Bud türkçesi Bud nedir

  • Filizlenmek.
  • Gonca vermek.
  • Ahbap.
  • Gelişmemiş şey veya kimse.
  • Sürgün.
  • Tomurcuk.
  • Tomurcuklanmak.
  • Aşı.
  • Arkadaş.
  • Gelişmeye başlamak.
  • Filiz.
  • Sürmek.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Bitkilerde büyümeyi sağlayan, çiçek ve yaprak gibi organları veren uç noktalar.
  • Aşılamak.
  • Gonca.
  • Konca vermek.
  • Aşı yapmak.
  • Kafadar.

Bud ile ilgili cümleler

English: Ali is a buddy of mine.
Turkish: Ali benim bir dostum.

English: A huge federal budget deficit has been plaguing the American economy for many years.
Turkish: Dev bir federal bütçe açığı, yıllardır Amerikan ekonomisinin başına bela oldu.

English: Ali and I are drinking buddies.
Turkish: Ali ve ben içki arkadaşlarıyız.

English: Do you have Bud Light?
Turkish: Bud Light'ın var mı?

English: Ali budgeted three hundred dollars for the party.
Turkish: Ali parti için üç yüz dolarlık bütçe ayırdı.

Bud ingilizcede ne demek, Bud nerede nasıl kullanılır?

Bud stick : Göz aşısı çeliği.

Citrus bud mite : Turunçgil tomurcuk akarı. Limonlarda, en çok tomurcuk olmak üzere, çiçek, yaprak ve filizlere üşüşerek önemli bozukluklar doğuran yumru akarı.

Accessory bud : Ek gonca.

Apical bud : Uçta bulunan filiz. Kök sisteminde ve bitki sapında filizlerin büyüdüğü canlı bölgeler.

Cotton bud : Kulak temizleme pamuğu. Kulak temizleme çubuğu. Pamuklu çubuk.

 

Fruit bud : Tomurcuk. Meyve tomurcuğu.

Flower bud : Gonca.

Lateral bud : Yan tomurcuk.

Leaf bud : Yaprak tomurcuğu.

Dormant bud : Kış tomurcuğu. Durgun tomurcuk. Dinlenme tomurcuğu.

İngilizce Bud Türkçe anlamı, Bud eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bud ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Banished : Sürgüne gönderilmiş. Sürgün etmek. Sürgün yemiş. Kovulmuş. Aklından çıkarmak. Kafasından atmak. Defetmek. Kovmak.

Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Envenoming : Zehir katma. Zehirleme. Zehirlemek. Bozma. Zehir katmak. Dolduruşa getirmek. Acılık verme. Kızıştırmak.

Proliferate : Üremek. Çoğalmak. Hızla çoğalmak. Çabuk çoğalmak. Artmak. Tomurcuk vermek.

Banish : Aklından çıkarmak. Sürgün etmek. Sürmek (bir yerden atmak). Sürgüne yollamak. Düşünmemek. Kafasından atmak. Kovmak. Defetmek. Sürgüne göndermek.

Booster shot : Rapel aşı. Bağışıklık artırıcı aşı. Ek aşı. Aşı rapeli.

Bedaubs : Sıvamak. Bulaştırmak. Kirletmek. Karalamak. Bulamak. Lekelemek.

Bubbies : Küçük bir erkek çocuğuna gayrıresmi hitap (argo terim). Göğüsler. Kardeş. Meme. Memeler. Kadın göğsü (halk ağzı).

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre.

 

Bud synonyms : mixed bud, budded, bub, rosebuds, germinates, vaccinated, budding, fruit bud, inoculations, engrafts, flower, cronies, shoot out, proliferating, abiotic factor, a cells, germ, likeminded, abambulacral area, fertilises, bedmate, a chromosome, chums, engrafted, allying, a protein, inoculation, inoculums, fertilize, claspers, exile, cion, brother.

Bud zıt anlamlı kelimeler, Bud kelime anlamı

End : Bitim. Uç çekit. Uç. Bitirmek. Erek. Son çekit. Kalıntı. Akıbet. İzmarit. Son vermek.

Bud ingilizce tanımı, definition of Bud

Bud kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small protuberance on the stem or branches of a plant, containing the rudiments of future leaves, flowers, or stems. To put forth or produce buds, as a plant. To grow, as a bud does, into a flower or shoot. An undeveloped branch or flower. To graft, as a plant with another or into another, by inserting a bud from the one into an opening in the bark of the other, in order to raise, upon the budded stock, fruit different from that which it would naturally bear.