Calibre türkçesi Calibre nedir

Calibre ingilizcede ne demek, Calibre nerede nasıl kullanılır?

Calibred : Kalibreli.

Calibres : Çap. Kalite. Ölçü. Ayarlamak. Kapasite. Yetenek. Kabiliyet. Kalibre.

Subcalibre : Namlucuğa ait. Namlucuk. Küçük kalibreli.

Calibrate : Ayarlanmış. Ayarlamak. Çaplamak. Ayar etmek. Çapını ölçmek. Düzeltmek. Kalibrasyon yapmak. Kalibresini bulmak. Derecelendirmek.

Calibrated : Ayarlanmış. Ölçülenmiş. Taksimatlı. Ölçülü. Ayarlı. Ayarlamak. Ayar etmek. Derecelendirmek. Kalibresini bulmak. Kalibre edilmiş.

Calibrates : Ayar etmek. Ayarlamak. Çapını ölçmek. Kalibresini bulmak. Ayarlanmış. Kalibrasyon yapmak. Derecelendirmek. Çaplamak. Düzeltmek.

Calibration information : Kalibrasyon bilgisi. Ayar bilgisi.

Calibration : Bir ölçme aletini doğru bir biçimde işlem yapabilmesi için bir veya daha fazla standarda göre kontrol etme. bir ölçü cetveline derecelendirme uygulama. Bir ölçüm aygıtını amaca uygun olarak derecelendirme. bir ölçmede yapılan yanılgı sınırlarını saptama. Çaplama. Bir aygıtın ölçüme yaraması için belli birimler cinsinden bölmelere ayrılması. Ayarlama. Ölçüleme. Kalibrasyon. Bölmelendirme. Bölmelendirim. Ayar.

Calibration flight : Ayar uçuşu. Kalibrasyon uçuşu.

 

Calibrater : Kalibrasyon yapan kimse yada şey. Kalibratör. Ölçüm yapan kimse yada şey.

İngilizce Calibre Türkçe anlamı, Calibre eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Calibre ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Collimate : Paralelleştirmek. Işının kendi içinde koşut duruma getirilmesi. Görüş hattını ayarlamak (teleskop veya dürbün). Hizalamak. Paralel yapma. Bir hizaya getirmek.

Qualities : Önermenin niteliği. Mizaç. Bünye. Vasıf. Ses rengi. Evsaf. Yapı. Nitelik.

Arranges : Yoluna koymak. Düzeltmek. Kararlaştırmak. Hazırlamak. Aranje etmek. Düzenlemek. Sıraya koymak. Sıralamak. Halletmek.

Plat : Arazi parçası. Arsa. Örgü. Parsellemek. Parsel. Saç örgüsü. Kıvrım. Plan.

Aptitude : Yatkınlık. Meyil. Doğuştan yetenek. Eğilim. Uygunluk. Bir öğrenim ve yetiştirme süreci sonunda bireyin varabileceği gelişme düzeyini belirleyen doğal yeti. Anıklık. Doğal yetenek. İstidat.

Assay : Kalkışmak. Ayarını belirlemek. Çözümleme örneği. Çözümlemek. Tahlil. Çözümleme. Değerli maden içermek. Yoklamak. Ayar etmek.

Gaging : Bahis. Teminat. Kalibresini ölçmek. Ebat. Rehin vermek. Tartmak. Ölçmek. Bahse girmek. Miktar.

Extent : Özdeğin kapladığı yer büyüklüğü ya da bir şeyin nereye dek vardığı. bk. uzamsal özellik. Genişlik. Kaplam. Uzantı. Müsadere. Bir kavram, simge ya da davranışın uzanım alanı ya da oluşturucu öğelerinin tümü. bk. içlem. Saha. Uzam. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Artistry : Güzel sanatlarla uğraşma. Beceri. Sanat eserleri. Sanatçılık. Sanat yeteneği. Sanatsal nitelik. Sanatkarlık.

 

Capability : İstidat. Yeteneklilik. Kudret. Güç. Yararlılık. Ehliyet.

Calibre synonyms : low quality, benchmark, plats, standards, denomination, accomplishments, diameters, bores, assays, caliber, arrange for, denominations, ability, benchmarks, aptitudes, ground plan, aptness, chat up, adequacies, galliot, calibrating, abilities, duality, acumen, worths, galley, foot rule, superiority, calibrates, diameter, gauges, adjusts, competence.

Calibre zıt anlamlı kelimeler, Calibre kelime anlamı

Superior : Asil. Yüksek. Üst (rütbe). Üstünlük taslayan. Üst orun. Üstün kimse. Satırın üstüne basılmış. Üstteki. İlgisiz. Daha kuvvetli.

High quality : Yüksek nitelikli. İyi kalite. Yüksek kaliteli. Üstün kalite.

Inferiority : Aşağılık. Bayağılık. Adilik.

Calibre antonyms : low quality, superiority, inferior.