Candidates türkçesi Candidates nedir

Candidates ile ilgili cümleler

English: The two candidates are struggling for mastery.
Turkish: İki aday ustalık için mücadele ediyorlar.

English: There were six candidates for queen.
Turkish: Kraliçelik için altı aday vardı.

English: One of the candidates for the presidency of the country was attacked on the eve of the election.
Turkish: Ülkedeki devlet başkanlığı adaylarından biri seçim arifesinde saldırıya uğradı.

English: None of the candidates got a majority of the votes.
Turkish: Adayların hiçbiri oy çoğunluğunu almadı.

English: He is one of the candidates running for mayor.
Turkish: Belediye başkanlığı için yarışan adaylardan biridir.

Candidates ingilizcede ne demek, Candidates nerede nasıl kullanılır?

List of candidates : Adaylar listesi. Aday listesi. Tüm adayları içeren rehber.

Candidateship : Adaylık. Aday olma durumu. Bir istekli veya aday olma durumu (bir pozisyon veya iş için). Namzetlik.

Candidate for the premiership : Bir seçimde başbakanlık için yarışan kimse. Başbakanlık adayı.

Candidate for the presidency : Başkanlık seçimlerinde yarışan aday. Başkanlık adayı.

Candidate generating density : Aday üretici yoğunluk.

Officer candidate : Subay namzedi. Subay adayı.

Quota candidate : Kontenjan adayı.

 

Third party candidate : Üçüncü parti adayı. Ne demokrat parti ne de cumhuriyetçi parti'ye ait olmayan aday (abd siyaseti). İki büyük siyasi partiden birisine ait olmayan aday.

Natural candidate : Mantıklı olarak belli bir pozisyonu alması gereken aday.

Officer candidate expediency tests : Bir askerin subay olmak için uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan testler serisi.

İngilizce Candidates Türkçe anlamı, Candidates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Candidates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stalking horse : Paravan. Göstermelik aday. Siper arkasında gizlenme. Maske. Bahane. Avcının arkasına saklandığı at.

Contestants : Ödüle itiraz eden kimse. Yarışmacı. Rakip. Karara itiraz eden kimse.

Postulant : Papaz adayı.

Entrant : Yarışmacı. Bir mesleğe giren. Giren kimse. Kabul edilen kişi. (sınava) giren kimse. Kaydolan kimse. Başlayan. Girişimci.

Mortal : Mortal. Beşer. Ölümcül. Ölümle ilgili. Fani. Ölüm. Öldürücü. Öldürücü, ölümlü, ölümle ilgili olan. İnsanlık.

Cadet : Harp okulu öğrencisi. Küçük erkek kardeş veya oğul. Askeri lise öğrencisi. Askeri okul öğrencisi. Küçük kardeş. Harp okulu ya da polis koleji öğrencisi. Harp okulu ya da sakçı koleji öğrencisi. Polis akademisi öğrencisi. En küçük erkek çocuk.

Applicant : Başvurucu. Başvuru sahibi. Müracaat eden. Başvuran kimse. Müracaat sahibi. Başvuran kişi. İstekli. Başvuran.

Individual : Kimse. Tek kişilik. Tek. Biyoloji, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Birbirinden ayrı. Fert. Kişisel. Şahsi. Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad. Zat.

 

Reversionary heir : Art mirasçı. Namzet mirasçı.

Spoiler : Bozan. Yağmacı. Uçak fren kanadı. Kanatların üzerindeki hava akışını dağıtarak veya bozarak kaldırma kuvvetini azaltan kumanda yüzeyi. Rüzgarlık. Spoyler. Hava deflektörü. Hızlı spor otomobillerin arka tarafına yerleştirilen hava yönlendirici kanat. Berbat eden. Hava freni.

Candidates synonyms : pol, write in candidate, political leader, favorite son, applicants, entrants, dark horse, nominee, aspirants, somebody, cadets, aspt, postulants, ambitionist, contestant, remainderman, person, candidate, soul, appliers, someone, aspirant, nominees, applier, campaigner, politician, running mate, politico, prospect, write in.