Carrousel türkçesi Carrousel nedir

Carrousel ingilizcede ne demek, Carrousel nerede nasıl kullanılır?

Carrousels : Atlıkarınca. Atlı karınca.

Carroll : Bir soyisim. New hampshire eyaletinde yerleşim yeri. İowa eyaletinde şehir. Alice's adventures in wonderland (alice'nin harikalar diyarındaki maceraları) ve through the looking glass (aynada) eserlerinin yazarı. İngiliz bir matematikçi ve yazar. Bir soyadı. New york eyaletinde yerleşim yeri. Lewis carroll (1832-1898). Nebraska eyaletinde şehir. Charles lutwidge dodgson'ın takma adı.

Carrom : Karambol yapmak. Çarparak geri tepmek. Karambol (bilardo).

Carroms : Karambol yapmak. Çarparak geri tepmek. Karambol (bilardo).

Carron oil : Carron yağı. Keten tohumu ve kireç suyu karışımından bir merhem veya yağ. Yanıkları iyileştirmek için kullanılan bir losyon.

Carronade : Ortaçağ dönemi gemilerinde kullanılan bir çeşit kısa ve hafif top güllesi.

Carrot cake : Havuçlu kek.

Carrot juice : Havuç suyu. Sıkılıp öğütülmüş havuçtan yapılan meyve suyu.

Carrot head : Portakal kızılı renginde saçları olan insan. Kızıl kafalı insan. Havuç kafa.

Carrots : Kızıl saç. Havuç.

İngilizce Carrousel Türkçe anlamı, Carrousel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carrousel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Conveyer belt : Taşıyıcı kayış. Taşıma kayışı. Sonsuz kayış.

Cockhorse : Tahta at. Oyuncak at.

Carousel : Karusel. Döner piramit. Atlıkaraca. Havaalanlarında yolcuların bagajlarını dağıtan döner sistem.

Transporter : Yük uçağı. Özgün besin maddelerinin, metabolitlerin, iyonların veya proteinlerin zardan geçişini sağlamak için bir zara yerleşmiş olan proteinler. çekinik bir karakter için heterozigot olan birey. vitamin ve mineral gibi çok küçük miktarlardaki etkin maddelerin yemlere bağdaşık olarak karıştırılabilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan kepek, nişasta gibi yenebilir dolgu maddeleri. Nakliyeci. Taşıyıcı. İletici. Yük kamyonu. Taşıma firması. Araba nakil aracı. Taşımacı.

Ride : Bindirmek. Kullanmak. Arabayla gezmek. Sürmek. Yüzmek. Süzülmek. Kayar gibi görünmek (ay, bulut vb). Gezinti. Geçmek (yol). Taşımak (omuzunda vb).

Galloper : Dört nala koşan at. Eştiren kimse. Dört nala koşan. Yarış atı. Galopa giren at. Ata binen. Dört nala koşan kimse. Ata binen kimse.

Conveyer : Konveyör. Nakledici. Nakliyeci. Taşıyıcı.

Rocking horse : Atlıkaraca. Salıncaklı at. Salıncaklı oyuncak at.

Turnabout : Ters yön. Dönek. Ters dönme. Dönme. Geri dönüş. Aksi yöne dönüş. Sapma. Döneklik. Aksi görüşe sahip olma.

Carrousel synonyms : luggage carousel, luggage carrousel, carrousels, merrygoround, whirligig, turnabouts, merrygorounds, go round, merry go round, cockhorses, gallopers, roundabouts, conveyor, carousels, carouselle, whirligigs, conveyor belt, roundabout.