetme. Repulsiyon. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Cisimlerin birbirini itme gücü. İtme. Antipati.

Straighten : Düzeltmek. Doğrultmak. Çözmek. Yoluna koymak. Doğrusunu açıklamak. Halletmek. Düzlemek. Düzleştirmek. Yoluna girmek. Toplamak.

Bund ingilizce tanımı, definition of Bund

Bund kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : League. An embankment against inundation. Esp. the confederation of German states. Confederacy.