Caveson türkçesi Caveson nedir

  • Atları eğitmek için hayvanın burnu üzerine konan harves türü.

Caveson ingilizcede ne demek, Caveson nerede nasıl kullanılır?

Caves of beit guvrin : Tel aviv'in (ısrael) güneyinde antik mağaralar.

The caves of prehistoric man : İsrail'de hayfa'nın karmel bölgesindeki mearot çayında bulunan tarih öncesi mağaralar. Tarih öncesi insanların mağaraları.

Until the roof caves in : Son ana kadar. Mümkün olan son noktaya kadar. Dünya başına yıkılana kadar. Son dakikaya kadar. Sonuna kadar.

Qumeran caves : Kumeran mağaraları. İsrail'deki ölü deniz'in yanındaki mağaralar (1947'de ölü deniz parşömenleri'nin keşfedildiği yer).

Caves : Mağaralar. Mağara. Siyasi partiden kopan grup. Siyasi partiden kopma. İn.

Cave dwelling : Yeraltı yerleşmesi. Kireçtaşı, kumtaşı, püskürük, tüf, lös gibi kayaçlar içinde doğal olarak açılmış ya da insan eliyle düzenlenip hazırlanmış bir tür yerleşim yeri.

Cave in : Teslim olmak. Moralman çökmek. Oymak. Göçertmek. Yıkılmak. Göçürmek. Kazmak. Göçmek. Açmak. Çökmek.

Concaves : Iraksak. İçbükey yüzey. İçe bombeli. Konkav. Oyuk. İçbükey. Çukur. Obruk. Konkav.

Cavesson : Koşum.

Cave of machpelah : Hebron'da geleneksel olarak musevi ulusun başpapazlar ve rahiplerinin gömülü oldukları düşünülen bir mağara. Machpelah mağarası.

 

İngilizce Caveson Türkçe anlamı, Caveson eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Caveson ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wear : Takmak. Kullanılma. Elbise. Dayanıklılık. Kullanma. Giyim eşyası. Filmin çeşitli sinema aygıtlarında çok kullanılmasından doğan aşınma ve eskime. Aşınma. Giyme. Aşınmak.

Flop : Güme gitmek. Hiçbir sanat değeri taşımayan, düşük nitelikte film; başarısız film. Başarısızlığa uğramak. Birden sertçe bırakıvermek. Düşüvermek. Kötü film. Cup diye düşmek. Devrilmek. Çırpınmak. Suya düşmek.

Break : İflas etmek. Koparmak. Teneffüs. Kırma. Patlamak. Sona ermek. Ağarmak. Söylemek. Kontrol etmek. Yenmek.

Abandon : Çıkıp gitmek. Başından atmak. El etek çekmek. Dayandırmak. Bırakmak. Bırakma. Kendini tamamıyla vermek. Durdurmak. Coşku.

Implode : Şiddetle içeriye doğru çekmek. İçeriye patlatmak. İçeriye patlamak.

Sink : Feragat etmek. Kazmak. Lavabo. Dalmak. İnmek. Durumu bozulmak. Lağım. Dolin. Batırmak. Alıcı.

Buckle : Yer yer kabarmak. Yamulmak. Eğilmek. Kopça. Çökmeye başlamak. Toka. Yamultmak. İliştirmek. Bükmek. Kopçalamak.

Collapse : Çöktürmek. Çökertme. Yıkım. Bozulmak. Katlanmak. Yığılmak. Çöküş. Kollabe. Katlamak. Yıkılmak.

Change : Para bütünlemek. Ufak para. Bozdurmak. Dönüşmek. Bozmak. Değişmek. Üzerini değişmek. Çoğunlukla liradan küçük ufak madeni para. Yer değiştirme. Değiştirmek.

Burst : Had safhaya gelmek. Ortaya çıkmak. İnfilak etmek. Kağıt ayırmak. Boşanmak (gözyaşı). Patlama. Patlak vermek. Fışkırmak. Fırlamak.

 

Caveson synonyms : founder, slump, crumple, fall in, give up, dress, get dressed, give way, go off, slide down, give.

Caveson zıt anlamlı kelimeler, Caveson kelime anlamı

Explode : Kırılmak. Patlak vermek. Çürütmek. Yanlış olduğunu göstermek. Aksini ispatlamak. Bozmak. Köpürmek. İnfilak etmek. Patlamak. Yıkmak.

Stay : Dayanmak. Kalış. Oyalanmak. Kalmak. Sürdürüp tamamlamak. Germek. Sabitlemek. Bırakmamak. Geciktirmek. Geçiştirmek.

Undress : Gündelik elbise. Ev elbisesi. Sargısını açmak. Dökülüp saçılmak. Soyunmak. Giysilerini çıkarmak. Soymak. Elbiselerini çıkarmak. Üniforma.