Cautioning türkçesi Cautioning nedir

Cautioning ingilizcede ne demek, Cautioning nerede nasıl kullanılır?

Caution board : İhbar işareti.

Caution money : Teminat. Geçici inanca. Depozito. Geçici inanca olarak yatırılan para ya da bankalarca geçici inanca karşılığı verilen yazılım. Teminat parası. Geçici teminat. Muvakkat teminat. Kefalet.

Throw caution to the wind : Riske girmek. Tedbirli davranmaktan vazgeçmek. Risk almak. İhtiyatı elden bırakmak.

Exercise caution : Özenli olmak. Tetikte olmak. Dikkatli olmak.

Caution : Tembihlemek. İhtar vermek. İkaz etmek. Temkin. İhtar etmek. Dikkatini çekmek. İhtiyat. Korunu. Yürüyüş yarışlarında, yerle aralıksız dokunma kuralından uzaklaşan yürüyüşçüye, yargıcının bir kez olmak üzere ak bayrak kaldırarak yaptığı uyarı. Sakınma.

Cautionary : İhtiyati. Ders veren. Uyarı niteliğinde. Uyaran. Uyarıcı. İkaz edici.

Cautioner : İkaz eden kimse. Uyarıcı. Kefil. Teminat veren. Uyaran kimse.

Air raid precaution : Hava saldırısı dorumunda alınan önlemler. Hava saldırısı korunma önlemi. Pasif korunma önlemleri.

Cautionary tale : Eğitici öykü.

Cautioned : Tembih etmek. Dikkatini çekmek. İhtar etmek. Uyarmak.

İngilizce Cautioning Türkçe anlamı, Cautioning eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Cautioning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caginess : Gizlilik. Sır tutma. Ketumluk. Tedbir. Ketumiyet.

Enjoin : Takyit etmek. Mahkeme emriyle men etmek. Emretmek. Buyurmak. İstemek. Empoze etmek. Engellemek. Yasaklamak. Menetmek.

Sobrieties : Ağırbaşlılık. Ciddiyet. Ilımlılık. İçkinin etkisi altında olmama. Gösterişsizlik. Ayıklık. Süssüzlük. İtidal. İmsak.

Allotment : Tahsis. Arsa payı. Kiraya verilen küçük arazi. Ödenek. Parselleme. Pay etme. Tahsisat. Bölüştürme. Pay. Paylaştırma.

Notifying : Tebliğ. Haber vermek. Tebliğ etmek. Bildirmek.

Discretion : Sağduyu. Tedbir. Aklıselimlik. Takdir. Kibarlık. İncelik. Ağzı sıkılık. Sağduyulu olma. Naziklik.

Awakens : Teyakkuz etmek. Uyanmak. Uyandırmak. Dirilmek. Kışkırtmak. Farkına varmak. Canlanmak. Gözü açılmak.

Exhort : Hararetle öğütlemek. Teşvik etmek. Hareretle öğütlemek. Tavsiye etmek. Yüreklendirmek. Cesaret vermek. Öğüt vermek.

Cautioning synonyms : alert to, awarn, awaken, expostulate with, cautiousness, reprehended, forewarn, alarm, parcelling, advise, attract attention, awakened, self possession, advise against, give warning, admonishes, advises, gripped, interest, admonished, notifies, engage attention, backlogs, alerts, stabilities, reprehending, attention, cautioned, arrest, charge, absolute discretion, admonish, dignity.