Button türkçesi Button nedir

  • Filiz.
  • İliklemek.
  • Sayı.
  • Düğmelemek.
  • Puan.
  • Namlu düğmesi.
  • Sır vermemek.
  • Tuş.
  • Düğme.
  • Tomurcuk.
  • Elektriksiz kılıçoyunu savutlarında, namluların ucuna sivriliğini gidermek için konan düğmecik.
  • Bilgisayar, eskrim alanlarında kullanılır.
  • Düğmelenmek.
  • Buton.

Button ile ilgili cümleler

English: A button has come off my coat.
Turkish: Ceketimden bir düğme koptu.

English: A button has come off my raincoat.
Turkish: Yağmurluğumdan bir düğme düştü.

English: A button came off my coat.
Turkish: Ceketimden bir düğme düştü.

English: A button came off when I was playing baseball.
Turkish: Beyzbol oynarken bir düğme düştü.

English: A button has come off the coat.
Turkish: Ceketten bir düğme düştü.

Button ingilizcede ne demek, Button nerede nasıl kullanılır?

Button configuration : Düğme yapılandırması.

Button down : Düğmeleri aşağıda.

Button editor : Düğme düzenleyici. Düğme düzenleyicisi.

Button face : Düğme yüzü.

Button for horizontal picture hold : Satır eşleme düğmesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Satır eşleme ayarını sağlayan düğme.

Button up : Sonuçlandırmak. Tamamlamak. Sessiz olmak. İliklenmek. Birden susmak. Başarıyla tamamlamak. Düğmeleri yukarıda. Düğmelemek. Sonuca bağlamak. Tanklarda mazgalları kapatmak.

 

Button stand : Düğme yeri.

Belly button lint : Göbek deliğinde biriken pamuk. Göbek pamuğu. Göbek deliği pamuğu.

Button hole : İlik.

Copy button image : Düğme resmini kopyala.

İngilizce Button Türkçe anlamı, Button eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Button ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Goals : Hedef. İdeal. Gol. Amaç. Erek. Belirli zaman dönemi içinde gerçekleştirilmesi istenen işlerin somut biçimde ortaya konması. Kale.

Mouse button : Fare düğmesi.

Bud : Konca vermek. Filizlenmek. Ahbap. Aşı. Bitkilerde büyümeyi sağlayan, çiçek ve yaprak gibi organları veren uç noktalar. Kafadar. Sürgün. Sürmek.

Bell push : Elektrik zili düğmesi. Zil düğmesi.

Fruit bud : Meyve tomurcuğu.

Goaling : Hedef. Gaye. Hapishane. Kale. Murat. Gol. Erek. Amaç.

Baskets : Zembil. Basket. Sepet. Çember (basketbol). Küfe. Sepet örgüsünden yapılmış şey. Pota.

Clasper : Bazı keski solungaçlı balıkların (elasmobranchia) erkeklerinde karın yüzgecinin sopa şeklindeki uzantısı. iki eşeyin birbirini tutabilmesine imkan verecek şekilde değişmiş herhangi bir organ. Klasper. Asma filizi. Kanca. Tutturulmuş veya bağlanmış kişi yada şey. Küçük yumru. Bazı keski solungaçlı balıkların (elasmobranchii) erkeklerinde karın yüzgecinin sopa biçimindeki uzantısı, miksoptergiyum. iki eşeyin birbirini tutabilmesine imkan verecek biçimde değişmiş herhangi bir organ. Klips.

Do up : İp bağlamak. Yormak. Sarmak. İyi biçimde yapmak. Bağlamak. Restore etmek. Güzelleştirmek. Paketlemek. Onarmak. Tamir etmek.

Button synonyms : shirt button, coat button, push button radio, panic button, electrical switch, buttoning, score, figure, points, fastens, push button, littles, electric switch, key, reset button, claspers, fastener, digital, fastening, buds, burgeon, doing up, detent, growth, fasten, holdfast, horn button, capita, bell, buzzer, knop, caput, burgeoned.

 

Button zıt anlamlı kelimeler, Button kelime anlamı

Unbutton : Düğmelerini açmak. Düğmelerini çözmek. Çözmek. Düğmesini çözmek.

Unfasten : Gevşemek. Açmak. Çözmek. Koyuvermek. Açılmak. Gevşetmek. Çözülmek.

Unconventional : Teklifsiz. Göreneksel olmayan. Kalender. Alışılmamış. Geleneksel olmayan. Laubali. Alışılmadık. Rahat. Geleneklere uymayan. Göreneklere uymayan.

Button ingilizce tanımı, definition of Button

Button kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small, roundish mass. As, the coat will not button. To be fastened by a button or buttons. To fasten with a button or buttons. To inclose or make secure with buttons. Often followed by up. A knob. A small ball.