Akciğer zarı nedir, Akciğer zarı ne demek

Akciğer zarı; bir anatomi terimidir.

  • Göğüs boşluğunun içini ve bu boşluğun içinde bulunan akciğerin dışını kaplayan ince zar, plevra

Akciğer zarı hakkında bilgiler

Akciğer zarı, (pleurae ya da plevra) akciğeri çevreleyen zarımsı iki dokudan oluşur. Dış zar göğüs duvarına bağlıdır (pariteal pleura) içteki ise akciğere ve diğer iç dokulara bağlıdır (visceral pleura). Bu iki zar arasında "zar boşluğu" adı verilen ince bir boşluk bulunur. Bu boşluk akciğer tarafından üretilen bir sıvı ile doludur.

Akciğer zarı anlamı, tanımı:

Göğüs : Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı. Bu bölümün içindeki organlar. Meme. Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine.

Akciğer : Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

İnce : Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Ayrıntılı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Zayıf. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.

 

Çevre : Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Yağlık. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.

Duvar : Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Sonuç alınamayan yer. Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Engel.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Boşluk : Eksiklik, yoksunluk duygusu. Boş olan yer. Boş geçen süre. Boş olma durumu. Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Kesinti, kopukluk.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yön, yan, doğrultu. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Dolu : Bir yerde sayıca çok. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). Bir duygunun güçlü etkisinde olan. Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Boş vakti olmayan, meşgul. İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). İçki doldurulmuş bardak.

 

Diğer dillerde Akciğer zarı anlamı nedir?

İngilizce'de Akciğer zarı ne demek? : n. pleura

Almanca'da Akciğer zarı : Brustfell