Chapters türkçesi Chapters nedir

Chapters ile ilgili cümleler

English: I read a couple of more chapters before I went to sleep.
Turkish: Uyumaya gitmeden önce birkaç bölüm daha okudum.

English: Skip the boring chapters.
Turkish: Sıkıcı bölümleri geç.

English: I've read only the first three chapters.
Turkish: Sadece ilk üç bölümü okudum.

English: I only read the first four chapters.
Turkish: Sadece ilk dört bölümü okudum.

English: The book is missing chapters 2, 5, and 13.
Turkish: Kitabın ikinci, beşinci ve on üçüncü bölümleri eksik.

Chapters ingilizcede ne demek, Chapters nerede nasıl kullanılır?

Heads of chapters : Bölüm başlıkları. Konu başlıkları.

Subchapters : Alt bölüm.

Chapter and verse : Bir alıntıya vb atıfta bulunmak. Bir konuya ait tüm ayrıntılar veya gerçekler veya noktalar. Kanıtlarla doğruluğunu savunmak. Kaynak. Bir pasaja yapılan gönderme.

Chapter eleven : On birinci bölüm. Xı. bölüm. Bölüm xı. Birleşik devletler'de iflas ile ilgili olan ve borç kurbanlarına şirketlerini yeniden düzenleme ve borçlarını ödemek için bir ödeme planı hazırlama olanağı veren yasa. İflas.

Chapter heading : Bölümlerin başlıkları. Bölüm başlığı. Kısım başlığı.

 

Chapter one : Birinci bölüm.

Chapter headings : Bölümlerin başlıkları. Kısım başlığı. Bölüm başlığı.

Fifth chapter : Bölüm 5. Beşinci bölüm.

Include chapter number : Bölüm numarasıyla. Bölüm numarası ile birlikte.

Chapter starts with style : Bölüm başlangıç biçemi.

İngilizce Chapters Türkçe anlamı, Chapters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chapters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inquiry : Soru. Soruşturma. Bir konuyu sorular sorup yanıtlar vererek araştırma. Danışma. Anket. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Sorgu. Sondaj. Sorgulama.

Section : Kesim. Bölme. Bilgisayar, biyoloji, eğitim alanlarında kullanılır. Bir okul ya da üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan alt-birimlerinden her biri. bir üniversite ya da yüksek okulu oluşturan başlıca yönetim birimlerinden her birine verilen ad. Alt şube. Dal. Parça. Kesit. Şube.

Textual matter : Basılacak metin.

Allusion : Bir olayı ya da imgeyi anımsatacak bir sözü bilerek söyleme. Kinaye. İmleme. İma. Dokundurma. Laf çaktırma. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Taş. Bir olayı hatıra getirecek bir sözü, bilerek söyleme. Zikir.

Category : Tabaka. Kesim. Tür. Sınıf. Nesnel gerçekliğin ve bilginin en genel ve temel özelliklerini, yanlarını ve ilişkilerini yansıtan temel kavramların, her biri. Ulam. Grup. Kategori. Nitel bölüm. Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Cantle : Köşe. Eyerin arka kaşı. Parça.

Parlayed : Faydalanma. Birden fazla karşılaşma üzerine yapılan bahis. Değerlendirmek. Kazandığını sonraki yarışa oynama. Konuşmaya girmek. Kazandığını sonraki yarışa yatırmak. Bir sonraki yarışa yatırmak (kazanılan parayı). İstismar. Yönlendirmek.

 

Act : Etki. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Davranmak. Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. Hareket etmek. Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Yasa. Edim. Oynamak (rol). Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi.

Cantel : Eğerin genellikle yukarı doğru kıvrık arka kısmı. Parça payı (ayrıca cantle). Köşe.

Talking : Konuşuyor. Sesli film. Sesli (film). Konuşkan. İkaz. Konuşan. Konuşma.

Chapters synonyms : chin music, capita, doled, compartments, subdivision, division, betting, gaging, yak, parlay, gage, caput, talk, sections, compartment, cantles, idle talk, allusions, discussions, text, categories, cackle, department, yack, departments, discussion, parlaying, episode, contingent, chaptering, fascicle, bet, dole.