Zar nedir, Zar ne demek

Zar; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • İnce perde ya da örtü.
  • Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper.
  • Car (II)
  • Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılmış olan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı.
  • İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri, çeper.

"Zar" ile ilgili cümle

  • "Çekirdek zarı. Hücre zarı."
  • "Bir tavla zarı kadar küçücük eve / Bir kadın iki çocuk nasıl sığar?" - B. R. Eyuboğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Tırpanla biçilip yere dökülen ekin.

Zar, oyun zarı

Kapı köpeği

Kadınların üste giyindikleri çarşaf.

Yazgı, şans.

Mısır, gübre ve benzeri taşımaya yarayan büyük ve derin sepet.

Herhâlde

Kadınların giydikleri çarşaf.

Küçük köpek cinsi

Kadınların, sokağa giderken başlarına örttükleri yarım örtü.

(Tek başına kullanılmaz) // zar zor: zar zor

Biyoloji'deki anlamı:

Bir dokuyu saran ince tabaka.

Hücre zarı.

Hücre içi organelleri saran kılıf. Membran.

Dokunun çeşitli tabakalarını ayıran kat.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Titreşerek ses üreten ince metal yaprak.

Kimya'daki anlamı:

 

İki farklı fazı birbirinden ayıran ve özel bir tarzda kimyasal türlerin taşınmasını sağlayan selofan, parşömen gibi geçirgen veya yarı geçirgen ince malzeme.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Sestoplarda, sesyayarda üzerine gelen ses dalgaları ya da elektrik akımına uygun titreşimler yapan parça.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Bir yüzeyi örten, bir boşluğun iç yüzünü döşeyen veya iki oluşum arasında bölme oluşturan ince doku tabakası, cidar, çeper, membran.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Hayvansal veya bitkisel bir yapıyı kaplayan veya bir kısmı saran, yumuşak ve ince bir doku tabakası, membran.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Çok ince ve yeğni kabuk ya da katman.

Bilimsel terim anlamı:

Geçirimsiz ya da yarıgeçirgen duvar, ayırma perdesi.

İngilizce'de Zar ne demek? Zar ingilizcesi nedir?:

membrane, diaphragm, diaphfagm, film, skin

Fransızca'da Zar ne demek?:

membrane

Osmanlıca Zar ne demek? Zar Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

gışâ

Zar hakkında bilgiler

Zar; çoğunlukla küp şeklinde, her bir yüzünde 1-6 arası rakamlardan birini temsil eden sayıda nokta bulunan, rastgele sayı üretmeye yarayan araç. Kemik, fildişi, plastik vb. maddelerden üretilir. Genellikle şans oyunlarında veya kura çekmek için kullanılır.

Standart bir zar 6 yüzlü olmakla birlikte daha fazla yüze sahip zarlar da vardır. Standart bir zarda iki karşı yüzdeki sayıların toplamı her zaman 7'ye eşittir. Örneğin; zarın 1'e denk gelen yüzünün karşı tarafı 6, 2'ye denk gelen yüzünün karşısı ise 5'tir.

Zar, bilinen en eski oyun aracıdır. Bilinen en eski zar, MÖ 3. binyıla ait, dört kenarlı piramit şeklinde bir Sümer zarıdır. Bu zar, tam bir set halinde bulunmuş en eski masaüstü oyunlarından biri olan Ur isimli kraliyet oyun setine aittir. Çin'de bulunan MÖ 600 yıllarına ait zarlar ile MÖ 2000 yıllarına ait antik Mısır zarları ise modern standart zar ile hemen hemen aynıdır. Zarlardan bahseden en eski yazılı kayıt ise günümüzden yaklaşık 2 bin yıl öncesine ait Sanskrit destanı Mahabharata'dır.

 

6 yüzlü standart bir zarda her bir yüzün gelme olasılığı 1/6'dır (%16,67).

Zar ile ilgili Cümleler

  • Ali Mary'yi zar zor tanıdı.
  • Dün yataktan zar zor çıkabildim.
  • Ben zar zor nefes alabiliyordum.
  • Yakalanmaktan zar zor kaçtım.
  • Zar zor bekleyebilirim.
  • Zar zor hazırlandım.
  • Zar zor başladık.

Zar anlamı, kısaca tanımı:

Zar gibi : Çok ince, saydam.

Zar almak : Oyunu kazanmak.

Zar atmak : Kader ile oynamak, geleceği için plan uygulamak. henüz başarısını kanıtlamamış biri için önceden olumlu düşünce belirtmek. zarı hızla yuvarlamak. birinin ağzından laf alabilmek için onun düşüncesindeymiş gibi konuşmak.

Zar gelmek : Şansı iyi olmak.

Zar tutmak : İstediği sayıyı getirmek için zarı, atmadan önce parmaklar arasında düzene sokmak.

Zar kesmek : Zarını bozmak.

Zarını bozmak : Atılan zarı karşıdaki oyuncu, eliyle karıştırmak. tavla oyununda oyuncu, yenilmesini yanına oturan kimseden bilmek.

Zar kanatlılar : Arı, karınca vb. eklem bacaklıları içine alan, kanatları zar gibi saydam ve az damarlı olan hayvanlar takımı.

