Cat nedir, Cat ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Düşman.

Bozuk para.

Cat ile ilgili Cümleler

  • Cat Stevens bir kedi değil. O bir şarkıcı.
  • "The cat says meow" cümlesini beş dile çevirmeye çalıştım ama çevirilerden hiçbiri doğru değildi.

Cat hakkında bilgiler

Catlar, Kuzey Hindistan ve civar bölgelerde yaşayan etnik grup. Cat adı Beluci dilinde "deve çobanı" anlamına gelse de Catların etnik kökenleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak, dil ve bazı özelliklerinden dolayı Hint kabul edilmektedirler. İran'da özellikle Sistan ve Belucistan Eyaleti'nde yaşamaktadırlar. Konuştukları dil olan Catça, Sindhî dilinin bir koludur. İnanç bakımından Sih, Hindu ve Müslümandırlar. Gazne Devleti'nin hükümdarı Gazneli Mahmut, son ve XVII. Hint Seferi'ni, Somnat dönüşünde ordusuna saldıran Catlara karşı yapmış ve Catları mağlup etmiştir. Mahmut, bu seferlerle Catları egemenliği altına alıp Ganj Nehri'ne kadar genişlemiş ve Hint ülkesinde yıllarca sürecek olan Türk hâkimiyetinin temellerini atmıştır.

Cat anlamı, kısaca tanımı

Bakımından : Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre

Bozuk para : Ufak birimlere ayrılmış para, ufaklık, ufak para, bozuk, bozukluk.

Hakimiyet : Egemenlik.

Yıllarca : Yıllar boyu, birçok yıl, senelerce.

 

Müslüman : İslam dininden olan kimse, Muhammedî, Müslim, Müselman, mümin. Doğru, haktan ayrılmaz kimse. İslam dininin kurallarını yerine getiren kimse.

Hükümdar : Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı.

Bu sefer : Bu defa, bu kez.

Seferler : Aydın ili, Akçaova nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Karabük ilinde, Eflâni belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Bilinme : Bilinmek işi.

Sürecek : Eski okullarda yazıları izlemek için çocukların kullandığı mukavva parçası ya da çubuk. Damlardan kar süpürmeye yarayan tahta araç. Ağaçtan yapılmış kapı mandalı. Çocuğu yürümeye alıştırmaya yarayan, tahtadan yapılmış tekerlekli bir çeşit araba, yürüteç. Kapı sürgüsü. Damların üzerine biriken karları temizlemekte kullanılan, sap kısmına dik olarak geçirilmiş uzun bir tahta parça bulunan araç. (Emeğil Pınarbaşı Kayseri).

Edilmek : Etme işine konu olmak, yapılmak.

Yaşamak : Canlılığını, hayatını sürdürmek. Sağ olmak. Varlığını sürdürmek. Oturmak, eğleşmek. Geçinmek. Herhangi bir durumda bulunmak veya olmak. Görüp geçirmek, başından geçmek. ... yaşında bulunmak: On yaşıyor. Hayatını idame ettirmek.

Dönüşün : Dönünce: Dönüşün size de uğrayacağım.

Özellik : Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite.

Dolayı : Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.

Seferi : Yolculukla ilgili olan. Savaşla ilgili olan, hazari karşıtı. Yolculuk sebebiyle dini açıdan kendisine bazı kolaylıklar sağlanan kimse. Yolcu olan. Savaş durumu.

Düşman : Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

 

Edilme : Edilmek işi.

Mahmut : Övülmüş, övülmeye değer.

Müslüm : Bir çeşit kumaş. [Bakınız: Müslim].

Diğer dillerde Casusluk oyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Casusluk oyunu ne demek ? : spy drama