Jar türkçesi Jar nedir

Jar ile ilgili cümleler

English: Ali unscrewed the cap and handed the jar to Mary.
Turkish: Ali kapağı açtı ve kavanozu Mary'ye uzattı.

English: Ali hid the gun in the cookie jar on top of the refrigerator.
Turkish: Ali silahını buzdolabının üstündeki kurabiye kavanozuna sakladı.

English: My jar is leaking.
Turkish: Benim kavanozum sızıntı yapıyor.

English: Could you open this jar for me?
Turkish: Bu kavanozu benim için açabilir misin?

English: Ali picked up the jar and read the label.
Turkish: Ali kavanozu aldı ve etiketi okudu.

Jar ingilizcede ne demek, Jar nerede nasıl kullanılır?

Jar of pickles : Turşu kavanozu. İçine turşu konulan cam kap.

Jar on : Sinirlendirmek. Tırmalamak.

Jar on someone : Birini delirtmek. Sinirine dokunmak. Birini çıldırtmak. Birini deli etmek. Birini çok sinirlendirmek.

Jar upon : Sinirlendirmek.

Jar with : Çatışmak. Ters düşmek.

Jam jar : Araba. Reçel kavanozu.

Glass jar : Cam kavanoz. Geniş ağzı olan camdan yapılmış kap.

Baloon jar : Alt kısmı geniş ve şişkin, üst kısmı ince boyunlu, altı düz veya yuvarlak olan cam laboratuvar malzemesi. Balon.

 

Mason jar : Cam turşu kavanozu.

Earthenware jar : Küp.

İngilizce Jar Türkçe anlamı, Jar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pulsates : Kalp atışlarıyla ahenkli bir şekilde dolaşmak (kan damarlarda). Titreşmek. Nabzı atmak. Atmak. Zonklamak. Nabız gibi atmak. Çarpmak (nabız gibi). Çarpmak (yürek). Titremek.

Circulatory collapse : Dolaşım kollapsı.

Coinciding : Aynı zamana rastlayan. Aynı zamana denk gelmek. Aynı zamanda meydana gelen. Uymak. Tutarlı olmak. Rastlamak. Denk gelmek. Uygulama.

Wabble : Sallamak. Titreme. Tereddüt. Titremek. Sallanma. Tereddüt etme. Sallanmak. Sendelemek. Sendeleme. Sallantı.

Clacked : Tıkırtı. Gıcırdamak. Gevezelik etmek. Çatırtı. Takırdamak. Tıkırdatmak. Tıkırdamak. Çatırdamak. Laklak etmek (argo terim).

Lid : Yasak. Gözkapağı. Engel. Mani. Menteşeli veya bağlantısız kapak. Başlık. Kapak.

Wapper : Vurucu. Aşağı yukarı hareket ettirmek. Vuran (eski kullanım). Vurmak için kullanılan şey.

Anger : Sinir. Kızgınlık. Hiddet. Öfke. Öfkelendirmek. Kesici ağzı, talaş iletici kanalları ağacı delecek özellikte delme aracı. Ağaç delgisi. Darıltmak. Fitil vermek.

Choking : Boğucu. Boğma. Kısma. Tıkama. Tıkanma. Dolma.

Coincide : Rastlamak. Kesişmek. Bir olmak. Çakışmak. Uymak. Denk gelmek. Aynı ana denk gelmek. Tutarlı olmak. Örtüşmek.

Jar synonyms : cooky jar, canopic vase, cookie jar, coincides, bust up, brawling, conflict, mason jar, affraying, schooners, be in conflict, flutters, beaker, feuding, jolt, contravene, vase, shakes, blowup, vibration, convulsion, scrape, raspings, pulsated, bump, show up, discomfiting, creaks, shaking, quaking, broil, concussion, jouncing.

 

Jar zıt anlamlı kelimeler, Jar kelime anlamı

Stand still : Hareket etmemek. Hareketsiz durmak. Kıpırdamamak. Kımıldamadan durmak. Kımıldamamak. Hareketsiz kalmak.

Jar ingilizce tanımı, definition of Jar

Jar kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To jar one`s faith. To sound harshly or discordantly. To shock. As, to jar the earth. As, the jar of a train. The jar of harsh sounds. To cause a short, tremulous motion of, to cause to tremble, as by a sudden shock or blow. A discord. A rose jar. As, the notes jarred on my ears. To shake. A shake. A harsh sound. A rattling, tremulous vibration or shock. A turn. To give forth a rudely quivering or tremulous sound. A deep, broad-mouthed vessel of earthenware or glass, for holding fruit, preserves, etc., or for ornamental purposes. As, a jar of honey.