Caul türkçesi Caul nedir

  • File başlık.
  • Başa giyilen ağ.
  • Cenin zarı.
  • Bazen doğumda fetusun başını örten embriyonik zarın parçası.
  • Ev içinde giyilen sıkı başörtüsü.

Caul ile ilgili cümleler

English: Cabbage, cauliflower, broccoli, and Brussels sprouts are all cultivars of the same species.
Turkish: Lahana, karnabahar, brokoli ve brüksellahanası aynı türün çeşitleridir.

English: I like broccoli, but I hate cauliflower.
Turkish: Brokoliyi severim ama karnabahardan nefret ederim.

English: Cauliflower is nothing but cabbage with a college education.
Turkish: Karnabahar üniversite eğitimli bir lahanadan başka bir şey değil.

Caul ingilizcede ne demek, Caul nerede nasıl kullanılır?

Cauldron : Kazan.

Cauldrons : Kazan.

Caulescent : Saplı. Toprak üzerinde sağlıklı ve gelişmiş bir gövdesi olan (botanik terimi).

Cauliflory : Kavliflori. Çiçeklerin doğrudan ana gövdeden çıkması.

Cauliflower : Karnıbahar. Karnabahar. Karnabit.

Caulkers : Kalafatçı. Kalafat cihazı.

Caulking : Macun. Sızdırmazlık. Kalafatlama. Üstüpü. Kalafat. Tıkama. Birleşme noktalarını tıkamak veya çatlak ve ek yerlerini doldurmak için kullanılan su geçirmez malzeme. Dolgu. Silikon. Kalafat etme.

Cauline : Sap (ile ilgili). Sap. Sap ile ilgili.

Cauliflowers : Karnabit. Karnabahar. Karnıbahar.

 

Caulker : Kalafat cihazı. Kalafatçı.

İngilizce Caul Türkçe anlamı, Caul eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Caul ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Velum : İnce zar. Artdamak. Yumuşak damak. Velum. Biyoloji, gramer alanlarında kullanılır. Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen kubbemsi yapıdaki damağın g, k, ğ, n gibi kalın sıradan ünsüzlerin boğumlanmalarında görev alan arka tarafı. damağın yumuşak bölgesi durumundaki art damağın gerideki ucunu oluşturan kısmı, boğaza doğru sarkan küçük dil’dir. karşıtı ön damak’tır. Zar. Damak eteği. Medüzlerde bulunan ve şemsiye yapısının kenarını çember gibi saran örtü. basidyumlu mantarlarda (basidiomycetes) genç basidyokarpları örten yapı. 3.timsahlarda dişin arkasındaki plaka.

Greater omentum : Omentum majus.

Veil : Peçe. Peçe takmak. Saklamak. Perdelemek. Örtü. Peçe ile örtmek. Yıldız resimlerinin alındığı plakların yüzeyinde görülen hafif karartı; gökyüzünün hafifçe aydınlık olmasından ileri gelir. Örterek saklamak. Peçelenme.

Vela : Yelken (takımyıldızı). Zar. Yumuşak damak.

Fetal membrane : Etene. Yavru zarları. Fetal membran.

Embryonic membrane : Amniyon dahil, gelişen embriyoyu saran çeşitli zarlar. Embriyo zarı.

Omentum : Omentum. Bağırsakları saran zar. Epiplon. İç uzuvları örten zar. İç organlara bağlı ya da serbest olan periton katlanması. Bağırsakları örten zar.

Placenta : Eten. Döleş. Plesenta. Son. Döleşi. Plasenta. Döl yatağında, anayla dölüt arasında bulunan, dölütün ve ananın kan damarlarının birbirine yakın bulunduğu, ozmozla besin ve oksijen değişmesini sağlayan damarlı, süngerimsi bir yapı. Memelilerde fetüsün besin gereksinimini karşılamak ve atık ürünlerini atmak amacıyla, korion ve döl yatağı mukozasının birbiriyle birleşmesinden oluşan anneyle fetüs arasında ilişkiyi sağlayan, allantoyis, amniyon ve vitellus keselerinden oluşan geçici bir organ, eş, son, eten, etene, yavru zarları, meşime, plasenta, fetal membran. buradan östrojen, progesteron, gebe kısrak serum gonadotropini, insan koryonik gonadotropini, insan koryonik somatomammotropini, relaksin gibi hormonlar salınır. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Etene.

 

Caul synonyms : gastrocolic omentum, cauls.

Caul ingilizce tanımı, definition of Caul

Caul kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A covering of network for the head, worn by women. Also, a net.