Choking türkçesi Choking nedir

Choking ile ilgili cümleler

English: Ali grabbed Mary by the throat and started choking her.
Turkish: Ali Mary'yi boğazından yakaladı ve onu boğmaya başladı.

English: You're choking me.
Turkish: Beni boğuyorsun.

English: I'm choking!
Turkish: Boğuluyorum!

English: See how Lenny can swallow an entire hot dog without chewing or choking? That's why upper management loves him so much.
Turkish: Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğini görüyor musun? O, üst idarenin onu neden çok fazla sevdiğidir.

English: Ali is choking to death.
Turkish: Ali boğularak ölüyor.

Choking ingilizcede ne demek, Choking nerede nasıl kullanılır?

Choking coil : Tıkama bobini. Şok bobini.

Choking up : Tıkama.

Choking voice : Kısık ses. Yumuşak ve inişli çıkışlı olmasından dolayı duymakta zorlanılan ses.

Chokingly : Tıkanarak. Boğar bir şekilde. Bunaltıcı veya boğucu bir şekilde. Boğucu bir tarzda.

Adiadochokinesis : Adiyadokokinez.

Diadochokinetic : Karşıt hareketleri aralıklı olarak yapabilme becerisiyle ilgili (örneğin kasları esnetme ve gevşetme).

Diadochokinesis : Alternatif kas hareketlerini yapabilme becerisi (örneğin esnetme ve gevşetme).

Choke : Baskılamak. Boğazını sıkmak. Durdurmak. Boğulma. Boğulmak. Bastırmak. Boğarak öldürmek. Kodes. Boğma. Tıkamak.

 

Chokier : Boğucu. Tıkayan.

Choke coupling : Şokla bağlama. Boğucu bobinle bağlama.

İngilizce Choking Türkçe anlamı, Choking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Choking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boring : Bıktıran. Delik. Tuzsuz. Can sıkıcı. Sıkıcı. Usandırıcı. Bayıcı. Sondaj. Bıktırıcı.

Asphyxiation : Nefes alamama. Oksijensiz kalma. Boğulma. Asfiksasyon. Havasızlıktan boğulma. Soluyamama. Soluk alamama.

Blocking up : Engelleme. Önleme. Köstekleme. Kapama. Kapatma.

Muggy : (hava) kapalı. Sıkıntılı (hava). Boğucu hava. Kapalı. Nemli. Bunaltıcı. Sıcak ve rutubetli.

Jar : Çatışmak. Bira bardağı. Titretmek. Çatlak ses. Gıcırtı. Kavanoz. Sarsılma. Sırıtmak. Sarsılmak.

Impacts : Etki. Darbe. Çarpışma. Çarpma. Vuruş.

Solid : Sağlam. Katı yiyecek. Üç boyutluluk. Dayanıklı. İçinde boşluk olmayan. Sıkı. Masif. Katı cisim. Güvenilir. Bilgisayar, fizik, gitar, kimya alanlarında kullanılır.

Stuns : Sersemletmek. -i çok şaşırtmak. Şaşırtmak. Afallatmak. Şok etkisi yaratmak (birinde). Şoke etmek. Şaşkına çevirmek. Sersemleme.

Attenuation : İnceltme. Bir çevrimde, bir akımmıknatıssal alanda güç yitiğinin desibel olarak ölçüsü. Zayıflama. Bilgisayar, fizik, nükleer enerji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir sesin gürlüğünün zaman zaman azalması ya da yitmesi durumu. Zayıflatma. Bir patojenin bağışıklık oluşturma yeteneğini değiştirmeden hastalık oluşturma yeteneğinin azaltılması. Hafifletme. Söndürme.

 

Attenuations : İnceltme. Hafifletme. Azaltma. Zayıflatma. Cılızlama. Söndürme. Zayıflama. Azalma.

Choking synonyms : strangulations, occluding, suffocation, blocking, curtailments, blockage, stifling, embolisation, chokier, shock, stuffing, asphyxiating, concussions, embolization, congestion, cardiovascular collapse, cataplexy, incarceration, jammers, inundation, chokes, reducing, consternation, being clogged, choke, scrimping, dimming, incarcerations, stranglings, jammer, obstruction, jars, smothering.

Choking ingilizce tanımı, definition of Choking

Choking kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Producing the feeling of strangulation. That chokes.