Birinci zar : Yemişlerin derisi, dış kabuk, meyve dışı.

Dış zar : Aynı irilikte olmayan, kütin durumuna gelmiş çiçek tozu tanecikleri.

İç zar : Çiçek tozunu saran iki zardan içte olanı.

İkinci zar : Bitkilerde tohumu örten zarların dıştan ikincisi.

İnce zar : Beyni, omuriliği saran zarların en altta olanı.

Örümceksi zar : Beyni ve omuriliği örten sert zar ile ince zar arasında bulunan ağ gibi ince, seyrek dokulu zar.

Sert zar : Beyni saran zarların en dışta ve en sert olanı.

Sümüksü zar : Burun boşluklarını yutağa kadar kaplayan sümük doku.

Akciğer zarı : Göğüs boşluğunun içini ve bu boşluğun içinde bulunan akciğerin dışını kaplayan ince zar, plevra.

Beyin zarı : Beyni üst üste saran zar, korteks.

Göz zarı yangısı : Kornea hariç göz kapaklarının iç yüzü ile göz küresinin ön yüzünü örten zarda oluşan iltihap, konjonktivit.

Göze zarı : Hücreyi saran zar.

Karın zarı : Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar, periton.

Kemik zarı : Kemikleri kapsayan beyazımsı ve sedef renginde zar.

Kızlık zarı : Cinsel ilişkide bulunmamış kızların döl yolunu kısmen kapayan zar, himen.

Kulak zarı : Dış kulakla orta kulağı birbirine bağlayan zar, kulakdavulu.

Tohum zarı : Tohumu dıştan sararak onu koruma altına alan zar.

Yumurta zarı : Yumurtanın kabuğuyla akını birbirinden ayıran ince zar.

Cıvalı zar : Bir yüzü ağır olacak biçimde yapılmış, hileli zar.

İnce : Zayıf. Tiz (ses), pes karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Taneleri ufak, iri karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Hafif, gücü az.

Perde : Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Doğruyu görmeye engel olan şey. Katarakt. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Seste pes perde. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Örtü : Yapılarda çatı, dam. Örtmek için kullanılan şey, vualet.

Car : Kadınların örtündükleri çarşaf, zar. Tehlike durumu. Çağrı, tellal ile duyurma. İlan.

Zar boşluk : (karşılık: zar labirent), (Lat. labyrinthus = dehliz, boşluk),: İç-kulakta, iç-sıvı ile dolu olan bir takım kese ve kanallardan yapılmış bulunan bir boşluk olup kemik boşluk içine yerleşmiştir.

Zar dutunmak : Çarşaf giyinmek, çarşaflanmak

Zar elektrot : Cevabı, ince bir zarın her iki tarafındaki iyon değişiminden kaynaklanan bir indikatör elektrot.

Zar hücum kompleksi : Hedef hücre zarına girerek delikler oluşmasına ve hücrenin erimesine yol açan C5b-C9 kompleman elemanları kompleksi, MAC.

Zar kemik : Derinin dermis tabakasından gelişen kemik. Dermal kemik. Derinin dermis tabakasından gelişen kemik, dermal kemik.

Zar kesecikleri : Ökaryot hücrelerde plazma zarından, endoplâzmik retikulum ya da Golgi kompleksinden meydana gelen küçük kesecikler. Ökaryot hücrelerde plazma zarından, endoplazmik retikulum veya Golgi kompleksinden meydana gelen küçük kesecikler.

Zar labirent : [Bakınız: zar boşluk] İç kulakta kemik labirent içine yerleşmiş içi sıvı ile dolu olan zarsı kese ve kanallar.

Zar potansiyeli : Canlı hücrede plazma zarında bulunan elektrik potansiyel farkı. Zarın sitoplazma tarafı dışa göre daha negatif olup zardan iyonların geçişi sırasında bu elektrik yükü değişerek elektrik potansiyel farkı oluşur ve Ökaryot hücrelerde zardaki Na+K+ATP az faaliyeti ile bu fark devam ettirilir. Biyolojik zarlar arasındaki elektrik potansiyelindeki farklılık. Çoğu kez mikroelektrodun yerleştirilmesiyle ölçülür.

Zar proteini : Biyolojik zarların yapısına giren, zarın dış ya da iç yüzeyine bağlı olabilen (periferal protein) ya da zarın lipit tabakasına az ya da çok nüfuz eden, zarı kateden (integral protein) herhangi bir protein. Biyolojik zarların yapısına giren protein.

Zar taşıma : Özgün bir zar proteini, bir taşıyıcı aracılığıyla polar bir maddenin zardan geçişi.

Diğer dillerde Zar anlamı nedir?

İngilizce'de Zar ne demek? : [Zar] n. czar, tzar, title of Russian emperors before the Bolshevik Revolution

n. czar, tsar, emperor of Russia before the revolution

n. czar, tzar, emperor; emperor of Russia before the revolution

Fransızca'da Zar : membrane [la]; pelure [la]; dé [le]

Almanca'da Zar : n. Integument, Würfel

Rusça'da Zar : n. оболочка (F), перепонка (F), плева (F), мембрана (F), пленка (F), кожица (F), кора (F), грибница (F), сумка (F)