Bura nedir, Bura ne demek

"Bura" ile ilgili cümle örnekleri

  • "En solda yarım ay biçiminde soyunma odaları ve duşlar bulunurdu ve burayı erkek çocuklar kullanırdı." - A. Kutlu

Yerel Türkçe anlamı:

Buraya.

Buraya, burada

Bu yer

Bre || bıra || bura baba: çağırma sözü: ey, kardeşim/arkadaş || bura ana: bre ana

Para.

Bre!

Bura, buraya

Diğer sözlük anlamları:

Buraya.

Bura kısaca anlamı, tanımı:

Buracıkta : Çok yakın bir yerde.

Burada : Bu yerde.

Buradan : Bu yerden.

Buradayım diye bağırmak : Göze çarpacak bir yerde bulunmak.

Burağan : Güçlü esen rüzgâr.

Burak : Hz. Muhammed'in Miraç Gecesi'ndeki biniti.

Buralı : Bu memleketli, bu yerin halkından olan kimse.

Buram buram : Yoğun bir biçimde. Duman, koku vb. çok etkili bir biçimde yayılarak.

Burası : Bu yer, bura.

Çat orada çat burada çat kapı arkasında : Çok çabuk yer değiştiren birinin durumunu anlatan bir söz.

Deli deli akanı bura bura tıkarlar : "aşırı ve ölçüsüz davrananlara karşı önleyici, sert tedbirler alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Orada burada : Her yerde.

Oradan buradan : "Belli bir sıra gözetmeksizin, karışık olarak" anlamında kullanılan bir söz.

Orası senin burası benim dolaşmak : Durmadan gezip dolaşmak.

Orasına burasına : Dağınık olarak, gelişigüzel bir biçimde.

 

Şurada burada : Birçok yerde, rastgele yerde.

Şuralı buralı : Değişik yerlerden olan.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Yer : Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Durum, konum, vaziyet. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Durum, konum. İz. Yerküre. Görev, makam. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Ülke.

Burabilme : Burabilmek işi.

Burabilmek : Burma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Buraca : Baca

Buraç : Bir çeşit ufak testi.

Buradakinar : Buradakiler

Buradı : Çeşme musluğu

Burae : Buraya (Kuşu), krş. bure, brıye

Burağaç : Arabada döngelin burulmasını sağlayan demir ya da ince ağaç kazıklar. (*Gönen -Isparta)

Burağıntı : Koyun, keçi, inek gibi hayvanların dişilik organlarından akan koyu sıvı.

Burahmak : Bırakmak.

Bura ile ilgili Cümleler

  • Burada almak istediğim bir şey görmüyorum.
  • Onlar için burada bekleyeceğim.
  • Burada ağrı var mı?
  • Onun için buradayım.
  • Burada aç gözlü davranmayalım.
  • Ali buraya geldiğinde bana bildirir misin?
  • Ali iki yada üç gece burada kalabileceğini söylüyor.
  • Senin için burada bekleyeceğim.
  • Burada akşamleyin genellikle serin bir esinti vardır.
  • Burada 1000 dolarlık bir birikimim var.
  • Burada acil bir durumum var.
  • Onun için burada bekleyeceğim.
  • Onlar için buradayım.
  • Burada ağustos ve yaz tatilimiz neredeyse bitti.

Diğer dillerde Bura anlamı nedir?

İngilizce'de Bura ne demek? : [Bura] v. twist, wring, give smth. a wring, twirl, entwist, screw

Fransızca'da Bura : ici, cet endroit, ce point, ce coin

Rusça'da Bura : n. место: это место (N)

adj. здешний